istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Kirlenme güzel şey

Pazar yazılarını genellikle çevre konularına ayırıyorum.

Bugün de kaldığımız yerden devam edeceğim. Geçen Pazar yazısında şöyle bir tespitte bulunmuşuz.

En iyi temizlik kirletmemektir, diye geliştirilen ve buna belediye başkanlarımızla, bazı kurumsal yapıların sıcak baktığını biliyorum. Beşerdir şaşar misali, kirletme; yaşamın olduğu her yerde olacaktır.

Aslolan kirletilenin ne olduğunun bilinmesidir.

***

Neymiş efendim; “Aslolan kirletilenin ne olduğunun bilinmesidir”.

Türkiye şu an kirli bir siyasetin sarmalındadır. 23 Haziran’dan sonra temizlenir mi?  Pek umutlu değilim!

Nokta kadar bir ışık huzmesi görsem sevineceğim. 

Neden bu kanıya varıyorum.

 AKP bugün iki türlü kıskaç altında, birincisi ekonomik sıkıntının “kriz” hali. Taşıma suyla değirmen döndürmeye kalkmanın sonucu bu… Ya da AKP yüzdü yüzdü kıyıya yaklaştı. Kimi daha şimdiden (23 Haziran seçiminin sonucunu beklemeden) AKP’nin uzatmaları oynadığı kararını vermiş bulunuyor.

Dolayısıyla AKP kurmaylarında bir hırçınlık; olmayanı olmuş gibi gösterme çabaları; seçmenini motive etme yerine sağa sola savrulmada…  İkinci şık; gidicilerin sayısı üzerinden yapılan hesaplar.   Kaçı bize gelir;  kaçı öteki partiye gider...

***

Ordu ili Altınordu ilçesinin başkent Ankara ile arası 566 kilometre, ama bu iletişim çağında bu uzaklık saniye farkıyla ekranda...  Allende’nin ülkesi Şili’de öğretmenler greve gitmiş, katılım yüzde 80… Saniye farkıyla yine ekranda… Kuzey kutbunda buzullar hızla erimeye başlamış.. Önümüzdeki 30 yılda denizlerde 30-40 santimlik bir yükselme olacağı, iklim değişikliğinin en çok etkileneceği ülkelerin listesinde Türkiye’nin ön sıralarda bulunması, deniz canlılarının bazılarının neslinin tükenmek üzere olduğu yine akşam sabah saniye farkıyla ekranda…

Hani çok geliştirilmiş bir söylem vardı;  Hükmeden, “Fırat’ın doğusunda kaybolan bir koyundan sorumludur”!

Gerçeğin ta kendisi, kaybolan koyunu kurda/kuşa yem olmadan bulmaktır.

***

Yani, diyeceğim o ki; Türkiye coğrafi olarak Batı’da.  Gözümüz, kulağımız ise Doğu’da!

Taklamakan çölünü (*) aşıp gelmiş, Anadolu’yu bir defa yurt bellemişiz. 

Anadolu’ya biz gelince buranın kadim halkları bir yere gitmedi.  Şimdi, “öteki” dediğimiz, bizden farklı gördüğümüz; inancı farklı, kültürü farklı, orijini farklı insanlarla ne yapacağız!

Önce, yok sayamayız. Ne onlar bizi, ne biz onları… Aynı potada da eritemeyeceğimize (asimiline) göre, kardeş kardeş yaşayacağız. Ülkede kimlik siyaseti yapmayacağız!.

İnsanları -daha doğru bir söylemle Doğu Karadenizlileri- yok Pontuslu(**) yok Yunanlı (***) gibi yaftalandırmalardan kaçınacağız.

Kirli siyaset en çok -bir bumerang etkisi yapar- gelir seni vurur. 

***

Görüyorsunuz ne çok şey biliyorum.

Ee, övünmek gibi olmasın, iletişim sektöründeyiz, o kadar da olacak… 

(*) Taklamakan çölü, bir zamanlar Akdeniz büyüklüğünde bir deniz… Küresel ısınma, dolaysıyla suda buharlaşma, kuraklık gibi nedenlerle bugün Dünya’nın ikinci büyük çölü… Uygurluların söylemiyle, ölüm denizi!

(**) Pontus’lunun açılımı şöyle: Pont, deniz. Pontuslu, kıyı boyu halkı. Pontuslu Türkler, Pontoslu Rumlar, Pontuslu Ermeniler gibi…

(***)Yunan, Yunanlı ya da Yunanistanlı, Helenler ya da Helen halkı…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.