Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Metin Savaş Güleç

Metin Savaş Güleç

BEN VE AHMET HAKAN

Malumunuz Doğan Medya Grubu bünyesindeki tüm yayın organları Demirören Grubuna geçti. Demirören Grubundan yetkili birisi beni ziyarete geldi. “Ahmet Hakan ile sözleşmemizi uzatmak istemiyoruz. Fakat ondan kalacak boşluğu da dolduramayacağımızın endişesi içerisindeyiz. Gerek Hürriyet’teki köşesi gerek CNN’ deki açık oturum programı ülke genelinde tutuluyor. Biz de araştırdık, soruşturduk; ona benzeyen birisi olarak bütün oklar sizi gösteriyor.” demesin mi? Hemen aklıma Çiftlik Bank vakası geldi. Facebook’ta “Son teslim tarihi”, “Prensipler Genel Müdürlüğü”, “Resmileşti, dikkat!” zırvalıkları gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Sülün Osman, Banker Kastelli, Jet Fadıl, Tosuncuk derken; birden herifçioğlunun yakasını tuttum. “Bana bak, bana! Bende kandırılacak göz var mı? Ben Türkan Güley’in torunuyum.” diye çıkıştım. Anneannemden öğrendiğim bir küfürle de kapıyı vurdum çıktım. Adam arkamdan gayet nazik ve bir o kadar da ısrarcı şekilde: “Beyefendi yanlış anladınız. Lütfen bana kendimi anlatmam için beş dakika verin” dedi. Beş dakikanın kimseye zararı olmaz düşüncesiyle yeniden oturdum adamın karşısına ve adamı dinlemeye başladım:

“Metin Hocam Ahmet Hakan da sakallı, siz de…

Ahmet Hakan’a da sakal çok yakışıyor, size de…

Ahmet Hakan da dünya görüşü olarak keskin geçişler yaptı, siz de…

Ahmet Hakan açık oturumda moderatör olsa da en çok o konuşuyor, siz de bulunduğunuz ortam da en çok konuşansınız.

Ahmet Hakan da apolitik bir adam, siz de, diye sıraladı.

Meğer ne çok ortak özelliğimiz varmış Sayın Hakan’la. Ama son cümlesi çok heyecan vericiydi:

Sizin ne eksiğiniz var Ahmet Hakan’dan? Hatta eksiğiniz değil fazlanız bile var.” dedi. Fazlalığıma gelince: Benim köşe yazılarım Ahmet Hakan’ın köşe yazılarına göre çok uzunmuş. Ben haftada bir yazı yazmama rağmen onun her gün yazdığı yazıların toplamından daha fazlasını bir yazıda yazıyormuşum. Güler misin, ağlar mısın? Aslında bu özelliğim okuyucu için çok da iyi bir durum değilmiş. Ülkemizde okuyan kişilerin sayısı azmış ve onlar da kısa okumayı tercih ederlermiş. Velhasıl kelam tüm şartları konuşup maddi açıdan da kolaylıkla anlaşma sağladık. En temel kural Ahmet Hakan gibi etliye sütlüye karışmamak, birine vuruyorsan ertesi gün onun rakibine vurmak, olayların merkezinde değil de kenarında seyretmek vb. “Tamam, o iş ben de!” dedim. Yazı başına alacağım para ile Türk usulü bir hesaplama yapınca da ortaya şöyle bir sonuç çıktı: “Kızım Azra’nın istediği bebekten 450 adet, kızım Zeynep’in istediği bisikletten 150 bisiklet, Eşimin istediği gözlükten…” derken bir ses: “Metin kalk okula geç kalacaksın?

Aman Allah’ım, hepsi bir rüyaymış!

Olsun be Metin, rüya da olsa bunu göremeyenler de var.

Sevgili Okurum, bugün Ahmet Hakan gibi yazacağım size kısa kısa, bol boşluklu, yıldızlı, az ve öz… Öyleyse başlayalım.

***

AYBASTI’DA UBER TAKSİ UYGULAMASI

Aybastı taksi ücretleri zamlı tarifesi sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Aybastı da çağa ayak uyduruyor artık. Eskisi gibi kahve köşelerinde dedikodu, köşe başlarında homurtu yerine vatandaş geçiyor klavye başına döktürüyor valla. İki ay önce ülke gündemine düşen Uber Taksi uygulaması sonunda memleketimin gündemine de geldi. Vatandaş harbi harbi Aybastı’da Uber Taksi uygulaması istiyor. Ben de Aybastı’nın tek köşe yazarı olarak vatandaşın nabzını tutmakla mükellefim. Ben de hem filozof hem şoför olan Taksici Şakir’de soluğu aldım. Şakir her zamanki gibi net: “Valla hocam, hiç sıkıntı yok, vatandaşın patates çuvalını, soğan çuvalını Uber taşıyabilecekse hodri meydan?

***

NURŞEN KARAYANIZ VAKASI

Memleketimin yetiştirdiği her değer gibi Nurşen Hanım da gururumuzdu. Özellikle bir okuyucu olarak yazarlara daha da bir hassasiyetim vardır. Nurşen Karayanız’ın Aybastı’da imza günü yapmasına bir gün kala, kendisi ulusal basında haber oldu. Livaneli’nin “Kardeşimin Hikâyesi” kitabını kopyalayıp kendi kitabı olarak yayınlattığı iddialarıyla, hem kendini hem memleketimizi meşhur etti. Eğer bunun arka perdesinde bilmediğimiz bir olay yoksa kendisine şu soruları sormak isterdim:

-Yahu Kıyamet Çiçeği diye kopya bir kitap yazarken kıyamet aklına hiç mi gelmedi?

-Madem bir kitap kopyalayacaktın neden çok satanlar listesindeki bir kitabı tercih ettin?

-İlle de kopyalayacaktın insan ilk paragraftan kopyalamaya başlar mı?

-Vera’yı Arzu yapmışsın da Ali neden öylece kalmış?

Orijinal kitabın da kopya kitabın da arkasında aşkın iki ayrı tanı mı var.

Livaneli’ninkinde: Aşk, bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir.

Karayanız’ın kopyasında: Her aşk kırmızıdan ÇALINMIŞ bir şiirdir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.