Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Biri iyi biri kötü

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener; Cumhurbaşkanı seçildiğinde  “TRT’yi satacağız” dedi.  Geniş bir kesimin desteğini arkasında görünce de seçim beyannamesine koydurdu. Daha da önemlisi bu satıştan elde edilecek geliri halka dağıtacağını söyledi.

Belki de bir ilkti… TRT önünde toplanan bir kısım televizyon çalışanı: “TRT milletin hizmetindedir, bu hizmeti de vermeye devam edecektir” dediler.

Şeker fabrikaları çalışanları da fabrika önünde toplanıp aynı talepte bulunmuştu: Şeker fabrikalarının kurulmasını Atatürk emretti… Türkiye sanayisinin, tarımının ve de hayvancılığının bel kemiğini kırmayın” diyenleri dinleyen olmamıştı. Sanırım, TRT önündeki çalışanların eylemi de 24 Haziran seçimlerinden sonra dikkate alan pek olmayacak.

***

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantepte Gazeteciler Cemiyeti ziyaretinde “İktidar TRT’yi serbest bıraksın”  temennisini yenilemiş olsa da Cemiyet Başkanı İbrahim Ay konuya basın özgürlüğü açısından değerlendirmiştir. Şu tespit İbrahim Ay’ındır:

“Medyanın (yazılı görsel fark etmez, r.b.) varlık nedeni güce teslim olmak değil, gücü denetlemektir. Bugün basının hür ve özgür olduğu bir gerçekle değil, tam tersi bir gerçekle karşı karşıyayız.”

***

Böylesi günlerde TRT de “millet” kavramının arkasına saklanarak, ilkeli ve tarafsız yayın yaptığını söyleyemez.

 Ne diyor İbrahim Ay?

 Bir daha altını kalın HARFLERLE çizelim: “Medyanın varlık nedeni güce teslim olmak değil, gücü denetlemektir.”

***

Zaman zaman George Orwell’in (*) basınla ilgili bir sözünü “ayrıntı” köşesine taşır; “haberle” “halkla ilişkiler” bir birinin tamamlayıcısı değil, tam tersi olduğunu yazarım.

***

Cumhurbaşkanı seçilmek için yarışan altı aday arasında “saha avantajı” AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın.

Sahanın misafir takımları arasında bir tek MHP yok.  CHP, HDP, SP, VP ve İYİ Parti var.

Yazılı ve görsel basın çalışanları “gazeteciler” bu seçimin hakemleri. Hakemin görevi; saha avantajı olan güçlüyü göklere çıkarıp, diğerlerini 40 bin kazıkla yerin dibine sokmak değildir. O gücü denetlemekle yükümlüdür.

 Yerel medya için yaptığım tespiti, artık ulusal medya ya da taşımam gerekecek.

24 Haziran’a şunun şurasında dört hafta kaldı. Ekonomideki kötü gidişi, durduracak bir babayiğit aranıyor. Babayiğidin vasıfları sıralanırken hiçte iyi şeyler söylenmiyor.

***

Bu benim aklıma Demokrat Parti (DP)’nin  “Basın özgürlüğü” kısıtlamalarına karşı çıkarak ayrılan (Turhan Güneş ve Ekrem Alican’ın da olduğu) 19 milletvekilinin kurduğu Hürriyet Partisi’ni hatırlattı. 

I957 seçimleri öncesi Fahri Çelebi önümüzde, Yusuf Akyazı (Hattatoğlu)’nun oto parçası satılan dükkanına girdik. Fahri Çelebi, Yusuf Akyazı’nın niteliklerini saydıktan sonra: “Belediye başkanı adayımız sizsiniz” dedi.

Yusuf Akyazı gayet sakin, “beni o makama laik gördüğünüz için teşekkür ederim gençler” dedi.

“Şimdi ben işinde gücünde –sizin de söylediğiniz gibi- saygın, dürüst bir insanım. Belediye başkanlığı adayı olduğumda benim de bilmediğim, ne çok kirli çamaşırı çıkar.”

Nitekim, o günden bu güne değişen bir şey yok.

Sadece Cumhurbaşkanları adayı değil, mensubu oldukları parti de topun ağzında, bombardıman altındalar.

***

(*) “Gazeteciler, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir.”


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?