TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Naim  GÜNEY

Naim GÜNEY

ORDU ve DOĞA SEVDALISI BİR ŞAİR “VEDAT GÜLER”

Vedat Güler, 18 Nisan 1943 yılında Ordu’da doğmuştu. Ailesinin kökeni Çamlıhemşin’e dayanıyordu… Vedat Güler’in büyük dedeleri, Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Çamlıhemşin’den ayrılıp, göç ederek, Ordu’ya yerleşirler… Vedat Güler aile olarak eğitim seviyesi yüksek bir aileye mensuptur… Vedat Güler, üç kız, üç erkek olmak üzere toplam altı kardeştir… Kardeşlerinin hepsi öğretmenlik mesleği ile uğraşır… Bilindiği kadarıyla ailesinde kendisinden başka sanatla uğraşan kimse yoktur…

İlk, Orta ve Lise öğrenimini Ordu’da tamamladıktan sonra, dışarıdan sınavlara girerek Perşembe Öğretmen Okuluna girer… Buradan mezun olduktan sonra Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü’nün, edebiyat bölümünü kazanır… Bu arada ilkokul öğretmenliğine başlar… Bu nedenle bir süre üniversite eğitimine arar vermek zorunda kalan Vedat Güler, 1971 yılında Eğitim Enstitüsünden mezun olur… Aynı yıl, Ordu Fatih Lisesi’ne atanır… Yaşamı boyunca Fatih Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak görev yapar… Perşembe Öğretmen Okulunda beraber olduğu, akrabası Aynur Hanımla nişanlanır… Uzun bir nişanlılık döneminden sonra 10 Ağustos 1972’de evlenirler… Bu evlilikten Aslı ve Tarkan adında iki çocukları olur…

DOSTLARI ONU “KÜÇÜK MEVLANA” DİYE ADLANDIRIYORLARDI…

Vedat Güler, çok yönlü ve sosyal bir kişiliğe sahipti… Doğayı ve insanları sevmek onun iliklerine kadar işlemişti… Onu çevresinde bazı dostları onun hoşgörülü ve sevgi dolu yaşam felsefesine sahip olmasından dolayı Vedat Güler’e “Küçük Mevlana “diye adlandırıyorlardı… Vedat, genç yaşlarında amatör kulüplerde özellikle Ordu İdman yurdun da bir süre başarıyla sağ açık olarak futbol da oynamıştı… Deniz, spor ve şiir onun için vazgeçilmezlerdendir…  Şiir ve edebiyata olan ilgisi ortaokul yıllarında başlardı…

Denizle şiiri birleştirmeye çalışan Vedat Güler, kumlara mısralarını yazmaktan büyük zevk alırdı… Vedat Hoca yılın dört mevsiminde denize giderken yanına aldığı yarım ekmek, bir dilim peynir ve iki domatesi de çevresindeki çocuklarla paylaşırdı… Mütevazı çıkındaki son ekmek kırıntılarını da martılara verirdi… Dostu İhsan Kaymaz’ın anlattığına göre; “…Vedat Güler sabah daha güneş doğmadan denize gider ve akşam karanlığı çökünceye kadar denizde kalır, zamanı kitap okuyarak geçirir. Şiirlerini kumsala yazar… Ayrıca Kumsal da şiir sergileri açan Vedat Güler, resim öğretmeni olan bir arkadaşından yardım alır. Şiirleri karton levhalara yazdıran Şair, onları halkın okuması için kumsalda sergiler…” diye onu ifade ederdi…

VEDAT GÜLER, ŞİİRLERİNİ KUMSALA YAZARDI…

Vedat Güler, eserlerinde aşk, sevgi, özlem, acı, yalnızlık ve siyaset gibi sosyal içeriği ön plana çıkaran konulara değinmiştir… Birçok şiirinde doğa ve deniz ana tema olarak karşımıza çıkar… Aşkı şiirlerinde çeşitli simgelerle dile getirir… Şiirlerinde ahenk ve akıcılık hâkimdir… Serbest şiir anlayışının yanında kafiyeler, redifler ve ikilemeler kullanır, atasözleri ve deyimlere yer verir. Yayımlanan ilk şiir kitabı “Çığlık” tır… Kitapta 52 şiiri bulunmaktadır… “Yalnızlık Yarası” adlı şiiriyle başlayan eseri “Yananlar” adlı şiiriyle sona erer… Kitap genel olarak iki bölümde incelenir… Birinci kısım aşk, sevgi, özlem, acı ve yalnızlığın anlatıldığı bölümdür. İkinci kısımda ise, toplumsal sorunlar, Anadolu, kardeşlik ve savaş temaları işlenir…  Kitaba adını veren “Çığlık”ta Şair, bütün olumsuzluklara rağmen sözünün tükenmeyeceğini savunur:  

“Kırılsa da tüm uğraşlara uzanan eller

Kapansa da birbir umut kapıları

Ve kelepçeler vurulsa da bileklerine  

Tükenmez türküleri Ozanın …”                                                                                                                                                        

“Sevgi Ağacı” şairin yayımlanan ikinci kitabıdır. 46 şiirden oluşur… Kitap “Merhaba” adlı şiirle başlayıp “Çağrı” adlı şiirle sona erer. Özgürlük, barış, umut ve sevgi gibi evrensel konuları işleyen Şair, bir yandan da Anadolu’da geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olan yoksul halkı anlatır…

Vedat Güler’in yayınlanmamış birçok şiiri daha bulunmaktadır… Güler bunların birçoğunu sağlığında kitap formatında hazırlamış ve fotokopi ile çoğaltmıştır. Bunlar “Ceylan Bakışlı Bir Güzele Açık Mektup” , “Direniş”, “Dizeler”, “Çocuklar”, “Atatürk Şiirleri”, “Türkü”,” Kırık Dizeler” adlarını taşımaktadır…

“Ceylan Bakışlı Bir Güzele Açık Mektup”, nazım, nesir karışık şekilde yazılan ve 15 mektuptan oluşan bir eserdir. Ana teması aşktır. “Direniş” de nazım- nesir karışık olarak kaleme alınmıştır… Ana teması umuttur… Lirik kahramanının hayatın her türlü zorluğuna karşı büyük bir umutla direnişini anlatır. “Çocuklar” da ise, çocuk ve çocuk acılarını anlatır. Şiirlerin başlıkları yoktur… Başlık yerine her bir şiire bir numara verilmiştir… “Atatürk Şiirleri”nde 37 şiir yer almaktadır. Şiirlerin hemen hepsi Atatürk’le ilgilidir…“Türkü”, Anadolu insanının yaşamını ve çektiği eziyetleri anlatır. Ayrıca Hiroşima, emperyalizm ve faşizm gibi dünyayı etkileyen konulara yer verir. ” Kırık Dizeler”e acı, ayrılık, özlem ve aşk temaları hâkimdir. Buradaki şiirlerde de başlık bulunmaz.

Vedat Güler, şiirlerinde ayrıca kadına savaşın etkileri ve savaş gibi çeşitli temaları işler. Tabiat ve insan ilişkileri üzerinde durur. Şaire göre, aşk her insanın ihtiyacı olan bir duygudur. Onu besleyen sevgidir. Yalnızlık onda özlemi çağrıştırır. Ölüm ise, umutların tükenişi ve acı biçiminde karşımıza çıkar… Sevgilinin yokluğu, doğduğu şehirden uzak kalma, denize olan hasret onu büyük bir yalnızlığa ve umutların tükenişine iter…

VEDAT GÜLER ŞİİRLERYLE ÖDÜLLER ALMIŞTI…

Vedat Güler, yurdun çeşitli yerlerinde yapılan şiir yarışmalarına katılır ve bu yarışmalarda dereceler elde eder… Şiirleri Cumhuriyet Gazetesi ve Hürriyet Kelebek ekinde yayımlanmıştır… Zonguldak’ta yayımlanmakta olan Yenice Gazetesi’nin Sadri Akay adına düzenlediği şiir yarışmasında Vedat Güler, “Senin için” adlı şiiri birincilik kazanmış ve bir başka şiiri de jüri özel ödülüne layık görülmüştür…

Şair, sosyal temalı şiirlerinde yoksul halkın tasvirini yapar. Halkın yoksulluk karşısındaki direnişini etkili bir üslupla dile getirir. Aile temalı şiirlerinde aile-anne kavramlarını ön plana çıkarır. Ailenin öneminden ve annenin yüceliğinden bahseder. Hatta ana kavramı ile umut kavramını birleştirerek geleceğe ışık tutar. Şair, bazı şiirlerinde savaştan ve savaşın olumsuz etkilerinden söz eder. Savaşlardan en çok çocukların etkilendiğini söyler. Şair Vedat Güler, tabiatla ilgili şiirlerinde insan tabiat ilişkisini konu edinir. Bilhassa deniz teması üzerinde durur. Acıları, sevinçleri, hüzünleri, hep mavilikle anlatır. Deniz onun için bazen bir sığınak bazen de sevgilinin ta kendisidir.

Vedat Güler’in şiirlerinde kullandığı dil açık, sade ve anlaşılır bir biçimdedir. Genelde serbest nazım ölçüsüyle şiirlerinde süslü ve anlaşılmaz cümlelerden kaçınır, kişileştirmelere ve benzetmelere başvurarak anlamı güçlendirir. Kimi zaman atasözlerinden, deyimlerden alıntılar yaparak bir sözle birçok duyguyu bir arada yansıtmaya çalışır. Vedat Güler’in şiirlerinde yabancı sözlüklerin azlığı dikkat çeker. Şair halk dilinin zengin hazinesinden, edebi ifade vasıtalarından yararlanırken ana dilinin inceliklerini de şiirlerine yansıtır. Şair, genelde serbest nazım şeklini kullanmıştır. Fakat şiirlerinde bent, beyit, kıta, nazım şekillerine çok az da olsa rastlanmaktadır. Şairin şiirlerinde hece ve aruz ölçüsüne rastlanmamaktadır. Kafiye ise şiirlerinin tümünde olmasa da büyük bir çoğunluğunda karşımıza çıkar. Kafiye genel anlam bütünlüğünü oluşturmak ve ahengi sağlamak için kullanılmıştır. Tam, yarım, zengin ve tunç kafiyeler ile iç kafiye şiirlerinde görülür. Rediflerde kullanılarak anlam pekiştirmesi yapılmıştır. 

VEDAT GÜLER, TİYATRO’DA ÖDÜL DE ALMIŞTI…

Ulusal ve yerel çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayınlanan Vedat Güler’in şiir dışında, hikâye, anı, röportaj, tiyatro ve eleştirileri de bulunmaktadır. Mahalli gazetelere de sanat danışmanlığı yapmıştır. Şairliği yanında iyi bir eleştirmen ve rejisör de olan Vedat Güler’in, yönettiği birçok oyun ile bilhassa Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu’nda oynanan oyunlarla ilgili çok sayıda eleştirisi bulunmaktadır. Ayrıca basılmamış bir de “Gençlik, Gençlik” adlı bir tiyatro oyunu da bulunmaktadır… Fatih Lisesinde bütün sosyal faaliyetlerde ön planda bulunmuştu. Türkiye Liseler arası tiyatro yarışmalarında Vedat Güler’in rejisörlüğünü yaptığı Cevat Fehmi Başkurt’un “Paydos “adlı piyesi ile hem oyun hem reji dallarında birincilik kazanmıştır. 1965 yıllarında Ordu Gençlik Tiyatrosu'nun sahneye koyduğu “Nalınlar” adlı tiyatroda ve daha birçok tiyatroda oyunlar oynamıştır…

VEDAT GÜLER GENÇ YAŞTA ARAMIZDAN AYRILIYOR…

1980’li yılların başında rahatsızlanan Vedat Güler’in, kalbi kendisine güçlük çıkarmaya başlamıştır… Bunun üzerine kalp ameliyatı olur… Ancak 1986 yılında tekrar rahatsızlanır… Durumun ciddiyeti üzerine Ankara Yüksek İhtisas Hastanesine kaldırılır… Burada geçirdiği ikinci kalp ameliyatında yoğun bakımdan çıkamayarak henüz 43 gibi çok genç ve verimli bir çağda 28 Haziran 1986’da vefat eder…

Ordu’da her yönden çok sevilen Vedat Güler, ölümünden sonra onun adına her yıl anma geceleri düzenlenerek hatırlanır… Şair ve Öğretmen Vedat Güler, 1986 yılında vefatından çok büyük üzüntü duyan Ordu’luların onun hakkında yaptıkları bazı yorumlar ise şöyle idi…

Komşusu ve dostu Yalçın Melikoğlu “… Vedat Hoca, devamlı neşeyle gülen, dostların hatırını sormadan ve selamlamadan geçmeyen, küçüklerine olan sevgisi, büyüklerine olan saygısıyla tanınan bir insandı… Fatih Lisesinde görev yaptığı 16 yıl boyunca hiçbir öğrenciyi, öğretmeni kırmadı, incitmedi… Böyle mükemmel bir insan az bulunur… Vedat Hoca kimsenin kalbini kırmadı ama kendi kalbini kırıldı ve ebediyete intikal etti…”

Milli Eğitim Müdürü Selahattin Özdemiroğlu “… Böylesine sevecen bir yürek durmamalıydı… Böylesine iyilik, güzellik yüklü bir yürek durmamalıydı… Bu kadar çabuk, yürekten terk etmemeliydi sevdiklerini… Sen hep yürekten sevmişti… Kaleminde de içten ve yürektendi… Arkadaşlarını, öğrencilerini, çocukları, tüm insanları sevdin… Kuşları, çiçekleri, doğayı sevdin… Ordu’yu ve Orduluları sevdin… Hele denizi canı gönülden sevdin… Öyle ki, o küçücük yüreğin bunca sevgiyi taşıyamadı, büyüdü büyüdü ve nihayet “yeter ozan yeter” dedi, duruverdi… Olmadı, çok erken çok zamansız geldi bu acı son, Yaşamanın, sanatının, en olgun, en verimli ve en güzel döneminde olmadı, bu gidiş, olmadı…”

Oğlu Tarkan Güler “… Babam temiz yürekli, cana yakın, arkadaşlarıyla çabuk kaynaşan, yaz kış denize giren bir insandı… Babamın gidip yüzdüğü, kitabını okuduğu, kumunda yatıp güneşlendiği,” Kumbaşı” vardı… Her gün hiç usanmadan saat 12’de gider, akşam saat 18’de dönerdi.  Babam bir gün karnında bir ağrı olduğunu söyleyip hastaneye gitti… Doktor ona karnında bir şey olmadığını ve aksine kalp büyümesi olduğunu söylemişlerdi… Babamı hemen Ankara’ya sevk ettiler… Babamın birinci ameliyatı iyi geçti ve eve döndü… Babam bir gün “nefesim daralıyor” dedi ve rahatsızlık birkaç gün devam etti… Tekrar Ankara’ya gitti… Babamın ikinci ameliyatından sonra onu yoğun bakıma aldılar… Ama o iyi insan olan babam gözlerini bir daha açmayıp derin bir uykuya daldı… Artık Babam hayata veda etmişti… Arkadaşları, ağaçlar, kuşlar, denizler hatta bulutlar bile bu iyi insanın peşinden gözyaşı döktüler…”

Tiyatro yönetmeni Aydın Üstüntaş “…Vedat Güler, tabiatı seven insanları seven, hayvanları seven, yaşamayı seven, bir insandı. Hoca’nın kalbi bu sevgiye doyamadı. Evet, hocamızın kalbi sevgiden durdu. Kimseyi kıramazdı. Elinden geldiğince hep iyilik yapmayı isterdi. Toplumun mutluluğu onun mutluluğuydu…”

Vedat Güler, işte böyle şair, edebiyatçı, tiyatrocu, sporcu ve öğretmendi, her şeyden önemlisi gencecik hayat dolu bir insandı… Öyle bir cenaze merasimi ki yediden yetmişe tüm Ordu’lular ona koşarak geliyorlardı.  Sevgili öğretmenlerine karşı son görevlerini yapabilmek için talebeleri, dostları, onu tanıyan, tanımayan, kadın ve erkek bütün Ordu hareketlenmişti… Öğretmen şiirleşmişti… “Koca Ozan” Vedat Güler’in cenazesinde ölüm bile sevimli olmuştu… Acılar heyecana, yığılan çelenklerden ortalık gül bahçesine dönüşmüştü… Sanki sanatsal bir tablo oluşmuştu… Ordu’nun masmavi gök kubbesinden öyle bir yıldız kaymıştı ki; şiirlerinde hep dediği gibi peşinden bir çığlık, bir sevgi ağacı, tomur tomur açan çiçekler, çakan şimşekler bırakmıştı… Ordu’da yaşadığı yıllarda herkesin sevgisini kazanan Şair Vedat Güler hoca, inşallah, şu anda Cennet bahçelerinde çiçeklerin içinde huzurlu ve mutludur… Vedat Güler’e Allah’tan rahmet diliyoruz. Mekânı cennet olsun. Vedat Güler hoca, nur içinde yatsın… Vedat Güler unutulmamalı, eski yıllardaki gibi dostları ve günümüz şair ve yazarları tarafından ona anma geceleri tekrar düzenlemelidir. İçtenlikle yazdığı o güzel şiirleri, Mevlana gibi hoşgörülü yaşam felsefesi daima nesilden nesle yaşatılmalıdır… O ve onun gibilere vefasızlık yapılmaması için herkesi göreve çağırıyoruz… Çünkü daha böyle güzel insanlar maalesef yetişmiyor…

KAYNAKLAR:

Salih Okumuş, Cumhuriyet Dönemi Ordulu Şairler Antolojisi, Ordu- 2010

Karadeniz 52 Gazetesi – Vedat Güler’in hayatı ve şiirleri makaleler - 1988-Ordu

Vedat Güler – Çığlık ve Bir Ozanın Ardından Derleme” adlı şiir kitapları, 1987 -Ordu

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.