depolama Engelli Erişim Cihazı Merdiven Tırmanma Cihazı Taşıma iletme Sistemi Uluslararası evden eve nakliyat Adak
TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Metin Savaş Güleç

Metin Savaş Güleç

BAHTİYAR OLMAMAK ELDE Mİ?

Bugün pazar. /Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. /Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. /Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara./ Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım./ Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım...

Ne güzel bir şiir değil mi? Mavi gözlü koca dev, şiir değil yaşadığını yazmış sadece. Bu şiiri mırıldanarak dolaştım Aybastı sokaklarında. Günlerden pazardı pazar olmasına ama Nazım gibi bakamadım gökyüzüne. Dışarıda olup gökyüzüne bakamamamın sebebi her renkten her partiden bayrağın, flamanın hepi topu gezilecek bir caddesi olan memleketim Aybastı’nın semalarını doldurmasıydı.

Fakat iyimser açıdan düşünmek gerekirse ben ömrümde ilk defa Aybastı seçimlerinin bu kadar seviyeli ve bu kadar barışçıl geçtiğine şahit oldu. Havada zerre kadar gerginlik kokusu yok. Adaylar kendini biliyor ve herkes kendi işine bakıyor. Rakipleriyle uğraşmaktansa sahada bol bol seçmenleriyle zaman geçiriyor. Allah nazardan esirgesin bu rüzgârla Aybastı’nın kaderi değişir inşallah.

Fakat ben bu hoşgörünün sadece adaylardan kaynaklandığını da düşünmüyorum aslında. Henüz 5 ay önce gelmiş, seçimden hemen sonra da gideceği düşünülen bir mülki amirimiz de var işin ucunda: Yusuf Beran VURAN.

Meslek hayatının ilk günü ya da Aybastı’ya adımını attığı ilk günü de diyebiliriz; kendisini Aybastı tarihinde hiç görülmemiş bir dolu felaketi karşıladı. “Allah’ım ben nasıl bir yere düştüm böyle?” demiş midir acaba? Hemen kriz masası kurdurdu. Hasar tespit raporu, acil eylem planı derken anında mağdur olan vatandaşa devletimizin şefkatli eliyle dokundu. Art arda gelen kar tatillerinden birinde tüm ilçe gençlerini lise bahçesinde kar festivali ile buluşturacak kadar da sosyaldi. Tabii doğa, Kaymakam Bey’i sınamaya devam ediyordu. Sağlık Mahallesi’ndeki heyelanla gecenin bir vakti yine teyakkuza geçmesini bildi. Birkaç güne kalmadı adı nam yapmış Yavuz Valimiz tüm devlet erkânı ile Aybastı’ya çıkarma yaptı. Valimizin sözünün senet olduğunu bilen vatandaşımız Kaymakam Bey’in koordinatörlüğünde mağduriyetlerinden teker teker kurtulmaya başladılar. Evler boşaltıldı, yeni geçici evler kiralandı, gıda yardımı, sağlık hizmeti derken işler yoluna girdi. Sanki “Hızlı ve Öfkeli” filminin başka bir versiyonu da Aybastı’da çekiliyordu: “Hızlı ve Kararlı.”

Sosyal medyayı çok iyi kullanan Kaymakam Bey, adeta tüm Aybastı gençliğini buradan avucunun içine aldı. Gençlerle yaptığı sayısız etkinlik sayesinde onların Yusuf Abisi olma unvanına nail oldu. Öte yandan sanki bağımsız belediye başkanı edasıyla kapısının eşiğinden içeri girmediği esnaf, elini sıkmadığı vatandaş kalmadı. Kısa sürede yediden yetmişe herkese ulaşmaya çalışan Kaymakam Bey ile geçenlerde sohbet etme imkânı buldum. Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nun hayranı olduğunu söyledi. Doğup büyüdüğü memleketi Diyarbakır’dan Gaffar Okkan gibi bir yiğidin geçtiğinin ve koskoca Diyarbakır’ı nasıl etkilediğinin de farkında. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın mülki amirlere verdiği talimatlar da kulağında devamlı çınlıyormuş.

Aybastı’nın çok özel bir ilçe olduğunu söyledi. Sebebini sorduğumda Aybastı ve Aybastılılar sağ olsun bana burada hiç gurbet havası yaşatmadılar, diye ekledi. Seçimlerden sonra gideceğini de üzülerek dile getirdi. Sabahın ilk ışıkları ile balkona çıktığını ve uzunca, devletinin kendisine emanet ettiği Aybastı’yı izlediğini söyledi. Canik dağlarına çöken sisi, uyku mahmuru yüzüne vuran ayazı, fırıncıların ve çorbacıların karşıdan karşıya yüksek sesle yaptıkları sabah sohbetini, temizlik işçilerinin dudaklarında mırıldadıkları türküyü, Belediye’nin önündeki otobüslerden “Samsun, Ordu, Fatsa!” diye bağıran muavini, sabah namazını kılıp pidesini eline almış evin yolunu tutan Hacı Amcayı, yavaş yavaş açılan dükkânların kepenk sesini unutamayacağını söyledi. Bir an sesi titrer gibi oldu, sanki hafiften duygulandı. Aybastı’da kendine has güzel bir kültürün olduğunu, bu kültürün bozulmaması için biz Aybastılıların yozlaşan dünyaya karşı mücadele etmesi gerektiğini de ekledi.  O Aybastı’yı anlatırken üzerinden hiç eksik etmediği sakız beyazı gömleğinin altındaki koca yüreği sanki “Aybastı Aybastı” diye atıyordu. Gönülden hoş geldin dediğimiz Kaymakam Bey, bize yürekten “Hoş bulduk.”demişti. Demişti demesine ama gidişi de yaklaşmıştı anlaşılan.

Hani satırlarıma başlarken Nazım’dan alıntı yaparak “Bahtiyarım” demiştim ya. Böyle bir tabloda bahtiyar olmamak elde mi?

Benim de aklıma Can Yücel’in şu mısrası geldi:

Gittin mi büyük gideceksin ayrılık bile gurur duyacak seninle!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.