Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Metin Savaş Güleç

Metin Savaş Güleç

EHEM MÜHİMME MÜRECCAHTIR

Millet olarak seçim havasına çoktan girdik. Cenaze namazı, asker uğurlaması, hasta ziyareti, taziye demeden direk giriyoruz mevzuya. Lokantalar, kahvehaneler, berberler, taksiler parti binamız oldu. En az siyasal bilimler profesörü kadar liyakatliyiz de. İktidarmış, muhalefetmiş; Allah ne verdiyse… Hicvin de methiyenin de hakkını veriyoruz evelallah.

Bahar geldi mi, insanların yollara dökülüp yürüyüş yapacağı saatlere ana haber bültenleri denk gelince, ne yapsın vatandaş? Tabi ki ekran başına kilitleniyor. Emekliye ikramiye, gence iş, ev hanıma maaş her seçimin kadrolu vaadi olunca ister istemez vatandaş yeni aksiyonlar bekliyor liderlerden.

Hele televizyon kanallarımız evlere şenlik. Birini izliyorsun: Ülke batmış, gitmiş, yıkıldı yıkılacak. Oturup ağlayası geliyor insanın. Diğerini izliyorsun: Çin bizi kıskanıyor. Japonya teknolojimize yetişemiyor. Ekonomide Avrupa birincisiyiz. Arkadan mehter sesleri insanın içini bir hoş ediyor. Yahu bu işin doğrusu nedir?

Bu siyasi gerginlikte, bu yoğun gündemde milletçe ramazanı kaçıracağımızdan da korkmuştum hani.

Ve şükürler olsun ki bir ramazan ayına daha sağlıklı sıhhatli bir şekilde başlamış bulunuyorum. Bu yoğun ülke gündeminde siz değerli okurlarıma, on bir ayın sultanı Ramazanı hatırlatmak isterim.

“Kuran-ı Kerim'de adı geçen tek kameri aydır. İlk on günü rahmet, ikinci on günü mağfiret, üçüncü on günü de berekettir.”  deyip size bilmişlik taslamak istemiyorum.

“Ah o eski ramazanlar!” deyip, sizi hüzünlendirmek de istemem.

“İç turizm sektörünün azaldığı, dilenci sektörünün arttığı bir aydır.” deyip saçmalamak da istemiyorum.

“Haydi, bol protokollü az garibanlı belediye iftar çadırlarına!” deyip büyükleri de rahatsız etmek istemem tabi ki.

Bugün sadece size bir soru soracağım. Belki diyeceksiniz “Metin Hoca köşesine konu bulamamış galiba.” Fakat benim için o kadar önemli bir konu ki keşke editörüm izin verse de gazetenin yarısını bu konuyla doldursam.

Öyleyse başlayalım:

Osmanlı da sık kullanılan bir sözmüş “Ehem mühime, müreccahtır”. Mühim önemli demektir, ehem en önemli demektir. En önemli, önemliye tercih edilir manasındadır yani.

Ey imam-hatipler,

Ey camii cemaati,

Ey din kardeşlerim!

Tamam, amenna: “Minareler süngümüz,  kubbeler miğfer. Camiler kışlamız, müminler asker!” de

Bu cami tuvaletlerinin hali ne olacak?

“Temizlik imandadır.” Hadis-i Şerif’i nerede kaldı?

Minarelerimiz uzadıkça uzuyor. Şerefe sayıları arttıkça artıyor da cami tuvaletlerinin durumu içler acısı değil mi?

Sizce hangisi ehem, hangisi mühim?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?