Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Kore-Kıbrıs 

Erenler, çok partili hayata geçtiğimiz 1946 yılından sonrasının önemli olaylarını hatırlıyorum, tabii Ordu ölçeğinde… 

Şu an belleğime kazınanları hatırladıkça,  “bu olmamalıydı” dediğim çok oldu.

1946 yılı yerel seçimlerinde Arif Hikmet Onat, belediye başkanı seçilir. Türkiye savaşa girmemiş ama savaş sonrasının yoksulluklarını birebir yaşamıştır. Gaz yoktur, ekmek karneyle sınırlı miktarda verilmektedir.

Köy kanununda, yol yapımında 15 gün çalışma vardı. 6 çocuklu ailelerden de Yol Vergisi alınmazdı.

Bu kanun kent merkezlerinde de uygulanırdı.

Belediye Başkanı Arif Hikmet Onat, bu kanunun emrettiği işlerin görülmesi için el ilanı ile şöyle bir çağrıda bulunmuştur: Bülbül Deresi’nin temizlenmesine tüm halkımız katılmakla yükümlüdür. Katılmayanlar, 50 lira para cezasına çarptırılacaktır.

***

1946-1950 yılı arasında Demokrat Parti’nin politika malzemesi bunlar olmuştur.

Halk Partisi, “zulmün” partisidir.  Gaz, tuz, yoklukların partisidir. (Camilere ot doldurmuştur, ezanı Türkçe okutmuştur) gibi argümanlarla “kasketlilerden” oy istemiştir. 1950 yılında iktidara gelince de ilk işi Kore’ye asker göndermek olmuştur.

Tabii “İsmet Paşa’nın “40 bin kazıkla yerin dibine gömüldüğü” de her fırsatta biz gençlere hatırlatılmıştır.

Bunu söyleyen babanın evladının bir gün CHP’li olacağı ve milletvekili seçilip TBMM’de Ordu’yu temsil edeceği düşünülmemişti tabii…

***

Ha unuttum.

Demokrat Parti iktidarında, Marshall Yardımı buğday (ABD’den) gelmeye başladı. Aynı yıl Kore’ye asker gönderdik. Kuzey Atlantik Paktı NATO’ya daha sonra girdik.

Aynı yıl Kore’ye asker gönderilmesine karşı çıkan aydınların tutuklanması, sol partilerin kapatılmasına ve üyelerinin tutuklanıp “tabutluklara” konulmasına başlandı.

***

Gürses Gazetesi çalışanlarının bir kısmı; 1954 yılında İstanbul’a gitti. Rüştü Baş da bir süre Safa Kılıçlıoğlu’nun Yeni Sabah Gazetesi’nde çalıştı. Aynı yıl Ordu’ya döndü.

Bir yıl sonra, 6/7 Eylül (1955) olayları patlak verdi, Yunanlı  (bir meczup) Selanik’te ATA’nın evine bomba atmıştı(!) anında insanlar İstanbul’da sokağa çıkmış, azınlık statüsünde bulunan Ermeni ve Rum yurttaşların canına malına kastetmişti.

Tanıdıklarımdan dinlediğim kadarıyla:  “Bu ülke, bir daha böyle bir felaket yaşamasın” oldu!

***  

Şuna gelmek istiyorum; Kıbrıs’taki haklarımız konusunda bir akademisyen Halk Tv.de konuştu ve 1960 yılındaki anlaşmalarla, her iki (Rum ve Türk) halkın, kıta sahanlığı içindeki haklardan-eşit şekilde- yararlanmalarının taahhüt altına  alındığından bahsetti.

Doğrudur.

Bunu tartışacak değilim.

Benimde içlerinde bulunduğum 650 kişilik bir Alay, 1960 yılının Şubat ayında Kıbrıs’a gidecekti, gidemedi. Mart, Nisan, Mayıs  (Askerler yönetime el koydu) yine askerler Kıbrıs’a gidemedi. Haziran, Temmuz, Ağustos (tabii 14 Ağustos, askerliği bitenler memleketine, diğerleri Kıbrıs’a gitti.

Bendeniz terhis edilmeseydim, “Üçlü karargâhta (Türk-İngiliz-Yunan) yazıcı olarak çalışacaktı. Olmadı.

Diyeceğim o ki, 1974 yılında TSK Kıbrıs’a çıkarma yaptı. Oysa 1960 yılı Ağustos’unun 14’ünden bu yana askerlerimiz Kıbrıs’taydı.

Anlatacaklarım bitmedi. Bana ayrılan yer bitti.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.