istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Ekonomi Ağırlıklı Politika

CHP’nin seçim manifestosu aşağı yukarı belli oldu. Ekonomi ağırlıklı politika!

Siyasetçi sahaya çıkınca, muarızlarını en yumuşak yerinden vurur.  1950’li yıllarından öncesi meçhulüm. O yılların politikacılarını yazıldığı çizildiği kadarıyla tanıdım.  Kendini “devlet sanan” bürokrasinin içinden gelenlerin borazanı öterdi…  1950’li yıllardan sonra bürokrasinin ağırlığı –kısmen de olsa- özel sektöre devredildi. Özel sektör, “bürokratik devletin” neyi var neyi yok, zaman içinde satışa çıkardı. O gün bugün ekonomi darda! Üretmeden tüketmenin kaçınılmaz sonu belliydi.

Şimdi, şimdi duyuyorum; üretime ağırlık verecek teşvikler kapıdaymış. 

Örneğin, şeker pancarı üretimi 20 milyon tondan, 10 milyon tona düşürülmüştü. Yıllık ihtiyacımız olan 2 milyon ton şekerin 1 milyon tonu “uyum yasaları gereği” ithal edildi. Yeni düzenleme şöyle: Şeker pancarı üreticisine alan bazlı doğrudan destek artırılacak; üretim teşviklerle artırıldığı halde iç tüketimi karşılamadığı hallerde şeker ithalatına gidilecek.

Et ürünlerinde de aynı yöntem uygulanacak. Hayvan yetiştiricileri yüksek teşviklerle desteklendiği halde yurtiçi ihtiyaç karşılanmazsa o zaman hayvan ithalatına gidilecek.

***

İlk yanlışı Marshall yardımı buğdayı alarak yaptık. (Amerika Birleşik Devletleri, İkinci Dünya Harbi sona ermeden, son dakikada Almanya’ya savaş ilan ederek “Müttefikler” safına katılınca bize okkalı bir kıyak çektiler.

Sonrasını biliyorsunuz; uygulanan politika kırsaldan kente göçü hızlandırdı. Bir çuval (80 kilo) buğdayı sadece nakliye bedelini ödeyerek alan üreticiyi bile bile tüketici yaptık. Dolayısıyla tarlalar boş kaldı.

1970’lı yıllarda Engin Ünsal, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) hukuk müşaviri,  Öğretim Üyesi Tuncer Karamustafaoğlu ile Ordu’ya geldi. O anlattı: İngiltere ülke içinde ihtiyacı olan buğdayın ancak dörtte birini karşılayacak kadar üretim yapabiliyor. Üreticisini teşvik için 1 kilo buğdaya 6 lira ödüyor, ekmeğin kilosunu 4 liradan satıyor. O yıllar Türkiye’de 100 kilo buğday 125 lira! İngiltere 300 kilo buğdayı bizden, 100 kiloyu da kendi üreticisinden aldığında 975 lira ödüyor…

 Hesap şu: 400 kilo buğdayın (un haline getirilmesi için imalat masraflarını da üzerine koysanız ekmeğin 4 liradan satılması halinde yine de bir zarar ziyan söz konusu değil.

Türkiye siyaseti 1950’li yıllarda üretimi teşvik yerine tüketim ekonomisi yolunu seçince başımıza bunlar geldi.

Bir düşünün; 1950’li yıllarda nüfusun yüzde 80’i kırsalda, yüzde 20’si kentlerde…  Buğday üretiminde kendine yeten birkaç ülkeden biri Türkiye…

 Türkiye nüfusu o gün bugün tam tersine döndü. Artık kırsal, gidip, gezip gördüğümüz yer oldu. Hepimiz çok şükür kentliyiz. Üretmiyor, tüketiyoruz.  

Dahası tükettiğimizi alacak paramız da kalmadı.

Halimizi görüp kredi musluğunu açan var mı? Arıyoruz. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ne demişti?

-Alan el değil, veren el önemlidir. Göreceğiz!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.