istanbul escort kartal escort pendik escort ümraniye escort anadolu yakası escort tuzla escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Kirli değilim desen bile, kirlisin!

Bu ara seçtiğim başlıklardan memnunum… En azından siyasi gündemi takip ettiğim, çevreme “at gözlükleri takıp” dolaşmadığım anlaşılır.

Siyaset, insan yönetme sanatıdır.

Totaliter rejimlerde tek doğru vardır. O da hükümdür! Hükmeder, yapılır… İtiraz, şöyle oldu da böyle gitti de olan oldu gibi bahaneler yoktur… Ansiklopedik bilgisi olanlar bilir: Hüküm; hükmetmekten gelir!.

Siyasette, bir başka ana unsur, demokrasidir. Parlamenter siyasettir.  Yeni çağda –son iki yüz yılda-70 ulus devlet daha milletler familyasına katılmıştır. Demek ki, feodalite  (ağa/bey, mütegallibe) sistemi yıkılmış, yerine -ulusun temsilcilerinin katıldığı parlamenter sistem inşa edilmiştir. Bunun adını da koyalım. Burjuvazi (toprak ağaları değil sanayiciler) geniş halk kitlelerini de yanına alarak iktidar olmuştur. Bugün her ne kadar iş saatleri düşürülmüş olsa da kapitalizm -liberal politikalarla yumuşatılmaya çalışılsa da, “vahşi kapitalizm” -bürokratik devlet- yapısını hallaç pamuğu gibi savurmuştur.

Bu haliyle bile “milletler –ulus okuyun- kendi kaderini tayin hakkını kazanmışlardır.

***

Demokratik parlamenter sistem -bu haliyle bile eskitilememiş- yönetime katılıma da bir takım sıkıntılar yaşansa da, farklılıklar zaman içinde özümsenmiş, anayasalara “dil, din ayrımı  gözetmeden, herkes yasalar önünde eşittir” ilkesi konulmuştur. Örneğin kimseyi aidiyeti ile suçlayamazsın, aşağılayamazsın, ötekileştiremezsin.  Taraf olduğumuz, İnsan Hakları Sözleşmesi de seni, beni, herkesi ağzından çıkacak sözlere dikkat etmeye çağırıyor.

Kalkıp da: “Adamın ağzı torba değil ki, sıkasın” diyemezsin…”Kötü söz sahibini bağlar”larla geçiştiremezsin…

 Pek ala sözlerine dikkat et… zülfüyara dokunuyor haa diyebilirsiniz!

 

***

Gele gele geldik; gündemin sinir uçlarına…

Yusuf Akyazı… Ordu’nun tek araba parçacısı, sayılan, sevilen bir insan, politikadan hep uzak durmuş. Biz gençler kapısını çalınca, bunun nedenini sormadık tabii… CHP’den ayrılmış Cumhuriyetçi Güven Partisine katılmış gençler yeni partimizden belediye başkanlığına aday arıyoruz. Düzgün, dürüst, saygın isimler arasında Yusuf Akyazı’dan iyisini mi bulacaktık. Fahri Çelebi önde, biz gençler arkasında işyerinin kapısından girdik.

Hoş/beşten sonra konu geldi, başkan adaylığına, “. Namuslu, dürüst, saygın, sizden daha iyisi yok… Başkan adayımız siz olun…

***

Yusuf Akyazı gerçek bir beyefendi, kırmadan bükmeden bir şeyler söylemeye çalıştı. Anladık tabii, aday olmak, meydanlara çıkmak istemiyordu. Siyaset kirlenmişti. Onun sözleriyle söylersek

“Teşekkür ederim çocuklar, adayınız olursam, benim de bilmediğim ne kirli çamaşırlarım çıkar, duyunca şaşırırım…”

***

Akşam sabah siyasetin çatısında -söz birliği edilmişçesine- sen şucu değil misin… sen bucu değil misin… İşte kanıtı… Bir iki fotoğraf… bir iki belge… bir iki kaset… Terörden terör beğenilerek al sana karalama…

Diyeceğim o ki, şimdi aday olanların da bilmediği ne kadar kirli çamaşırları varmış… Aday olduklarında öğrenmiş oldular.

Sözün özü: Parlamenter demokrasimizin hazmedilemeyen lokması, ağızlarda dolaştırıldıkça boyutu büyüyor büyüyor yutulmaz oluyor.

Zor oyunu bozarmış… Görüyorsunuz bozmuyor.

Gümbür gümbür  31 Mart’ta sandığa gidiyoruz.

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.