Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Naim  GÜNEY

Naim GÜNEY

1916’da Rus işgali ve Karadeniz’de yaşanan muhacirlik dramı

Deniz yoluyla muhaceret edecek göçmenler bir arada...

BAZI MUHACİRLER İNATLA SAMSUN’A KADAR YOLA DEVAM EDİYORLARDI…

Trabzon’dan çıkıp üç ay süren zorlu bir yolculuktan sonra Ordu’yu geçip Samsun’a kadar yola devam eden muhacirler hayli çoktu. Samsun’a kadar binbir macera hastalık ve sefalet sonunda hedefledikleri menzile varabilen bu muhacirler de kentteki komisyonunun gösterdiği boş evlere yerleştiriliyordu.

Trabzon muhacirlerinin daha yoğun olarak bulundukları Samsun'da da durumları hiç iyi değildi. Muhacirleri ağırlamakta büyük güçlüklerle karşılaşılmaktaydı. Muhacir sayısının fazlalığı sebebiyle bu insanların ihtiyaçlarının tamamen mahalli imkanlarla karşılanması mümkün olamıyordu. Bu nedenle üretim yapacakları arazilerde, sanatkârlıklarına uygun yerlerde iskân edilmeleri yoluna gidilmişti.

Vesikayla çok kısıtlı biçimde dağıtılan ekmekten alıyorlardı. Esnaf ticari olarak bitmiş olduğundan ihtiyaç olan bir şeyin yanında ekstradan başka bir malzeme alma zorunluluğu da icat etmişlerdi. Mesela bakkaldan bir parça peynir almak isteyen; bir çuval da arpa almak zorunda kalırdı.

Çoğu muhacir bir dilim ekmek parası kazanmak için çalışmak zorundaydı. Belli başlı iş tutup barınacak yer ve geçinecek para elde edememiş olan muhacirlerin durumları pek fenaydı. Muhacirin çoğu işsiz, parasız, yersiz ve yiyeceksizdi. Bu nedenle açlık ve türlü hastalıklardan ölüp gitmekte idiler. Muhacirler iş bulmak için gittiği yerde kendilerinin dilenci olmadığına ikna etme zorunluluğuyla karşılaşıyorlardı.

Yiyecek o denli azalmıştı ki, askere dahi mısır ekmeği verilmeyip yağı çıkarılmış olan fındığın posasından yapılan ekmeği yedirmek zorunda kalınmıştı. O sırada gazyağı da bulunmamaktaydı. Ahali fındığın çürüklerini demir çubuklara geçirerek geceleri çıra gibi yakar odalarını aydınlatırlardı. Fındık bahçelerine yayılan aç göçmenlerin bazı otlan ayıklayarak yedikleri görülmüştü. Kir ve pislik içinde, yan aç, soğuktan, rüzgârdan, yağmurdan korunamayan bu insanlar her türlü hastalığa yakalanmaktaydılar ve ölüm oranı her geçen gün artmakta idi. O kadar ki Trabzon'dan 20 kişi olarak çıkmış bir aileden ancak 5-6 kişi dönebilmişti.

OSMANLI RUS SAVAŞ ININ BİTİMİNDE TRABZON’A GERİ DÖNÜŞ BAŞLAMIŞTI…

1917 yılında Bolşevik İhtilaliyle Osmanlı topraklarından geri çekilme kararı alan Rusya’nın bunu uygulaması da bir yıllık süreci gerektiriyordu.. Muhacirlere dönebileceklerine dair haber geldiğinde; Trabzon’dan ayrılışlarının üzerinden tam iki yıl geçmişti.

Savaş soması muhacirlerin dönüşleri tam bir düzen içerisinde olmamıştır. Hükümet gerektiği gibi tedbir alamamış veya aldıklarını yeterince uygulayamamıştır. Zira memleketlerinin kurtarıldığını duyan muhacirler bir an önce memleketlerine dönmek için hareket etmişlerdi. Bu durum gerekli vasıtaların sağlanamamasına neden oluyordu.

Bu yolculuğa çıkanların bir bölümü yollarda tabiri caizse zayi olmuş, bir kısmı gittiği yerden dönememiş ama bir kısmı da zaten bir gün mutlaka geri gelmek üzere yola çıktıkları için vatan bildikleri memleketlerine eksik gedik dönmüşlerdi. Muhacirlerin bir kısmı ise gittikleri yerlerde kaldılar ve Trabzon’a doğru bir daha geri dönmediler.

Ayrıca salgın hastalıklar da yeniden ortaya çıkmıştı. Bölge insanı için göçün başlangıcı gibi sonucu da sefalet ve ölüm olmuştu. Geri dönenler kendilerine tahsis edilen gemilerle yola çıktılar. Onları Trabzon limanında büyük bir keşmekeş karşılamıştı. Liman sadece Trabzonlu muhacirlerle değil, Doğu Anadolu’ya geçecek olan diğer göçmenlerle de doluydu.

Rus işgalinin enkazı her yerde görülmekteydi. Trabzon’a dönüş daha organize ve çoğunlukla gemilerle yapılsa da salgın hastalıklar başta olmak üzere benzer sebeplerle pek çok kayıp verilmişti. Trabzon’dan yola çıkan birçok aile Trabzon’a hayli eksik dönebilmişti. Binlerce kadın, çocuk, yaşlı yollara ve olumsuz şartlara dayanamamış hastalanarak ölmüştü… Bu korkunç felaketle birlikte Karadeniz sahilleri İstanbul Boğazına kadar uzayan upuzun bir mezarlık hâline gelmişti.

İki yıllı aşan Rus işgalinden sonra Trabzon’da bazı değişiklikler meydana gelmişti. Şark Meydanında yepyeni, yüksek taş binalar yapılmış, Boztepe’ye tırmanmak üzere raylar döşenmişti. Meydandan şehrin içine doğru kocaman, geniş bir cadde açılmıştı. Büyük caddelerin şehri boydan boya yarması için dükkânlar, evler, küçük sokaklar, sokak aralarındaki küçük cami, mescit ve mektepler yerle bir edilmiş, şehrin Müslüman yüzü tarumar edilmişti.

Sokaklar, dingili kırık, ters dönmüş, yan yatmış arabalar; at ölüleri, tüfekler, kaması kırık toplar, konserve kutuları, zamanı geçmiş bozuk yiyeceklerle doluydu. Rus kalpakları, Rus tüfekleri, Rus çizmeleri, Rus vesaireleri tepecikler hâlinde her yerde görülmekteydi. Mahalle ve sokak isimleri bile değişmişti. Geri dönen muhacirlerin bu görüntüler karşısında hüzünlenip içleri bulanıyordu. Büyük göç dramını yaşayan Trabzon’lular ellerinden gelse Rus kelimesini lügatlerden çıkarıp atacaklardı. Ama Trabzon’da Rus’ların bu izleri kolay geçecek gibi değildi. Ve ki yangının külü hâlâ tütüyordu.

Muhacirler, genellikle 45 yaşının üstünde, askerlikten muaf olan erkeklerle kadın ve çocuklardan oluşmaktaydı. Bunların bir kısmı kendiliğinden yola çıkarken bir kısmı ordunun çekilmesi ile birlikte zorunlu olarak bölgeyi terk edenlerden meydana geliyordu. Bu nedenle yol güzergâhlarında ikişer kilometrelik mesafede memurlar bırakılarak muhacirlerin sağ salim güvenli bölgelere sevkine çalışılmıştı. Osmanlı Devleti, muhacir ve mültecilerle ilgili olarak uzun bir zaman diliminde örgütlenmeler oluşturmuştu.

Ordu kazasına yönelik olarak Doğu Karadeniz bölgesinden başlayan muhacerette, Ordu kazası hem yerleşim mahalli hem de geçiş mahalli olarak kullanılmıştır. 1916 yılı Mart ayından itibaren yoğunlaşan muhacir akını 1917 başlarına kadar sürmüştür. Trabzon ve yöresinden Ordu kazasına yönelen muhacir akını iki yol güzergâhı kullanmıştır. Bunlardan birincisi Trabzon ve Akçaabat gibi kent ve kasaba merkezlerinde oturup, hali vakti yerinde olanlarla devlet memuru konumunda olanlar, deniz yoluyla bölgeyi boşaltmışlardır.

İkinci grup muhacirler daha çok yoksul şehir ve kasaba halkıyla, köy ve kırsal alanda yaşayan insanlardır. Bu grup içinde yer alanlar, yanlarına taşıyabilecekleri yiyecek, giyecek ve hayvanlarını alarak ya sahil boyunca karayoluyla ya da bölgenin yayla yollarını kullanarak Orta ve Batı Karadeniz bölgesine doğru ilerlemişlerdir. Her iki grup muhacirden bir kısmı Ordu kazası çevresine yerleştirilirken, önemli bir kısmı Samsun, Sinop, Kastamonu, Adapazarı ve İstanbul’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada yerleşme ve iskân imkânı bulmuşlardır.

Bolşevik İhtilali ve Birinci Dünya Savaşı süreci takiben Doğu Karadeniz kökenli insanların önemli kısmı tekrar eski topraklarına ve mekânlarına geri dönmüşlerdir. Tüm bu zor yıllara rağmen bölge insanı moralsizlik, yokluk ve bıkkınlığa kapılmadan, bütün varlıklarıyla Millî Mücadele’nin içerisinde seve seve yer almasını da bilmiştir.

Birinci Dünya Savaşının yarattığı sorunlar, dramlar, göçler, hastalıklar, kayıplar aradan uzun zaman dilimleri geçmiş olsa da kolay kolay unutulmamaktadır. Bugün Batı ve Orta Karadeniz’de yaşayan insan profiline bakıldığında; Doğu Karadeniz’de yaşanan o büyük muhacerette göç ederek yerleşmiş birçok aile bulmak mümkündür. Büyük bir çoğunluğu geldikleri yerlerle ilgili olarak birçok anlatıyı nesiller arasında aktarırken masalımsı bir dünya tablosu oluşturmaktadır. Oysa yaşanan olaylar, olayları yaşayan kuşaklar için acı ve ıstırap vericidir. Aynı durum, kısa bir süreliğine de olsa Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ordu kazasında ikamet ederek sonra yeniden eski topraklarına dönmüş olan insanlar için de geçerlidir.

Birinci Dünya Savaşının yarattığı ağır koşulları yaşayan küçük bir kasabanın görüntüsünden, belki bugüne kalan bir iz bulmak pek de mümkün değildir. Fakat yaşanmışlıklar ve anlatımlar hiçbir zaman kaybolmayacaktır. 1914-1918 yıllan arasında, Anadolu'nun işgal edilmesinden dolayı göç etmek zorunda kalan ve bu göç esnasında yüz binlerce insanını kaybeden veya göç edemeyip bulundukları yerlerde istilâcılar tarafından kıyımdan geçirilen Müslüman Anadolu halkının dramlarının tam anlamıyla araştırılıp, konuyla ilgili yeterince tarihi ve güncel çalışma yapıldığım söylemek mümkün değildir.

Bugün yazıya geçirilmiş, yayınlanmış ya da yayınlanmamış birçok anlatım ve anılarda, savaşın getirdiği acılar halen varlığını devam ettirmektedir. Bu anılar bir şekliyle kayboldukları mekânlardan kalkarak “biz buradayız, yaşıyoruz ve yaşadık” anlatısıyla gelecek kuşakların hafızalarına doğru hikâye ya da roman olarak ilerlemeye devam edeceklerdir. 

RUS İŞGALİ ve MUHACERET YAZISININ KAYNAKLARI:

GOLOĞLU, Mahmut: Trabzon Tarihi, Ankara, 1975 LERMİOĞLU, Muzaffer: Akçaabat-Akçaabat Tarihi ve Birinci Genel Savaş-Hicret Hatıraları, İstanbul, 1949.  TARAKÇIOĞLU, Mustafa Reşit : Trabzon'un Yakın Tarihi, Trabzon, 1986.                                                                                                                                                           BEYOĞLU, Süleyman: “Birinci Dünya Savaşı'nda Trabzon (1914-1919)", Trabzon Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Trabzon, 1998,                                                                                        İPEK, Nedim: "Birinci Dünya Savaşı Esnasında Karadeniz ve Doğu Anadolu'da Cereyan Eden Göçler", 19 Mayıs ve Milli Mücadelede Samsun Sempozyumu, Samsun, 1994                                                                         KAYA, Erol: "Birinci Dünya Savaşı'nda Trabzon Muhacirleri", Trabzon ve Çevresi Uluslararası Tarih-Dil-Edebiyat Sempozyumu, Trabzon, 3-5 Mayıs 2001                                                                                                        COŞAR, A. Mevhibe: “Bir Muhacir Hikayesi ”Urkiye” Karadeniz İncelemeleri Dergisi,2011. ÇİÇEK, Rahmi: “Birinci Dünya Savaşında Ordu Kazası” Karadeniz İncelemeleri Dergisi, 2014.     TEKİR, Süleyman:” Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz Rus İşgal Bölgelerinden Yapılan Göçler” Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi,2016. USTA, Veysel: “Tanıkların Kaleminden Rus İşgalinden Sonra Trabzon’un Durumu” Karadeniz İncelemeleri Dergisi,2014 AKSOY, Volkan : “Birinci Dünya Harbi’nde Doğu Karadeniz’de Muhacirlik” KTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi,2003.

(Araştırma: Hüseyin Naim Güney )

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.