Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Gözünüze ilk çarpan her ne ise, onu evirir çevirir beyin kanallarınızda bir süre dolaştırırsınız.

Nitekim dün öyle bir durum söz konusu oldu. Durugöl Mahallesi 112 Acil Sağlık İstasyonu önünden geçerken bir bez afişe yazılanlar dikkatimi çekti: İhbar hattına gelen bildirimlerin yüzde 90’nın asılsız olduğundan şikâyet ediliyordu.

Bunu bir tarafa yazın.  

Gazetelerimizin de maşallahı var: Birinin ak dediğine, diğeri mutlaka kara demek zorunda! Efendim; varlığını buna borçlu imiş… Yüksek yüksek bir yerler, böyle yapmazsa kulağını çekermiş… “Sen; bizim kuyumuzu kazmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmekte olduğunun farkında mısın?”

Görüyorsunuz, siyaset “matbuatı” nasıl dizayn ediyor?

Haber yapma!

Halkla ilişkiler sınırları içinde kal!

Nereden nereye gittiğimi yaz…

Nerede ne dediğimi yaz…

Arada/bir görüşte bildir…

Mesela: “Oldu da bitti maşallah” diyebilirsin…

Bizin yüzde 90’larımızda görüyorsunuz “ihbar hattı” bilgilendirmelerinden geri kalmıyor.  

Kamuoyu oluşturma; bizden olanlar, bizden olmayanlar…  

***

Açın kara kaplı kitapları orada neler yazdığını okuyun… 1950/60 yılları ‘zor yıllar”! Acemi demokratlarız… Vatan Cephesi’ne girenlerin adları çarşaf çarşaf gazetelerde yayımlanıyor. Devletin “TEK” sesli radyosu sabah/akşam  “cepheye” katılanları sayıyor; katılmayanları ise “vatan hayınlığına devam etmekle” suçluyordu.

Acaba diyorum -farkında olmadan- bizler;  aynı suda ikinci defa mı yıkanıyoruz!

Tehdit/tenkil, yine yok sayma! Tabii “birey, pardon kul olmanın, onulmaz sarmalındayız.

Bundan iyisi can sağlığı diyeceğim ama görüyorsunuz o da yüzde 90 yalan/yanlış ihbarlarla başı dertte!

***

Köyde çıkan ilk gazete Güzelordu’nun Sahip ve Başyazarı Bilal Köyden: İkinci Dünya harbi sırasında bir kısım Ordu eşraf Musabaşoğlu Ali’nin ticarethanesinde toplaşmışlar, konuşuyorlar.  Almanlar,  bir günde Romanya, Bulgaristan derken Yunanistan’a girmişler. Yunanistan gider Türkiye sınırına gelirlerse ne yapacaklarını konuşuyorlar.

Herkes bir şeyler söyler -imzasını “Ali” diye atabilen- Ali Ağa bir meselle şöyle der: “Ben babamdan kalan evin eşiğini keserle yonta yonta bir gün yıkıldığını gördüm. Bugün; çocuklarımın kendi yaptırdığım evin duvarlarını dahi tebeşirle çizmelerine razı değilim.”

Bilal Köyden şöyle yazar “Ali Ağa’nın bu söylediklerinden bir şey anlamadıklarını gördüğünde konuşmasını şöyle sürdürür: “Bu vatan kanı bahasına kurtarılmıştır. Bir baba mirası gibi yok olup gitmesine asla razı olamayız!”

  ***

Güzelordu gazetesinin sonraki hafta çıkan sayısında şöyle bir haber vardır: “TBMM gizli oturumunda Ordu Mebbusu Hamdi Yalman gazetemizin haberini göstererek konuştu: Karadeniz’de “memleket şuuru gelişmiştir. Bu vatanın yok olup gitmesine halkımız asla izin vermeyecektir!”

***

Görüyorsunuz son günlerim tartışması Merhum Erbakan’ın “Kanlı mı, kansız mı olacak” tartışmasına geldi dayandı.

Babam Cumhuriyet kurulduğunda 45 yaşındaydı.

Cumhuriyet fikrinin ne demek olduğunu bilir. 1953 yılı Cumhuriyet Bayramı’nda benim okul arkadaşlarım Ay/Yıldızlı bayraklar ellerinde Millet Düzü’nde defneyaprakları ve bayraklarla süslenmiş araçların geçişini izlerken; bizler de Atik Ali Paşa (Orta) Cami önünde musalla taşına konmuş babamızla helâlaşıyorduk.

***

Neden bunları yazıyorum:

Cumhuriyet fikri, demokrasimiz (tabii din ve devlet işlerinin ayrı olduğu laiklik), bireysel hak ve özgürlükler öyle bir günde kazanılmış haklar değildir.

Bir ikbal uğruna öyle kolay kolay yok olup gitmesine de (bu) millet razı olmayacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.