Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Onur  YILMAZ

Onur YILMAZ

9. Milletlerarası Halk Kültürü Kongresi’nin Ardından

            Şehrimiz 3 gün boyunca (20-22 Kasım) uluslararası bir kongreye ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığının himayesinde 1973 yılından bu yana her 5 yılda bir düzenlenen bu büyük organizasyonun 9. durağı şehrimiz oldu. Halk kültürü benim de alanım olması sebebiyle, bir bildiri sunmamış olsam da, ayağıma kadar bu büyük fırsatı değerlendirdim ve 3 gün süren oturumlara elimden geldiğince katıldım. Bu tip toplantıların en büyük yararı akademik camianın bir araya gelip birbiriyle tanışması ve çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulunulmasıdır. Bu açıdan da çok verimli bir kongre geride kaldı.

            Ordu Kültür ve Sanat Merkezi’nde aynı anda 6 salonda gerçekleştirilen oturumlarda, genel konular (22), Türk halk edebiyatı (54), gelenek-görenek ve inançlar (38), maddi kültür (35), somut olmayan kültürel mirasın korunması (26), müzik, oyun ve eğlence (30) bölümlerinde 205 bildiri yer aldı. Ancak bazı katılımcılar çeşitli sebeplerle gelemedikleri için bildirileri sunamadılar. Programa baktığımızda şehrimizle ilgili 3 bildirinin yer aldığını görüyoruz. Maddi Kültür bölümünde Ordu Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Dağlı’nın “Ordu Mutfak Kültürü ve Ekoturizm” adlı bildirisi ve Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması bölümünde Prof. Dr. Necati Demir’in “Ordu İli ve Yöresinde Sona Ermekte Olan Meslekler ve Bu Mesleklerin Gelecek Nesillere Aktarılması Sorunu” adlı bildiri, Mustafa Eren'in 'Ordu'da Nacak, Nacakçılık ve Nacakçılar' bildirisi şehrimizin kültürüyle ilgiliydi. Bunlardan Ahmet Dağlı’nın bildirisi gazetemizin dünkü sayısında (23 Kasım) “Eko-Turizmde Fark Yaratalım” başlığıyla manşetteydi. Alternatif turizm adına büyük beklentiler ön gören ekoturizm üzerine görüşlerimi ilerleyen günlerde ayrıca ele alacağım.

            Katılımcıların birçoğu Ordu’ya ilk defa geldi. Organizasyon ekibi katılımcıları memnun edecek bir hizmet sundu. Ulaşım, konaklama, yemek ve ikramlar zamanında gerçekleşti. Özellikle yemek için bina içerisinde bir alan oluşturulması zaman açısından büyük bir tasarruf sağladı. Bir parantez de Ordu Kültür ve Sanat Merkezi’ne açalım. Katılımcılar Ordu’da böyle bir salonun varlığını Ordu için büyük bir yatırım olarak nitelendirdiler. Eski Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay’ın bu yatırımın gerçekleşmesindeki katkılarını bir kez daha hatırlamamız gerekmektedir. Nitekim Ordu’da bu tip bir organizasyonu kaldırabilecek nitelikte ikinci bir yatırım henüz yok. Yeri gelmişken şimdiki Kültür ve Turizm Bakanımız Numan Kurtulmuş’a da teşekkürlerimizi iletmemiz gerekmekte. Bu kongrenin daha önce gerçekleştiği şehirler İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya gibi büyük şehirler. Bu yıl da İstanbul’da gerçekleşmesi için planlamalar yapılırken bakanımızın girişimleriyle bu kongrenin Ordu’ya taşındığını öğreniyoruz. Kültür ve turizm adına daha fazla organizasyona ev sahipliği yapabilmeliyiz. Tabi bu ciddi bir alt yapı yatırımı da gerektirmektedir. Bugün bazı şehirler kongre ve toplantı merkezi olarak anılmakta ve ciddi bir girdi de sağlamaktadır.  Turizme alternatif ararken bunları da göz ardı etmememiz gerekmektedir.

            Ordu’da böylesine kapsamlı bir kongre gerçekleşirken şehrimizde üniversite okuyan öğrencilerin bu kongreden haberleri var mıydı acaba? En azından sosyal bilimlerle ilgili (edebiyat, tarih, sanat tarihi, güzel sanatlar vb.) alanlarda eğitim gören öğrenciler, alanlarında duayen isimlerle tanışma ve onları dinleme fırsatını başka ne zaman bulabilirler? Bu soruları kendi takdirlerine bırakıyorum. Kendi görüşlerimizin yanında katılımcıların da görüşlerine burada yer vermemizde fayda var.  Prof. Dr. Öcal Oğuz sosyal medya hesabında kongreyle ilgili görüş ve eleştirini şu şekilde dile getiriyor:

            “Kültür ve Turizm Bakanlığının "folklor" alanındaki en görkemli faaliyetlerinden biri olan bu Kongre sayesinde, 1975 yılından beri onlarca cilt ve binlerce sayfa tutarında bilimsel metin ortaya çıkmıştır. Ordu'da yapılan son Kongreyi himayelerine alan ve açılışına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'a, Genel Müdür Sayın Okan İbiş'in şahsında Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğüne teşekkür ederim. 170'i Türkiye'den olmak üzere Kongrede 205 bildiri sunuluyor. Sunulan bildiriler, aralarında benim de bulunduğum Folklor disiplininden ve diğer sosyal ve beşeri bilim alanlarından gelen 16 akademisyenin oluşturduğu Bilim ve Değerlendirme Kurulunun onayını aldı. Kabul edilen ve edilmeyen bildiriler konusunda yapılan değerlendirmelerin yerinde ve herkes için adilane olduğunu umarım. 10. Kongrede halk biliminin önemli, ciddi ve duayen isimlerinin bildiri özetlerinden değil de biyografilerinden hareketle davet edilmelerinin yerinde olacağını düşünüyorum.

Kongrede disiplinler arası çalışmaların yer alması zenginlik olarak görülmelidir. Ancak bu Kongrenin -İngilizce adında da açıkça yazıldığı üzere- "folklor/halk bilimi" Kongresi olduğunu, başvuranlar da, değerlendirenler de hatırda tutmalıdır. 8. Kongreden bu yana 31 bilim insanını kaybetmişiz. Öte yandan Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Prof. Dr. Fikret Türkmen, Prof. Dr. Abdurrahman Güzel ve Nail Tan gibi tecrübeli hocaların katılımları ve katkıları, genç halk bilimciler için çok önemli ve faydalı olmuştur. Başta UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi olmak üzere kültür çalışmalarının geleceğin dünyasında "kimlik ve aidiyet" konularının yanında "sürdürülebilir kalkınma" "tasarım/yaratıcılık", "şehirlerin yaşanabilir hâle getirilmesi için yeniden düzenlenmesi" gibi pek çok "uygulama" alanının motoru veya esin kaynağı olacağına inanıyorum. Bu nedenle bütün folklor camiasının Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu olağan dışı şartlar altında yapılan bu Kongrenin eksiklerinden çok artılarına odaklanmasını, geleceğe bakmasını ve Kongrenin düzenleyicisi olarak Kültür ve Turizm Bakanlığını 10. Kongrenin zamanında ve daha güçlü bir katılımla yapılması için teşvik edici ve yönlendirici olmasını dilerim.”

            9. Milletlerarası Halk Kültürü Kongresi geride kaldı. Farklı konuların irdelendiği bildirilerde farklı çözüm önerileri, farklı bakış açıları geliştirildi. Oturum sonlarında tartışma bölümlerinde kimi oturumlarda hararetli tartışmalar oldu. Bir kez daha görüyoruz ki kültür bu toprakların mayasıdır ve bu mayanın izlerini kadim medeniyetimizin el sanatlarından mimariye, müzikten dansa, masaldan efsaneye, yemekten giyime kadar çok geniş yelpazede bulabilmek mümkündür. Yazımızı Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür” sözüyle bitirelim. Anadolu coğrafyasındaki varlığımız bu felsefe üzerine kuruludur. Bu bilinci asla yitirmemek ümidiyle…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.