Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Hüseyin Ağaoğlu

Hüseyin Ağaoğlu

RIZA GÖSTERMEK...

Türkçede bir atasözü vardır. “Kimsenin ettiği yanına kalmaz”

Anlamı: Kötülük yapanlar gün gelir yaptıklarının cezasını çekerler.

Kötülüklerin karşılıksız kalacağı hiç bir zaman düşünülmemelidir.

Sosyal manada kötülük: kendi menfaat ve çıkarlarını bir veya birden fazla kişinin, topluluğun ya da gurubun çıkar ve menfaatlerinden üstün tutması ya da kendi çıkar ve menfaatleri için diğerlerinkini yok saymasıdır...

Bu durumu bir sosyal teşbihle anlatacak olursak konun önemi daha da anlaşılır bir manaya kavuşacaktır...

Bir insan, kendi parasıyla kendine bir şey alacaksa önce fiyatına, sonra kalitesine bakar.

Bir insan, kendi parasıyla bir başkasına bir şey alacaksa önce fiyatına, sonra kalitesine bakar.

Bir insan, bir başkasının parasıyla kendine bir şey alacaksa sadece kalitesine bakar.

Bir insan, bir başkasının parasıyla bir başkasına bir şey alacaksa ne fiyatına, nede kalitesine bakar.

Bu teşbih aslında toplumsal bir deneydir.

Milli menfaatlerimizi korumanın yolu kendimiz için istediğimizi bir başkası için istemektir. Meseleye bu açıdan bakmaktır. Aksi takdirde birileri çalar birileri oynar bizde bakarız. Kimse kimseyi uyarmaz kimse kimsenin umurunda olmaz.

“Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”hadisi bu konuda bizi zaten uyarmaktadır...

Banenecilik bireyde başlar, önü alınmazsa toplumsal bir depresyona dönüşür.

 

Son günlerde dünyanın gündemine bomba gibi düşen...

Ülkemizde meydana gelen, bir başka ülkede davası görülen, bir takım rüşvet ve yolsuzluk ile ilgili iddiaların konuşulduğu, davasının görüldüğü sanığın tanık yapıldığı, rüşvet ve yolsuzluk iddiaların ortaya atıldığı kirli çamaşırların ulu orta saçıldığı, iddia sahibi ülke olan ABD’nin; başka ülkelerle ilgili aldığı yaptırım kararı ambargosunu delen kişilerin, bu ülkeyle(İran) Altın ticareti yaptığı, ticaretin yapıldığı ülkenin(Türkiye) kamu bankaları aracığıyla ile bu ülkelere para transferleri gerçekleştirildiği, ABD’nin bu ülke için (İran) aldığı yaptırım kararlarını içeren ambargosunun bu vasıtayla delindiği ve ticaretin yapıldığı ülkenin (Türkiye) kamu bankalarında ki işlemlerinin sorunsuz ilerlemesi için ilgili kamu bankasının üst düzey yöneticilerine ve bazı bakanlarına da verildiği iddia edilen rüşvet ve yapılan yolsuzluklarla ilgili taraf olunan dava.

 

İran’la, Türkiye arasında Altın ticareti sonrasında yapılan para transferleri, ambargoyu uygulayan ülke ABD tarafından fark edilince ve sonrasında hayırsever iş adamı Reza soluğu Amerika’da alınca, o ülkenin makamlarıyla daha önceden anlaşarak itirafçı olmayı kabul etmesinin anlaşılması üzerine yetkililer tarafından yapılan yorumlarsa; Reza’nın bir İran ajanı olabileceği şeklindeydi. Yine bir atasözü geliyor akıllara “görünen köy kılavuz istemez.”

Reza’nın bu ülkeye gelişi, aniden İranlı zengin bir iş adamı olarak ortaya çıkışı,devlet protokolüne kadar girerek bakanlarla işbirliği yapacak kadar samimi ilişkiler kurması aslında bir şaibeyi ortaya koymakta...

O şaibe; bakanların da içinde olduğu, bu şahsın İran’la yaptığı altın ticareti hakkında ki mahkemede yaptığı itiraflarıydı. Bu itiraflardan sonra iddianın merkezinde ki bakanlara ve bankanın genel müdürüne ve birçok kişiye rüşvet verdiği iddiasın da bulunmasının ardından Reza’nın Türkiye’de ki bütün mal varlıklarına el konmasıydı. Bu durum bir başka değimi akla getiriyordu “geçti borun pazarı sür eşeğini Niğde’ye.”

Yani el yaptı yapacağını.

Bizim ülkemizde de nefsine, dünya şehvetine zaafı olan bürokratlar ve bakanlarımız sayesinde 26 yaşında ne idüğü belirsiz, biranda mantar gibi ortaya çıkan, devlet protokolünün içine kadar sızan, sözüm ona iş adamı bozuntusu sahtekârın şarlatanlığı koskoca Türkiye’yi düşmanları karşısında açıkta bırakmaya yetti.

Şimdi! Ülkesini seven bir vatandaş olarak; biz bu durumda “sütten çıkmış ak kaşık” olsak da bu kadar iddialardan sonra daha dün TV programlarında, Türk bayrağı arkasında, ulusal bir TV kanalı karşısında;17 Aralık yolsuzluk operasyonu sonrasın da tutuklanıp serbest bırakılmasının hemen ardından bu zatın milyonların gözünün içine baka baka kendini aklamasına müsaade edilmesinin ve bu zatın olanca pişkinliğiyle yaptığı ticaretin haram mı? Helal mi ya da yasal mı? Olup olmadığına aldırmadan anlattığı “üzümünü ye bağını sorma” anlamına getirdiği cümlelerinin, bir de kendisinin bu ticari manevralarıyla, Türkiye’nin cari açığının yüzde on beşine denk gelecek bütçe açığını kapattım demesinin neyine Rıza göstereyim.

Saygılarımla…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.