• dolar dolar 3.7652
  • euro euro 4.0418
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Naim  GÜNEY

Naim GÜNEY

ORDU'NUN KAYBOLAN KÜLTÜR ve TARİHİ MİRASINA SAHİP ÇIKALIM.

Ordu’da pek çok kültürel, tarihsel yapıtımız beton yığınlarının arasında tek tek kaybolup gidiyor. Pek çoğu da ilgisizlikten restore edilmeyi, keşfedilmeyi bekliyor. Ordu’nun tarihi bellekleri ve kültür mirasları bir bir yok oluyor. Yine eski tarihi bir ev daha gece yarısı yanarak kül oldu. Zaferi Milli Mahallesi, Sıtkı Çebi Caddesi üzerinde sabaha karşı meydana gelen yangında boş, yarısı ahşap 3 katlı tarihi binada bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Çevre sakinleri yanan binada tinercilerin zaman zaman kaldığını, daha önceki yıllarda da benzer şekilde Zaferi Milli ve Taşbaşı mahallesinde eski tarihi evlerin yandığına dikkat çektiler. Bizler ise anılarda kalan bu tip tarihi Ordu evlerinin fotoğraflarını beğenip, avunurken, bir tarihi eser daha anılarıyla kül edildi. Sonuçta şehrimizin tarihi bellekleri olan kültür miraslarımız bir bir yok oluyor, mâziye karışıp, kayboluyor, kimseler bir şey yapamıyor, herkes seyrediyor. Sahipleri yakında tarihi mirasımızın yerine mis gibi beton bir binayı dikerler. Çok yazık oluyor...

Ordu Eskipazar Camii kap¦-s¦- 1931

Tarihi Gotana köprüsü de geçenlerde bakımsızlıktan ortadan çökerek yıkılmış. Mesudiye’den geçen Melet ırmağı üzerine kurulu olan eski ahşap köprü, Gotana ile Darıcabaşı köylerini birbirine bağlayan çok stratejik bir yerde yapılmıştı. Tarihi köprü, atalarımız tarafından ağaç kütüklerinden, ortasında ayaksız bir şekilde yirmi yedi metre uzunluğunda iki metre eninde kısıtlı imkânlarına göre el işçiliğiyle imal edilmişti. 

Yine, Mesudiye’nin Kale köyünde, tarihi bir kale olduğunu ve yine aynı köyde bu kale sakinlerine ait kümbet mezarların bulunduğu bilinmektedir. Mesudiye’nin Kale Köyünde bulunan bu tarihi kale ve kümbetlerine, yetkili ve ilgili kamu kurumları ve Üniversiteler sahip çıkmalılar. Asırlar önce Karadeniz ve İç Anadolu’nun iktisadi değerlerinin önemini kavrayan, askeri ve ekonomik açıdan çok iyi organize olmayı başararak, bu güçle başta Mesudiye çevresi olmak üzere, Karadeniz ve İç Anadolu’nun büyük bir bölümünün Türkleşmesinde, İslamiyet’in yayılmasında önemli katkılarda bulunan, Mesudiye’ye altın çağını yaşatan Hacı Emiroğulları Beyliğidir. Hacı Emiroğulları Beyi Süleyman’ın güçlü bir orduyla Mesudiye’den başlayarak Ordu sahillerine kadar indiği ve buradan Giresun üzerine yürüyerek Giresun’u fethettiğine tarihi kaynaklarda sıklıkla rastlanmaktadır. 

Mesudiye Kale Köyünün hak ettiği değeri kazanabilmesi için, köyde bulunan kale ve kümbetlerin Kültür Bakanlığı envanterine dahil edilmesi, restorasyon çalışmalarının yapılması, koruma projelerinin oluşturulması, turizme açılması için ülke çapında etkinliklerle tanıtım kampanyaları yapılması gerekmektedir. Maalesef bu tarihi yapılarımız bilimsel çevrelerden gerekli ilgiyi görememiş, arkeolojik çalışma ve koruma durumu da söz konusu olmamıştır. Hacı Emiroğulları Beyliğine ait bu kalenin duvarları ağır doğa şartlarına ve define meraklılarının kazılarına maruz kalmış ve yok olmanın eşiğine gelmiştir. Kümbetler ise daha vahim durumdadır. Hacı Emiroğulları Beyliğinin ticari, ekonomik ve askeri başarılarının iyi araştırılıp tarih sahnesinde kaybolan bilgi ve deneyimlerinin bilimsel çevrelerce aydınlatılmasıyla mümkün olacaktır. Unutmayalım ki tarih tekerrürden ibarettir. 

Yine Eskipazar’daki eski adıyla Bayramlı kasabasını da unutmayalım, Ordu ilinin tarihi denilince ilk akla gelen yer burasıdır. Çünkü Eskipazar çok uzun yıllar, Ordu’nun merkezi konumunda olmuştur. Aynı zamanda Karadeniz’i yurt tutan Oğuz boylarının beyliği olan Hacıemiroğlu Beyliğinin de ikinci ve son başkentidir. Bayramlı adının yanında kullanılan ve “beylik merkezi, saray” anlamına gelen Ordu adının kaynağı da burasıdır. 14.yüzyılın başlarında Eskipazar’ı merkez başkent yapanlar aynı zamanda ihtiyaç  duydukları eserleri de burada inşa etmişlerdir. Eskipazar ve civarındaki eserlerin birçoğu 14. yüzyılın başlarında inşa edilmişti. Şu anda iki hamam, mezarlık ve bir caminin minaresi ve giriş kapısı gibi eserle, Ordu’nun köklerini günümüze kadar taşımışlardır. Ancak bu antik yerleşimin hakkında gerekli  olan araştırmalar, arkeolojik kazılar yapılmadan Hacı Emiroğlu Süleyman Bey'in heykelinin yapılması gereken yere bir botanik park yapılmıştır.  Bu peyzaj ve park yapımı neticesinde, Oğuz boyu olan Hacıemiroğlu Beyliği ile olan mirasımız  toprak altında kalmış, köklerimiz kopmuştur.

Yine  (MÖ 2100-2300) VI. Mithridates dönemine ait Kurul kalesinde yılda sadece bir ay boyunca yaklaşık kazı yaptırmayı yeterli bir iş sayıyoruz. Daha kapımızın önündeki eski Vali konağına sahip çıkamadık. Vali konağı tinercilerin yuvası olmuş, lime lime çürüyor, eriyor. Cotyora tüm dünyada tanınan bir marka ama biz Bozukkale'yi pancar tarlası sebze bahçesi yaptık, çöplük yaptık, Cotyora beton binaların altında artık, kaybolmuş, henüz bir tedbir alan ve ses çıkaran kimsecikler yok. 
Bir apartmanın gölgesinde kalan ünlü Kabana çeşmeleri her geçen gün toprakların altında yok olmaya devam ediyor, ilgi bekliyor, çıt yok. UNESCO tarafından Dünya tarih mirasına alınmış koca Gölköy Kalesinden geriye kalan bir iki taş duvarda çürüyor, dönüp bakan birisi yok. İkizce’nin Karlıtepe Köyü Kale Mahallesinde Genç Ağa Kalesi bütün ihtişamıyla ayakta duruyor ama son hali içler acısı deniliyor, ilgilenen yok.
1808 yılında inşa edilen Ünye'deki Süleyman Paşa'nın Sarayı zamanın en iyi mimar ve ustalarının kullanılarak inşa edilmiş ve o yıllarda sadece Karadeniz Bölgesi'nde değil Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan taşra saraylarının en büyüğü ve en ihtişamlısı olmasına rağmen, koca sarayın yerinde bugün yeller esiyor.  Ünye kalesi, Fatsa Cıngırt kalesi, Yason kilisesi ve Ilıca termal tesisleri gibi onlarca tarihsel mirasımız kaderine terk edilmiş, ölümcül hastalar gibi gün sayıyor.

Cotyora kalesi harita

Ünye’deki Süleyman Paşa Sarayı ve Bozukkale Cotyora kalesi, Mesudiye’deki Hacı Emiroğulları Beyliğine ait kale gibi yıkılmış ve yakılmış önemli kültürel miraslarımızın yeniden yapılabilmesi, bir daha beton yapıların arasında kaybolmaması ve gereken duyarlılıklar için, herkesi göreve çağırıyoruz. Ordu'nun tarihinde önemli eserlerinden olan kalelerimize, camilere, çeşmelere, şadırvanlara, hamamlara, hanlara, köprülerimize lütfen ama lütfen sahip çıkalım. Mesudiye'de kiliselere restorasyon için harcanan paraların yarısı bizim kültürümüzü yansıtan ve harabeye dönmüş Mesudiye Kalesi ,Ordu Vali konağı, Kabana çeşmeleri, Bozukkale Fatsa Cıngırt kalesi, Kurul kalesi gibi  bir sürü tarihi eserlerimize de restorasyon için harcansın. Ordu'nun neresinde bir tarihi tesis varsa, lütfen, sahip çıkılsın, dört dörtlük restore edilsin. Önce kültürel ve tarihi mirasımız elle gözle tutulur bir noktaya getirilsin, gerisi ondan sonra, değil mi?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.