Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Mümin  SARI

Mümin SARI

SPOR VE SİYASET

Yaşadığımız gerçeğe bakarsak spor ve siyaset ya da tamamıyla siyaset, insan yaşamının tamamına hâkim bir kurum. Yaşamı düzenleyen bütün kavram ve kuralların yapımının başrolünde hep siyaseti görür ve onun belirleyici etkisini yaşarız. Her ne kadar da spor ve siyasetin yan yana olmasını istemesekte gene de sporun kurumlarının yönetsel yanında olanların sonuç olarak bir siyasi görüşün ada mı olduğunu görürüz. Spor kulüplerinin dizaynının gene siyasetin tezgâhından geçtiğini ve bu yapıların birbirinden ayrılmasının söz konusu olmadığını yaşayarak görüyoruz.  Aslında her ikisi de apayrı kurumlar gibi görünse de ya da insanların öyle olmasını ister görünse de bunun pek mümkünatının olmadığını görüyoruz. Bizim ülkemizde bu yapılar tamamen iç içe girmiş durumda. Bu durumu bütün spor kurum ve kuruluşlarında son hızla yaşıyoruz. Örneğin TFF bakıldığında genel olarak başında bulunan başkanından yöneticilerine kadar egemen siyasi gücün temsilcileri gibi,(buna örnek, 16nisan referandumunda başkanın kamuoyu önünde aldığı siyasi tavır ) sanki o gücün spordaki temsilcisi gibi davranış sergilemeleri. Bunu ben şahsen tasvip ediyor muyum, özde olmasa da biçimsel olarak tasvip etmiyorum. Baktığımızda spor evrensel bir olgu, buna göre siyasette evrensel bir olgu ama bütün mesele yöneten ve yönetilenin belirleyiciliği. Dünyayı yönetenin siyaset olduğunu kabul edersek ki; öyledir. Sporun da bundan etkilenmemesi imkânsızdır. Bu durum da bir özerklikten söz etmek çok da inandırıcı ve gerçekçi olduğuna inanmıyorum. TFF özerk bir kurum, kağıt üstünde öyle fakat pratik uygulamaya bakıldığında, özellikle son 10-15 yıllarda böyle bir iddiayı savunmak mümkün değil. Mevcut yönetimin başındaki insanın ortaya koyduğu tavra bakıldığında bunun gerçekten özerk ya da bağımsız, kendi kendini yöneten bir kurum olmadığını her canlı görüyor. Her şeyde olduğu gibi bunda da kafamızı kuma gömmüş durumdayız. Sözde demokratik görünüm olsun diye yapı lan seçimlerde eğer hakim siyasi partinin adayı varsa başka adayların kazanma şansının pek olmadığı her pratik sonun da ortaya çıkıyor. Bu kurumlar gerçekten özerk ve bağımsız olsalar siyasetin güdümünde olurlar mı?  Tabi ki olmazlar, fakat kanun yapıcı siyaset olunca bütün yapıları bir türlü kendine bağımlı bırakıyor. Hani kaba tabirle gebe bırakıyor. Böyle olunca da bu kurumların özerkliğinden bahsetmek çok da doğru bir tavır ve davranış olmasa gerek. 

     Gerçekten demokratik ülkelerde de böyle bir yapı var mıdır bilmiyorum, olabilme ihtimalide yok bence. Her şeyin başı bağımsızlıktan geçiyor.  Ne kadar bağımsızsan o kadar büyürsün, ne bağımlıysan da o kadar küçülürsün. Başta da belirttiğim gibi siyaset tüm yaşamı dizayn ettiğine göre, sporun da bundan kurtulması imkansız gibi gözüküyor.  Birbirleriyle olan alana müdahale oranı o sporun gelişimini yüzde yüz etkiliyor. Umarım gerçek özerklik bir gün tahsis edilir. Bana göre de Türk sporunun gerçek kurtuluşu da o zaman olacaktır. Böyle devam ettiği sürece de gelecek hiç de aydınlık değil.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.