Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Bu da gelir geçer

Şunun şurasında “baskın seçimlere” bir ay kaldı. Bu da geçer. Biz bize diz dize oturur, bir sonraki seçimi bekleriz.

CHP Milletvekili aday sıralamasını yapmış. İlk sızıntı haber: “Sol aday yok”!

Neden yok diye soran oldu mu?

Sosyal medyada dolaşıma sokulan tweetlere bakarsanız, CHP aday belirlemede yine sınıfta kaldı.

Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce ne diyordu: “Muhafazakar bir ailenin solcu çocuğuyum”!

Bu biliniyor. Ya devamı? Millet İttifaka bakmak lazım. Ta en baştan, CHP sağ ile ittifak yapıyor, sola bakmıyor.

***

Şunu bir bilelim; CHP kurucu parti. Baştan beri Atatürk Devrim ve ilkelerini yurtta hakim kılmak istiyor. Tabii akşama karar verip sabah uyguladım demekle olmuyor. Devrimler bir süreçtir. Dar bir kadro ile (bu bizde ikinci meşrutiyetten sonra önce askerler arasında aydınlanmacı fikirlerle başladı) sonra “Batı da ne varsa bizde de o olsun diyen” devlet bürokrasisi “kadro harekatı” kurucu ideolojiyi, Halk Evleri (1934 -...) vasıtasıyla “halka” benimsetmeye çalışıldı.

Oldu mu? İlk başta oldu gibi göründü. Devlet bürokrasisi, yukarıdan örgütlenmelerle, (Sosyalist ülkelerden esinlenerek) kooperatifleşmeye önem verdi, birlikler kuruldu. Bir taraftan da özel sektörü, sanayi yatırımlarına teşvik edecek bankalar açılmaya başladı.

Doğu’da ağalık düzenini parçalayacak politikalara öncelik verildi. Toprak reformu devlet katında konuşulmaya başlandı. İşte ne olduysa o zaman oldu. Doğu’dan aşiret ağalarını alıp Batı illerinde mecburi iskana tabii tutmak yetmedi. İlk isyan Ege’nin mümbit topraklarının sahiplerinden geldi. Dörtlü Takrir TBMM’de tartışıldı. Sonucu biliyorsunuz o gün toprak reformuna karşı çıkanlar (kasketlilerin de oyunu alarak) 1950’de iktidar oldular.

***

Buraya kadar olan “bilgi kırıntıları”, çoğu sonradan edinilenler. CHP iktidardan gitti gitmesine ama devlet bürokrasisi bir türlü gitmedi. Yeni palazlanan burjuvazi (dini söylemlere de ağırlık vererek) iktidarını kurmuştu.

Marshall Yardımı, buğday dağıtılması, Kore’ye asker gönderilmesi, Batı İttifakı içinde olmanın getirdiği nimetler, İlhan Selçuk’un dediği gibi komprador burjuvaziyi doğurmuştu. Artık bizim neyi istediğimize kapitalist ülkeler karar veriyordu. Küresel Güç kimse biz onun yanındaydık. Türkiye’ye “Küçük Amerika” denmesi bundandı.

***

Uzak örneğe gitmeye gerek yok. Türkiye İkinci Dünya Harbi’ne girmemiş, devletçi kapalı ekonomi –kimi uzmanın anlatımıyla, karma ekonomi– iflas etmiştir. Devlet yatırımları işsizliği yoksulluğu bitirmemiş, fabrikalar arpalık olarak görülmüştür.

Sonucu biliyorsunuz; Cumhuriyet’le birlikte başlayan devlet yatırımları tutarı 130 milyar iken, özel sektör yatırımları 30 milyardı.

Ne yiyoruz ne içiyoruz diye soran olursa; Cumhuriyet’in kazanımlarını tek tek satarak geçinip gidiyoruz” deyiniz.

Ayıp değil!

Kazanmadığınız gidiyor.

***

24 Haziran’da kazanacağınız bir şey yapın!

Oyunuzu, özgür iradenizle, elinizi vicdanınıza koyarak kullanın.

Baba malı gitti, gider... Yemişiz içmişiz, 500 milyar da borç yapmışız. Bu borcu başkaları ödemeyecek, baba malı yiyen, yemeyen bizler, hepimiz tüm yurttaşlar bir olup, diri olup ödeyeceğiz. Borç yiğidin kamçısıdır. Oyunuzu kullanıp evinize dönün. İlk iş olarak eşinize dostunuza kemerlerine iki üç delik daha açtırmalarını söyleyin. Ben kemer sıkma politikasına başla dediler, başladım.

Söyler misin; şimdi ben iyi bir yurttaş oldum mu?”


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.