Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Metin Savaş Güleç

Metin Savaş Güleç

VATANIM SENSİN AYBASTI

“İnsan vatanını sever. Çünkü Allah’ın insanlara bahşettiği şeylerin en azizi olan hayat, vatan havasını teneffüsle başlar.

İnsan vatanını sever. Çünkü Allah’ın bağışladığı şeylerin en parlağı olan göz, dünyaya ilk baktığı zaman vatan toprağını görür.

İnsan vatanını sever.Çünkü hürriyeti, rahatı, hakkı, menfaati vatan sayesinde ayakta kalabilir.

İnsan vatanını sever. Çünkü varlık sebebi olan atalarının sakin mezarlığı ve çocuklarının meydana geleceği yer vatandır.” der Namık Kemal.

Benim de vatan deyince aklıma ilk gelen yer Aybastı’dır. Çünkü vatan havasını ilk teneffüs ettiğim ve gözlerimi açınca ilk gördüğüm toprak Aybastı’dır. Varlık sebebim olan atalarımın sakin mezarlığı da buradadır. Çocuklarım da burada meydana gelmiştir.Kısacası doğduğum ve doyduğum yerdir Aybastı.

Eğitimim için bir süre ayrı kaldığım Aybastı’ya öğretmen olarak gelmeyi düşündüğümde anneannem bu duruma karşı çıktı. “Gelme, git başka yerlerde görev yap. Ahırdaki tosundan, boğa olmaz” dedi. Bazen anneanneme hak verdiğim zamanlar olsa da 35 yılımı geride bıraktığım ömrümün çoğu Aybastı’da geçti. Bu vesile ile Aybastı’nın nice hallerini gördüm.

Bir eğitimci olarak istatistik biliminin ne derce önemli olduğunu bilirim. Fakat Aybastı ile ilgili hiçbir istatistik bizzat gözümle gördüğümün önüne geçemez.

Kimse bana Aybastı’da işlerin iyi gittiğini söylemesin. Bu cümleyi cımbızlayıp,hemen işi siyasete de yormayın. Mümkünse iliklerine kadar politize olmuş vatandaşlarımız da bu yazıyı okumasınlar. Her yazdığım yazı gibi bu da siyaset üstü bir olgudur. Size buradan malzeme çıkmaz.

Ben Aybastı’nın durumunu Efelerin fırınından anlarım. Öğle ezanına ekmeğini bitirip kepengini kapatan o fırın şimdilerde yatsı ezanına kadar ekmeğini bitirme gayretinde. Madem fırından örnek verdik, devam edelim. Nerede o Onbaşı’nın (Tilki) fırınında cumartesi günleri sıcak pide almak için sıraya girmiş ahali. Artık görebiliyor muyuz?

Hınca hınç dolan hayvan pazarından eser kalmadı. Şu “hayvan pazarı” kelimesine de hiç alışamadım, gitti.“Mal Pazarı” ne güzel bir kelimeydi. Gerçi o pazarı kullanan insanlar hala “mal pazarı” diyor ya, önemli olan da o.

Kırk-elli kişilik ırgatlarda manili, türkülü yapılan imecelikleri, iş bitimi yenen helva-ekmekleri, yeni nesil hiç göremedi bile.  Artık bütün köy toplansa bile kırk-elli kişi etmiyor.

Tencere tencere çorba satardı Gocuklar. Elif Pidenin sokağa masa atıp müşteri ağırladığı zamanlardan eser kalmadı. Belediye’nin altında çalan kilci havası ile başlayan cumartesilerde insanlar birbirine sürte sürte geçerdi caddelerden. Şimdi kaymakamlık binasının oradan bir kurşun at,köprübaşına kadar kimseye isabet etmeden geçer.

Sabahları “Fatsa, Ordu, Samsuuuuun!” naraları atmıyor Otobüsçü Hacı. Gerçi artık o da“Minibüsçü Hacı” oldu ya. Dolmuyor otobüsler artık. Onlar da çareyi küçültmekte buldu ekmek teknelerini.

Armutlu’dan akın akın insan taşırdı Karakaş Emmi. Rahmetli şimdileri iyi ki görmedi. Minibüslerin içinde iki ihtiyar, üç yem çuvalı sabah gel akşam git.

Köyler korku filmi gibi oldu. Tenha ve sessiz. Devletin bir görevlisi bilmediği bir köye gitse, köyde adres sormaya adam yok.

Mahalle maçları olurdu Camidüzü’nde. Her mahalle takımını çıkarırdı. Hatta bazı mahallerden birden fazla takım çıkardı. Kıyasıya geçen maçları izlemek için esnaf kepenk kapatır, köylerden traktör traktör insan gelirdi. Seyyar kebapçıların “Kebabıınyee!” , “O benim oğlum!”naralarını bastıran gol sesleri Fatsa Caddesi’nden duyulurdu. Şimdilerde Camidüzü’nde kocaman bir halısaha var,  içinde in cin top oynuyor.

Aybastı’da kış akşamlarını hiç mevzu etmeyelim. Koyun sürüsü gibi gezen köpekler de olmasa hayat belirtisi olmayan geceler yaşayacağız.

Velhasılıkelam, girişte yazan nüfus tabelası her geçen gün artsa da, sanki biz gün geçtikçe azalıyoruz dostlar.

Peki, ne olacak?

Umutluyuz, umutlu olmak da zorundayız. Köylerimiz eskisi gibi yeniden dolup taşacak. Tarlalarımız şenlenecek. Ahırlarımız bereketlenecek. Böylece cumartesi günleri yine Fatsa Caddesi’ndebirbirimize sürte sürte geçeceğiz.

Bu vatan bizim. Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman dile getirdiği gibi: “Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.” Bu kötü günler de geçecek. Gidecek yerimiz var mı? Kaderinde mültecilik olmayan bir milletiz biz. Gerek devletimiz için gerek milletimiz için yapmamız gereken: Üretmek, üretmek, üretmek.

Siz değerli okurlarımın yoğun isteği üzerine yeniden, sadece Aybastı’yı yazmayı ve de daha kısa yazmayı denedim.

Kolayı yazdım zoru size bıraktım. Üretimde pay sahibi olmak için, Aybastı için, Türkiye için kadınıyla erkeği ile: “De haydi üretmeye!”


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.