istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Metin Savaş Güleç

Metin Savaş Güleç

AYŞE TATİLE ÇIKSIN

Takvimler 21 Temmuz 1974’ü gösteriyordu. Fahriye Hanım, penceresinin kenarında üzeri iğne oyalı dantelle kaplı radyosunu açtı. Günün son haberlerini dinlemek için birkaç dakika hışırtılar arasından TRT radyoyu bulmaya çalıştı. En temiz sesi bulduğuna kanaat getirince şöyle arkasına yaslanıp yurttan haberleri dinlemeye başladı. Üzüntülerin de mutlulukların da ortak olduğu o zamanlar ki Türkiye’mde günün haberleri hiç de iç açıcı değildi. “Ayşe tatile çıksın.” parolası ile Türk ordusu Kıbrıs’a çıkarma yapacaktı. Her yurdum insanı gibi o da heyecanlandı. Bu heyecan ertesi sabaha yeni bir hayat getirdi.

İşçi, sol görüşlü, haksızlığa tahammül edemeyen bir babadan; 9 yıl bir bilfiil  yatalak kayınvalidesine bakıp bir of bile demeyen bir anneden olan Murat Yılmaz, 22 Temmuz 1974’te Aybastı’da dünyaya gözlerini açtı.

Haliyle çocukluk yılları 80 ihtilaline denk geldi. Adliye kâtibi rahmetli Tahsin Şeysoy’un çocukları ile ilk boyama kitapları sokak duvarlarıydı. Yıllar sonra yasa dışı sloganlar yazdığının farkına vardı.

Al yanaklı, yüzünde çil çil yayla yanığı, mavi gözlü, uzun ve sarı saçlı olması güzel bir kız çocuğunu andırıyordu. Bu nedenle ona kız diye takılanlara yamalı bahçıvan pantolonunu indirip erkek olduğunu ispatlamaktan hiç çekinmedi. Kümbette toplayıp yediği midyelerin, tok karnına içine girip çimdiği mendereslerin dili olsa da konuşsaydı. Kısacası yaylada babaannesiyle geçirdiği çocukluk yıllarını hiç unutamadı.

Kişiliğinin ve karakterinin gelişmesinde anne babası kadar ilkokul öğretmeni Talip Ekiz’in de büyük etkisi oldu. Benim de öğretmenim olan Talip Hoca’ma fırsat bulmuşken teşekkür etmeyi bir borç bilirim.

Gel gelelim asıl meseleye. Her şey ilkokul üçüncü sınıfta, halk oyunları ekibinde görevli bir memur kızına platonik bir aşk hikâyesi ile başladı. (Seninle ne kadar da çok ortak özelliğimiz varmış Murat Ağabey). O zamanlar platonik kelimesi bulunmadığı için karşılıksız sevdaları tanımlamak zor işti. Tanımlasan da karşılıksız oluverişine bir katkısı da yoktu zaten.  Her neyse kız kısa bir süre sonra gitse de Murat’ın sırf kızın gönlünü kazanmak için katıldığı halk oyunu ekibinden kopması imkânsızdı. 8 yaşında yakalandığı bu sevda artık platonik değildi. Gerek halkoyunu gerekse Murat ta o zamandan bu zamana birbirlerine deli gibi âşıklardı. Ne tek bir kavgaları oldu ne de bir an ayrılıkları.

Halk oyunu, onun sosyalleşmesinde ve kendini ispatlamasında en büyük kozuydu. Lise yıllarında Okul Müdürü Temel Yılmaz, spor odasının anahtarını beden eğitimi öğretmeni yerine ona verecek kadar güveniyordu. Halk oyunu ile başladığı serüveni tiyatro, basketbol, voleybol, futbol, atletizm ve bando takımı derken adeta bir okul temsil yüzü olmuştu. Bir 19 Mayıs resmigeçidinde elinde asası ile Aybastı Lisesinin başında takıma zafer işareti yapar gibi iki numaralı marşı gösterirken göğsünü kabartıp vücudunu kemik gibi yaparak ufka doğru bakması yok mu, hiç unutamam o anı.

Bir unutamadığım anı da Aybastıspor macerasıydı. 10 yıl hizmet verdiği Aybastıspor’da kimlerle oynamadı ki; Abdi, Muammer, İhsan Hoca, Özden, Mete, İsmail Hoca, Zafer ve daha niceleri…

Lakin özüm dediği, kutsal saydığı topraklardan her yetenekli genç gibi onun da ayrılma vakti gelmişti. Aybastı Halk Eğitimi Merkezinde halk oyunu eğitmenliğini bırakıp çoluğunun çocuğunun istikbali için göçmek zorunda olduğu Almanya’ya giden sayısız bedenden biriydi. Fakat o Almanya’ya sadece bir beden olmadığını en kısa zamanda ispatladı.

Aybastı Halk Eğitimi Merkezi sanki onu Almanya’ya görevlendirmişti. “Nerede kalmıştık.” dedi. “Ya bismillah!” diyerek işe koyuldu. Önce özünü yitirmiş, kültürünü kaybetmeye başlamış gençlerden başladı. Türk kültürünü gençlere aktarmak için canla başla adeta savaştı. Geceleri fabrikada çocuklarının rızkı için çalışırken, gündüzleri gurbetçi Türk gençliğine gönülden hizmet veriyordu. Neredeyse gösteri yapmadığı, bağrından çıkarıp sahnede al bayrağı sallamadığı Avrupa ülkesi, şehri kalmamıştı. Uluslararası yarışmalarda sayısız başarısı ona Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Dış İlişkiler Kurulu üyeliğini getirdi. Bu kadar yoğun geçen hayatında, senenin 5 gününü vatanı Aybastı’ya ayırmasını bildi. O beş günün üçü de mezarlıklarda sevdikleri ile sohbetle geçti. Fırsat bulup mendereslere saçma da attıysa değmeyin keyfineydi.

Tüm bu başarılara rağmen hayalleri gerçek oldu mu? Hayır. Ama çok yaklaştı. Hem de çok.

17 Mayıs’ta Aybastı ve Ordu’da, 18 Mayıs ve 19 Mayıs’ta Samsun’da ekibiyle ata barı oynayacak.

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yılında saat 19.19’da “ Tüm dünya ata barı oynuyor” etkinliği ile ana vatanında olacak.

Zamanın Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe, sizi de bu büyük gösteriye bekleriz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.