OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Onur  YILMAZ

Onur YILMAZ

ORDULU RUMLARIN TÜRKÜSÜ: TSAMBASİN (ÇAMBAŞI)

Yüzyıllarca Anadolu'da birlikte yaşamanın en güzel örneğini sergilemiş iki halk: Türkler ve Rumlar. 19. yy'da tüm dünyaya yayılan milliyetçilik akımı güzelliğin yerini kana bırakmıştı. Elbette Anadolu coğrafyasında da müthiş bir kıyım gerçekleşti. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra sınırlarını çizen Türkiye ve Yunanistan, kendi halklarına müthiş bir travma yaşatarak, siyasi bir zafer olarak gördükleri değişimi, nüfus mübadelesini, gerçekleştirdiler(1923). Yunanistan'daki Türkler ile Türkiye'deki Rumlar yer değişti. Bu değişim siyasilerin gözünden belki insan değişimi olarak görülebilir ancak sadece bedenler değil; diller, dinler dahası kültürler değişti ve her iki toplumda da kuşaklar boyu atlatılamayacak bir ''kültür travması'' meydana getirdi. Bu değişimin tarihi, siyasi, sosyolojik boyutunu değerlendirmek benim işim değil elbette. Biraz başlık üzerinde yoğunlaşıp folklorik açıdan ele almak istiyorum.

Ordu'dan 1400 civarında Rum, mübadeleye tabi tutulmuş; Yunanistan'ın Selanik, Katerini ve Drama bölgelerine yerleştirilmişlerdir. Ordu'nun sosyal yaşantısında önemli yere sahip Rumlar, şehri terk ederken yalnızca eşyalarını götürmediler; yüzyıllar boyu yaşanmışlıklarını, zanaatlarını, danslarını, ezgilerini tümüyle kültürlerini de götürdüler. Gittikleri yerde yaşadıkları kültür şokunun etkisiyle somut-soyut ne varsa taşıdıklarının hepsine sıkı bir şekilde bağlandılar. Bu bağlılığın en güzel örneğini söyledikleri Tsambasin (Çambaşı) türküsünde, daha doğrusu onların halk ezgisi olarak nitelendirdikleri ''tragodia''sında  görüyoruz.  Türküler  yani geleneksel ezgilerin tümü, yaratıldıkları toplumun içerisindeki farklı düşüncelerden bir nevi onay aldıktan sonra benimsenir. Bu yüzden geleneksel ezgilerde siyaset, kin, nefret söylemleri yoktur. Ulusal olduğu kadar evrensel değerlere de yaslıdır.

Rumların Tsambasin(Çambaşı) türküsü, Çambaşı'nda yaşanmış tarihi bir olayı anlatır. Bu olay eylül 1913 tarihinde Çambaşı yaylasında çıkan büyük yangındır. Aslında Çambaşı yaylası bir diğeri 1919 tarihinde olmak üzere iki büyük yangın atlatmıştır. Eskiden, Çambaşı yaylasının nüfusunun, yaz aylarında Ordu'nun nüfusunu geçtiğini, yöreyle ilgili basılmış anı kitaplarından biliyoruz. Sosyal yaşantının ve ticaretin yoğunlaştığı bir dönemde çıkan yangında çok sayıda ev ve işyeri de hasar görmüştür. Elbette bu yangında Rumların da ev ve işyerleri zarar görmüş, onlar da etkilenmişlerdir. Rumlarda bu olayın psikolojik boyutu daha derin olmuş olmalı ki ezgilerine de yansıtmışlardır. Bugün bu tarihi olayı yaşamış kuşaktan kimse kalmış mıdır bilinmez ama sonraki kuşaklara çok önemli bir ''hazine'' bıraktıkları kaçınılmaz. Bu kısmı biraz daha açarak, hazineyi geleneksel ezgilerin işlevleri bakımından açığa çıkaralım. Geleneksel ezgiler, toplumda etki bırakmış tarihi olayları da anlatır. Bu anlatım aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarım gerçekleşir. Böylece kuşaklar sonrasında bile bireyde; farkında olarak ya da bilinçaltı yoluyla, bulunduğu topluma ''bağlılık'' ve ''aidiyet'' duygusunu oluşturur. Bugün kendilerini bu topraklardan hissetmelerinin en büyük dayanağı, atalarının buralarda oluşturup götürdükleri ezgiler ve danslardır. Gelecek yüzyıllarda, Ordulu Rumların torunları, atalarının Ordu'da yaşadıklarını bilecekler ve Ordu'ya olan bağlılıklarını bu ezgi aracılığıyla sürdüreceklerdir.

Rumların Tsambasin türküsü ile ilgili bir diğer değerlendirmemiz ezginin metronom yapısı yani hızıyla ilgilidir. Tsambasin türküsü, geçmişte yaşanmış bir felaketi ele aldığından ağıt formundadır. Ancak bugün bu ezginin ardından horon oynayan Rumlar; ezgiyi horona girme, horon kurma gibi bir işlevde kullanıyorlar. Bu ezgiyle oynadıkları dansın bir de adı var: ''dipat''. İki ayak anlamına gelen dipat, ezginin yavaş olmasından kaynaklı olarak dansı da sade bir figürle icra edilmektedir. Ezginin hızlanmasının sebebi, ağıtın felaket yönünün yitirilmesinden, toplumsal etkisini azaltmasından kaynaklanmaktadır. Kültürümüzdeki Tokat yöresine ait Hey Onbeşli türküsünün ağıt olarak söylenirken, bugün dans havası formuna ulaşmasını bu duruma örnek olarak gösterebiliriz. Ezginin sözlerinde de zaman içerisinde de değişiklikler meydana gelmiş;  aşk, ayrılık, gurbet gibi duygular çerçevesinde birçok kayıtta sözler değiştirilmiştir. Son olarak yangını, Ordu'yu ve Çambaşı'nı anlatan en eski sözlerle yazımızı tamamlayalım.

TSAMBASİN

Ekaen ke to Çambaşı
K’ epemnan ta duvare yar yar aman
K’ eruksan so kurtareman
T’ Ordus ta palıkare yar yar aman

Vay ekaen k’ emanien t’ Ordus to parxar
Ke-n-eki tiden k’ epemnen manahon sahtar.

Klen ti Theu ta pulopa
Klen ta pegadomate yar yar aman
Klei to Çamluk, to Karagöl
Klen t’ emorfa t’ elate yar yar aman

Vay ekaen k’ emanien t’ Ordus to parxar
Ke-n-eki tiden k’ epemnen manahon sahtar

Tranon yangın so Çambaşın
Spite kı th’apomene yar yar aman
Trani mikri ftohi zengin
Ol kathudan ke kleğne yar yar aman

Vay ekaen k’ emanien t’ Ordus to parxar
Ke-n-eki tiden k’ epemnen manahon sahtar

ÇAMBAŞI

Çambaşı yandı
Sadece duvarlar kaldı (yar yar aman)
Ordulu delikanlılar
Kurtarmaya gittiler.

Vay Ordu yaylası yanıp duman oldu
Orası her şey kül oldu.

Allah’ın kuşları ağlar
Su başılar ağlar Çamluk,
Karagöl ağlar
Güzel köknar ağlar.

Vay Ordu yaylası yanıp duman oldu
Orası her şey kül oldu.

Çambaşı’da büyük yangın
Evler geriye kalmayacak
Yetişkin, çocuklar, fakir, zengin
Herkes oturup ağlar.

Vay Ordu yaylası yanıp duman oldu
Orası her şey kül oldu.

(Ezgi hakkında bilgilerini benimle paylaşan ve ezgiye ait sözlerin çevirisini yapan dostum Bill Gioranidis'e sonsuz teşekkürlerimle)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.