Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Onur  YILMAZ

Onur YILMAZ

ORDU YÖRESİNDE GÜNEŞ DUASI

Birçoğumuz yağmur duasını biliriz. Nereden çıktı şimdi bu  ‘’güneş duası’’ diyenleriniz mutlaka vardır. Daha önce Rize ve Trabzon dolaylarında ‘’güneş çıkarma duası’’ olarak tespit edilen ve farklı isimlerde zikredilen bu ritüelin izlerine, yöremizle ilgili değerli çalışmalar yapmış Sıtkı Çebi’nin Çambaşı Yaylası kitabında rastlıyoruz. Bugüne değin ülkemizde sadece Trabzon-Rize dolaylarında tespit edilen bu ritüelin Trabzon’da ‘’kuz kuza’’, Hemşin’de ‘’pabra bubrik’’ adıyla gerçekleştiğini biliyoruz. Daha önce Ahmet Caferoğlu hocamızın Kuzeydoğu İllerimiz Ağızlarından Derlemeler kitabında bahsettiği bu ritüelle ilgili uygulamalara, Azerbeycan’da da rastladığını söylemiş ve şamanizmle ilişkilendirmiştir. Daha sonraki dönemlerde de il yıllıklarında ve yöresel çalışmalarda bahsi geçen ritüele bu yörenin dışında Ordu’da da rastlamamız çalışma sahasını genişletmekle birlikte daha bilimsel yönleriyle ele alınması gerçeğini de beraberinde getirmektedir.

Rize’de Güneş Duası

Çalı süpürgesinin beline bir ağaç geçirirler, bunu bir çocuğa benzetirler. Bu bebeği eline alan çocuklar, gruplar halinde yayla evlerini birer birer dolaşarak hep bir ağızdan şu türküyü söylerler:

Babra bubrik ne ister

Kaşuk kaşuk yağ ister

Folden yumurta ister

Tekneden kaymak ister

Verenun oğli olsun

Vermeyenin de kör topal kızı olsun

Babra bubrik ne ister

Allahtan güneş ister

Bu türküyü söyleyen çocuklara ev sahipleri, kaymak, yağ, un, tuz verirler. Çocuklar bunlardan kazanda "Hoşmere" adı verilen bir yemek pişirirler ve sisin kalkması, güneşin vurması için ateşe atarlar. Böylece güneş duası merasimi sona erer.

Trabzon’da Güneş Duası

İ.Zeki Eyüboğlu'nun Maçkalı Rumlardan derlediği bir Rumca örnek:


Etienge vudoroban

Enenriye alev sohon

Çakosendo kovsa kuban

 

Türkçesi :

Peynir, yağ ve un ver

Yoksa küleğini kıracağım

 1940'lı yıllarda Yomra'da derlenen bir güneş duası da şöyledir.

Guza guza , Gus guruza

Allahtan güneş isteruz

Hatunnardan gaymak isteruz

Verenun teknesine bereket

Vermeyenun teknesuna kadar

Bi kokmiş sıçan düşsun

Ordu(Çambaşı)’da Güneş Duası:

Bu kısmı Sıtkı Çebi’nin kitabından olduğu gibi aktarıyoruz:

Şimdiki Çambaşı nesli bilemez; bizim zamanımızda, devamlı yağmurlarla etrafın çoraklaştığı devreler olur, hayvanlar ahırlarda kapalı kalırdı. Böyle günlerde biz çocuklar tepelerde koşamaz, kukuvak(mantar) toplayamazdık. Çarşı, o günkü terbiye icabı, değil çocuklara, gençlere de yasak olduğu için, zoraki olarak evlerde oturmak durumunda kalırdık. Büyüklerimiz, öyle zamanlarda bizlere yine de bir eğlence bulurlar, güneş duasına çıkarırlardı hepimizi.

Ocak başından sökülmüş bir kırmızı bezi bir değneğe çivileyerek, havanın şöyle bir açıklık verdiği anda fırlardık evden yayla topraklarına… Çocuk kalbinin en temiz duyguları ile kapı kapı dolaşır, yüksek sesle kendimiz sorar, yine kendimiz cevap vererek, vardığımız yerden un, şeker, yağ isterdik. Güneş duasına bütün mahallenin çocukları mutlaka iştirak ederdi. Biz çocuklar güneşi severdik. Güneşli günlerde bütün yayla toprakları bizim olurdu; tepeleri, ormanları, dereleriyle… O halde, güneş duasına bütün çocuklar katılmalıydı ki, dualarımız kabul olunsun. Bizlere böyle söylerde büyüklerimiz. 30-40 çocuktan oluşan topluluğumuz, evin kapısına vardığında, grubu temsil eden içimizden biri, yüksek sesle şöyle bağırırdı:

- Kut Kut Ana, Kut isteriz … Allah’tan güneş isteriz.

Bu söze karşılık olarak, gruptakiler hep bir ağızdan:


-Verene bin bereket… Vermeyenin tenceresine küflü sıçan… diye bağırıldıktan sonra, arkasında da yine topluca ‘’amiiin’’ diye yüksek sesle haykırılırdı. Artık, bundan sonra iş, kapısına varılan ev halkının vereceği yağ, şeker veya un ikramına kalırdı. Bu kadar çocuğun can-ı yürekten ‘’amiin’’ deyişi kapıları açar, torbamız un, kesemiz şeker, tenceremiz yağ dolardı. Tabii, her aile hepsini birden vermezdi. Kimi şeker, kimi de un ve yağ verirdi. O tarihlerde kesme şeker çok makbuldü. Zenginlerin evinde bulunurdu çoğunlukla. Kesme şekerden, hele de 4-5 tıkıl veren oldu mu, sesimiz daha gür çıkar, o kapıdan sevinerek ayrılırdık.Un, Melet unu yani esmer ise pek sevinmezdik. Fakat beyaz un olursa, eh, keyfimize diyecek olmazdı…Bundan sonrası mahalleli kadınların işi idi. Toplanan un,yağ şekerle kazanlar dolusu helva yaparlar, bu helvaları yine bize vererek, Çambaşı’ndaki fakir, yetim ve yaşlı kimselerin evlerine kadar giderek dağıtırdık. Biz çocuklara da yumruk iriliğinde, bir adet hisse düşerdi bu kazanlar dolusu helvadan. Cenab-ı Hakk’ın hikmetinden sual olmaz. Duamızı mutlaka kabul eyler; yaylanın meşhur ‘’kör dumanı’’ en kısa zamanda dağılır, güneşin tatlı sıcaklığı ıslak yayla topraklarını buğulandırarak ısıtmağa başlar ve biz yayla çocuklarını kapalı yerlerden yayla tepelerine, kukuvak toplamaya koştururdu.

Karşılaştırma ve Değerlendirme:

Diğer bölgelerde havaların kurak geçmesiyle karşımıza çıkan ‘’yağmur duası’’ ritüelinin bölgemizde, yağışlı iklim yapısı nedeniyle ‘’güneş duası’’ olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Bu değişimi doğal koşulların sebep olduğu bir ‘’ritüel varyantlaşması’’ olarak açıklayabiliriz. Trabzon, Rize ve Ordu örneklerinden yola çıkarak belirli özellikleri saptayalım. Birincisi; her üç yörede de kıyı kuşağında değil de sis ve yağmurun daha çok etkili olduğu yayla alanlarında bu ritüel gerçekleşiyor. İkincisi; ritüeli gerçekleştirenler yalnızca çocuklar olarak karşımıza çıkıyor. Üçüncüsü; kapı kapı gezilerek aynı türden malzemeler(un,yağ,şeker) toplanıyor ve yemeklik çıkarılıyor. Dördüncüsü; bir çubuğa geçirilen bez parçasıyla ev ev dolaşma gerçekleşiyor. Beşincisi; malzemeleri verene dua, vermeyene beddua ve Allah’a bir istek gönderme durumu söz konusu.

Günümüzde bu ritüelin devam ettirilip ettirilmediği konusunu bilmiyoruz ancak ‘’çocuk oyunu’’ olarak gösterilen bu türden ritüellerin geçmiş dönemlerde birtakım inançların kutsal olarak ele aldığı ‘’ayin’’ boyutunda değerlendirildiğini söyleyebiliriz. Yüzyıllar içerisinde farklı inanç sistemleri içine giren topluluklarda, bir önceki dönemin kutsal saydığı ritüeller de kutsal yönünü yitirerek ‘’oyun’’ olarak varlığını sürdürmektedir. Ele aldığımız ‘’güneş duası’’ konusunun da bu yönde bir evrilme geçirdiğini düşünmekteyiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.