Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Mümin  SARI

Mümin SARI

SPORUN EVRENSELLİĞİ

Spor evrensel bir terimdir. Yani evrende yaşayan her insanın ortak dili, ortak dini, ortak ruh halidir. Bu işi yapanlarda evrensel olmak zorundadır. Bütün insanlığın önünde ortak birer varlıktır, öyle olmak zorundadırlar. Bunun tersine yelken açanlar sporun evrenselliğinden kendi küçük dünyalarında kalırlar. Sporcu bütün toplumların ortak sevinci, ortak üzüntüsü olmak zorundadır. Yaşadığı ülkelerin siyasi boylamlarında boy göstermemelidirler. Ülkelerin siyasetçileri onların popülerliğinden faydalanmak ve kendi siyasi geleceklerine yönelik onları kullanmak isterler. Fakat bu oyunun içinde hiçbir sporcunun olmaması gerekliliğini savunuyorum. Bu durumun tersi o sporcunun evrenselliğini yitirir, sadece kendini kullanmasına izin verdiği siyasi görüşün ya da siyasi partinin militanı konumuna getirir. Bu duruma örnek çok sayıda örnek de vardır.

Spor yaşamının sonunda tercihini bu yönde kullanan bir yığın eski sporcuyu siyasetin her yerin-de görmek mümkündür. Fakat o insanın artık falancı takımın oyuncu diyemeyiz. Artık falancı partinin yandaşı diyebiliriz. Geniş kitlelerin o sporcuya olan sevgi-saygı ve beğenisi artık içinde bulunduğu siyasi yapının destekleyicisiyle sınırlanmıştır. Sporcu da bu toplumda yaşayan bir bireydir tabi ki bir sürü tercihi onunda olacaktır. Beğendiği beğenmediği bir yığın objesi tabi ki de onlarında olacaktır. Fakat bu noktada siyasi tercih bence bu işin tamamen dışında tutul-malıdır. Her sporcunun beğendiği şarkıcı, film oyuncusu, şehir vs… olabilir.

Bunu da alenen ifşa edebilir Bu toplumun hiçbir kesiminde tepkiye sebep olmaz. Tersine saygıyla karşılanır bir tercih olarak saygı duyulur. Fakat bir sporcunun herhangi bir siyasi partinin alenen destekçisi ve kitlelere yönlendirici ve propaganda amaçlı olarak ortaya çıkması o sporcunun, destekçi ve izleyenlerini o siyasi partinin sınırları içinde kalmasına sebep olur. O yüzdendir ki bu sporcuların evrenselliğinden bahsedemeyiz. Bir siyasi tercihleri tabi ki olmalıdır. Bu tercihlerini tamamen evrenselliğinin dışında tutmak zorundadır. Bu durumda olamayanlar ne yazık ki çok geniş kitlelerin beğenisi yitirip çok az bir azınlığın beğenisiyle yok olup gitmişlerdir. Günümüzde bu yanlışa düşen birçok sporcuya rastlamak mümkündür, spor seyircisiyle, siyasi parti destekleyenlerin arasındaki ince çizgiyi hesap edemeyen insanların düştükleri bu sonuç ne yazık ki bizim spordaki politikalarımızın da yanlışa ve başarısızlıklarımıza sebeptir. Bir spor kulübünün destekleyenlerin arasında ülkede her siyasi partinin yandaşı vardır. Buda çok doğaldır, bütün dünyada böyledir.

 Fakat bu kulüplerde spor yapan sporcular, o destekleyenlerle, büyürler, onların yaptıkları desteklerle bilmem kim olurlar. Bu yüzdende o destekleyenlerin bir kesiminin siyasi destekçisi durumuna düşerse, orda onun evrenselliği bitmiştir. Bu gün ülkemizde bu noktaya gelmiş gerçekten de geçmişte ve hala aktif olarak spor yapan insanların olduğunu görmekteyiz. Bu düşüncede olan sporcunun evrenselliğinden bir haber bu oyuncuların geleceklerinde çok geniş insan kitlelerinin sevgi-saygısı olacağına, toplumun sadece az bir kesiminin teveccühü olacaktır. Bunun sonucuna katlanmak ise onlara kalacaktır. Bu politikanın sonucu sadece sporcularla sınırlı değildir. Evrensel olarak kalması gereken spor kulüplerinin de geçici çıkarlarının peşinde koşmaları onların gelecek ömürlerini de kısaltmakta, ülke sporuna darbeler vurmaktadır. Çok basit ve günlük politikaların bizi ülke olarak getirdiği nokta burası. İçme suyundan başka suları olmayan ülkelerin, dünya çapında onlarca sporcuları varken, dört tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yüzme sporuna bir tane böyle sporcu yetiştirememiş bir ülke olmaktan öte gidemeyiz. Bizim mantığımız hala ‘’Her işi yaparım’’ abi olduğu sürece sporcularımız hem spor yaparlar hem de siyaset daha ne olsun ki. Her şeyin böyle iç içe girdiği kimin ne iş yaptığı belli olmayan bir ülkede bundan da iyisi olmaz herhalde. Bizim önceliğimiz profesyonelliğimizi kurumsallaştırmamız olmalıdır.  Kendi branşımdan, Ordu’da 20 tane birinci amatör lig takımımız var. Bu takımların başında eğitimci olarak çalışan 20 antrenörden kaç tanesinin profesyonel anlamda mesaisinin tamamını verdiğine bakarsak sorunun bir bölümünü çözmüş oluruz.

Bu da çok önemli bir bölümüdür zaten. Adam günün sekiz saatini başka işlerde geçirecek ondan sonra gelecek futbolcuları eğitecek, hadi oradan be ya şapkadan tavşan bu kadar çıkar işte. Bu bilinçle yetiştirdiğimiz futbolculardan evrensellik bekleyeceğiz. Ondan sonra şeytan Rıdvan’dan, Arda’dan, Burak’tan evrensellik bekle, hani bir söz vardır; “Ölme eşeğin yoncalar bitecek” bizim kişi öyle marta kadar yiyecek vermediğimiz eşekten temmuzu-ağustosu beklemesi istiyoruz. 

Hadi iyi beklemeler TÜRKİYE…!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.