OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Mümin  SARI

Mümin SARI

ASİYE NASIL KURTULUR?

Yetmişli yıllarda Türk tiyatro ve sinema afişlerini süsleyen bir gösteri esriydi Asiye nasıl kurtulur? O dönemin bir insanının dramını anlatırdı bu eser ve çok da popüler bir etki yaratmıştı toplumda. İçin-den çıkılmaz bir durumla karşılaşıldığında hemen herkes “Asiye nasıl kurtulur?” cümlesini kurardı.

Bugünün spor kamuoyunda da en yoğun tartışma konusu, yani “Asiye’si” Türk futbolu nasıl kurtulur sorusuna aranan cevaptır. Tabi ki bu soruyu yaklaşık 90-95 yıldır sık aralıklarla hep soruyoruz. Fakat bugüne değin sorunu çözecek bir cevap bulunamamış, ara sıra saman alevi gibi gelen sportif başarılar hep doğru ve kalıcı çözümü ertelemiş, pastırma yazı geçince gene karalar bağlayıp ağlaşıp duruyor, hep suçu başkalarına atıp, çözümü de başkalarından beklemek hazırcılığına kaçıyoruz. Bir kere bütün ülke insanının kendini sorgulama, muhasebesini objektif ve doğru bir çizgide araştırma alışkanlığı as la olmamış ve bence sorunların, sorunlar yığını haline gelmesinin temel sebebi de budur. Felsefi anlam da hiç birimiz ‘öz eleştiri’ yapmıyoruz.  Bir hesap defteri hiçbir zaman olmadı, alış veriş arasındaki dengeyi hiçbir zaman kurmuyoruz. Kendimizi çağın teknolojik gelişmelerine uydurmuyoruz. Hala de deden hatta bazen büyük, büyük dedelerden kalma yöntemlerle sorunlara çözüm bulmaya çalışıyor ve böylece çağı yakalayamamak, dolayısıyla da çağ dışı kalmak durumda kalıyoruz. Cuma günü milli takımın İzlanda yenilgisi (bozgunu) tekrar ülke futbolunun olumsuz tartışma ortamına oturdu. Ülke in sanın nerdeyse hepsi birer futbol bilgini kesildi. Her platformda düşünce üretilmeye başlandı. Bu ne kadar sürer 3-5 gün sonra ne olur,  herkes konuştuğu ile kalır, ilk yenilgiye kadar herkes sus-pus olur sanki sorun çözülmüş gibi görünür bütün çözümsüzlükler halının altına süpürülür. Futbol oynamak başta yetenek işidir. Diğer unsurlar onun peşi sıra eklenerek ortaya bir kavram çıkar. Türk insanın bir yetenek haritasını ortaya çıkardığımızda futbol oynama yeteneğinin çok üst düzey olmasa da dünya ölçeğinde iyi futbolcuların çıkabileceği bir yapısının olduğunu görmekteyiz. Peki, 90 yıldır bu ülkede fut bol oynandığına göre neden dünya çapında kalıcı oyuncular çıkmamıştır. 80 milyon insanın yaşadığı bir ülkede milyonda bir iyi futbolcu çıksa, en azından 80 tane üst düzey futbolcu olması gerekiyor olması lazım değil mi? Bir takımın oyuncu kadrosunun 25 olduğunu düşünürsek çok iyi üst düzey futbolculardan kurulu 4 takımımızın olması gerekmiyor mu? Var mı böyle bir takımımız koskoca bir YOK.

90 yıllık futbol tarihimizde kulüpler düzeyinde 2000 yılında Avrupa’nın 2.derece kupasını kazanmış bir Galatasaray, birde milli takımlar düzeyinde 2002 de bir dünya 3.lüğü. Demek ki tesadüfen yakalanmış 2 başarı bizi hala tatmin ediyorsa acaba daha kaç yıllar bu mirası yemeye devam edeceğiz. Şimdi 335 bin nüfus yoğun içinden dünya kupası şampiyonluk guruplarına kalma başarısını gösteren İzlanda’dan öğreneceğimiz çok şeyin olduğunu görmeliyiz. Peki biz bu olumsuzluktan ders alır mıyız? Asla almayız. Biz büyük ülkeyiz boş böbürlenmeleri ve kompleksleri içinde yuvarlanıp dururuz. Adamların ülke liginde 12 tane takımı varmış, ligin maddi değeri 19.9 milyon Euro. Şampiyon takımları Valur’un piyasa değeri 1.9 milyon Euro. Bu rakamlar bize öyle komik geliyor ki, bizim ligimizde oynayan vasat bir futbolcunun bir yılda kazandığı prim geliri kadar. Fakat adamlar ne yapmış, ihracata yönelik plan, proje ve sistem kurarak yurt dışına ülke futbolunun çok üstünde paralarla Avrupa ülkelerine futbolcu onlarca futbolcu ihraç etmişler. Biz ne yapmışız, tam tersini 80 milyon oturup başkalarının ürettiklerini ithal etmişiz. 

Aslında bugün Ordu futbolunun geldiği bu günkü gelişmişliğine İzlanda örneğini yapıştıracak yapılması gerekenlerin profilin çıkaracaktım. Fakat Ordu futbolu da Türk futbolundan soyut değil. Bütün sorunlar aynı. Kısaca gene de birtakım düşüncelerimi yazmak istiyorum. Futbolun tarlasının Amatör olduğuna göre sorunların başlangıç ve bitiş noktasıdır amatör. Futbolculuğun ilk basamağı olması anlamında en önemli nokta burasıdır. İzlanda örneğini ordu düzlemine koyduğumuzda, futbolun piyasa değeri oradaki yatırımlarla eş değerdir. Yatırıma sadece saha yapmak olarak bakılmamalı, o sadece bir sonuçtur. Alın size saha hadi bakalım futbolcu üretin demekle olmuyor. Üretimin bütün unsurlarını aza mi düzeyde yerine getirmeden asla bir ‘İzlanda’ olamazsınız. Ordu insanı futbol oynamaya müsait fiziki unsurları bünyesinde bulunduruyor olması önemli bir avantajdır. Fakat biz bu avantajı asla doğru ve yeterli düzeyde kullanamamışız. İzlanda’nın ülke nüfusu ordunun 1970 li yıllarındakiyle eşit sayıda olduğunu görüyoruz. 70 li yıllarda ordu amatör futbolu önemli oyuncuları bağrından çıkarmış, ez azın dan Orduspor’un futbolcu gereksinmesini asgari düzeyde karşılıyordu. Bu gün bana göre 1.Amatötör ligimizde takım sayısı olması gerekenden çok fazla, bu fazlalık oyuncu Enflasyonu yaratıyor ve Enflasyonun yüksek olduğu yerde kaliteden söz edilemez. Kalitenin yükselmesi rekabet koşullarının oluşmuş ve sağlıklı bir biçimde işlemesiyle olur. Enflasyonla rekabet hiçbir biçimde bağdaşmaz. Doğal olarak futbolcunun gelişimi eksik ve güdük kalır. Yaşanılan gerçeklerden ders çıkarmak, politika belirlemek gerekiyor. Orduda futbolun yönetim kesiminde bulunan sorumluların geçmişte ilimizin başarılı olmuş yapısını inceleyip günümüz gerçekleriyle harmanlayıp yeni futbol politikası belirlemeliler. Bunun içinde ciddi, bilinçli bir konses oluşturulmalıdır. Eski yapıyı yıkmak, köhnemiş düşünce ve politikaları terk etmek biraz zor ve sancılı olur, böyle olacak diye körün bile gördüğü olumsuzluktan kurtulmak için bazen fedakârlıklar yapmak gerekiyor. Dahası çok acılarda çekilebiliyor fakat bu gerçeği değiştirmenin başkada bir yolunun olmadığını görmekteyim.  Yukarda da dediğim gibi çok güzel sahalar yapmak  çok güzel fakat ordu futbolunun asla kurtuluşu değildir. O kadar çok birikmiş sorunlar ve çözümsüzlükler vardır ki; neşteri vurmadan bu hastayı düzeltemeyiz. Ameliyat sonrası tedavinin de koşulsuz ve tavizsiz uygulanmalıdır. Kısacası ordu futbolunun geniş boyutlu ,birden çok devrimlere  ihtiyacı vardır. Devrimşerin önderleri unutulmazlar arasına adını yazdırırlar. Böylece  bilinçli,bilgili ve dahası korkusuz önder lazım . Yoksa  ‘Asiye’yi kurtaramayız.’

Hadi bakalım hodri meydan, ben hazırım. Artık doğum zamanı geldi ve geçiyor. Eğer bu doğumu gereği gibi yaptıramazsak, çocuk ana rahminde ölüyor. Ölülerin kimseye bir faydası olmaz.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.