Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

1906 senesinin kış mevsiminde en soğuk günlerinde meşhur Ayandon fırtınası Karadeniz’de ıslık çalıyordu. Genellikle,  20-30 Ocak arasında çıkan, Ayandon fırtınası tarihte Bizans gemilerini ve kadırgalarını topluca batıran çok tehlikeli bir fırtına olaraktan bilinirdi. Ordu’da da ertesi gün Kurban bayramı kutlanacaktı. Gece yarısına doğru bir geminin Ayandon fırtınasından dolayı kıyıya doğru sürüklendiği, dalgaların ve rüzgârın yüksek uğultusuna rağmen, kıyıya kadar ulaşan imdat seslerinden anlaşılıyordu.

Durumun vahametini anlayan, bütün Keçiköy halkı ellerinde fenerler, işe yarayacak yardım ve kurtarma malzemelerini kaptıkları gibi kıyıya doğru heyecanla koşmuşlardı. Ordu’nun Balıktaşı diye bilinen tümsek kayalığından az açıkta, sivri kayaların önünde yan yatmış koca bir şilebin, iri iri yükselen dalgalarla bir sağa, bir sola devrilir gibi, yalpa vurduğunu görmüşlerdi.  Ortalık ağarıncaya hava aydınlanıncaya kadar yapılacak bir şey yok gibiydi. Sadece gemidekilere moral vermek için, kıyı boyunca ateşler yakılmış, kendilerini mutlaka kurtaracaklarına dair bağırarak, el kol hareketleriyle anlatmaya çalışıyorlardı.

Bu gemi daha sonra anlaşıldığı üzere, ticari eşyalar yüklü “Nagimov” adlı bir Rus şilebiydi. Batum’dan yüklediği gaz vesaire ticari eşyalarla Trabzon’a gelmiş, oradan da Vonalı Hacı Halil efendi adındaki bir tüccarı da yolcu olarak alıp, Ordu’ya doğru yola çıkmıştı. Fakat Yoroz burnunu döner dönmez başlayan korkunç Ayandon fırtınası gittikçe azıtmış, şilebin hızı 10/12 milden, 2 mile kadar düşmüştü. Rus Kaptan fırtınayı atlatabilmek için Vona limanına sığınmayı hedef almıştı. Fakat Ayandon fırtınası, sürati düşen gemiyi Ordu açıklarında kıyıya doğru sürüklemeye başlamıştı. Nihayet Kirazlimanı’nda Balıktaşı kayalıkları önüne kadar şilep sürüklenerek, kayalıklara oturmuştu. Bordası delinen şilep, o gece sabaha kadar su alarak, yarı batmış durumda, baş tarafı kayalıklara oturarak havaya kalkmış vaziyette kalmıştı.

Sabahın ilk ışıklarıyla kıyıya atılan çelik halat, Keçiköy’lüler tarafından oradaki ağaçlara bağlanmış, bu çelik tel üzerine bir makara bile kurulmuştu. Nihayet, bütün gemi mürettebatı ile Vonalı hacı Halil Efendi hep birlikte tek tek kurtarılmışlardı. Anlatılanlara göre, tayfalardan biri sabahı beklemeyerek korku ve panikle denize atlamış, fakat kıyıya ulaşamadan dalgalar arasında anafora kapılıp, boğulmuştu. Nagimov şilebinin Rus tayfaları, haftalarca Keçiköy’lüler tarafından misafir edilmiş, yedirilmiş, içirilmiş ve giydirilmişti. Kurtarılmalarına yardım eden Ordu’nun misafir sever halkından ayrılırken, Rus şilebi personelleri, içlerinden birçoğu duygulanıp, ağlamışlardı.

Şu an itibarıyla Rus şilebi Nagimov’un baş tarafı halen denizin bir iki karış üzerindedir. Şilep, Balıktaşı kayalıklarına tam bordadan bindirmiş olduğu için, adeta kıyıya paralel bir şekilde batık haldedir. Nagimov şilebinin üç kazanı vardı, bu kazanlardan birisi vinçle gemiden çıkartılırken denize düşürülmüş, kumlara karışmıştı. Kıyıya dalgalarla vuran bu kazan hurdacılar tarafından parçalanıp sökülmüştü. Daha sonra bir İtalyan firması kaza mahalline gelerek Nagimov şilebinin kazanlarını ve demir aksamını parçalayıp, götürmüştü. Yine Keçiköy’ün eski balıkçı gençleri de sık sık gemiden kalan hurdaları batık gemiden çıkartıp, hurdacılara satarak harçlıklarını çıkartmışlardı.

1906 yılında  Ordu Balıktaşı mevkiinde batan, Rus şilebi Nagimov hakkında “Ordu Hatıraları” adlı kitabında bilgi veren araştırmacı Tarih yazarı rahmetli Sıtkı Çebi’yede bu vesile ile minnet ve şükranlarımı saygıyla sunuyorum.  Sıtkı Çebi’ye Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun,inşallah..


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.