Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Köşe yazısı

Siyasetin merkezi Ankara’da olup biteni -daha çok da kulis bilgilerini-,  Mustafa Ekmekçi’nin Cumhuriyet’teki köşe yazılarından takip eder;  satır aralarında ne demek istediğini anlamaya çalışırdım. 

Önceki gün “Ambargosuz” başlığı altında yazdıklarımı birkaç kez daha okudum.

Siz okurlara neyi anlatmaya çalışmışım? 

Yazmadığım, ama sizlerin satır aralarında;  “ha”, “tamam”, “tam da benim düşündüğüm gibi” diyebileceğiniz hangi olguları sıralamışım?

Bir de iki/üç bilemediniz dört saat  ‘yaz/sil/tekrar yaz’, nerden baksanız klavyede üç bin vuruş bir köşe yazının temelini oluşturuyor.

(Sosyal Medyada yazdığınız ise “tık” deyince karşıya, muhatabınıza/ya da muhataplarınıza ulaşıyor.. Kimin ne dediğini; neyi beğenip/neyi beğenmediğini anında öğreniyorsunuz.)

 Gazete, eskilerin değimiyle ‘mevkutelerin’; sizlerin eline ulaşana kadar epey yol kat etmesi gerekiyor.

 İnternette gazete okuma alışkanlığı edinenlere ise sözüm yok. Onları, bu yüzyılın başında kaybettik. Gün gün sayıları da artıyor.  ‘Ah’, ‘vah’ demeyle de bu okurlarımızın geri döneceklerini sanmıyorum. 

***

Bu uzun peşrevden sonra “Ambargosuz’” köşe yazısına dönelim.

Ana fikir:

Bir mal, para ve eşyanın satılmasını, kullanılmasını, bir yerden bir başka yere taşınmasına getirilen yasağa, ‘Ambargo’ diyoruz.

Türkiye’ye 1974 Kıbrıs çıkartması, komşu İran’ın nükleer silah yapmaya kalkışması sonrası uygulanan kanuni yasağın adıdır ambargo!

Türkiye,  AB ülkelerine fındığı, fındık olarak gönderebilmiştir. Neden ambargo yasağı dışında kaldığını bir defa daha yazalım:

Avrupalı çikolata üreticisi, ihtiyacı olan ham maddeyi, hiçbir sıkıntı olmadan ithal edebilmiştir. Karşılığında da Türkiye’ye döviz girdisi sağlanmıştır.

İran örneği ise daha kapsamlı bir ambargodur.  Petrolünü, ham ya da mamul ihraç edememiş, ülkesi uzun yıllar döviz sıkıntısı çekmiş, yoksullaşmıştır.

***

Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, Başbakan olduğu 60’lı yılların ortasında “70 cente muhtacız” açıklamasını yaptığı zaman, Türkiye’ye uygulanan bir ambargodan söz edilemez. 

O yıllar ABD’den 500 bin dolar geldiğini yazan gazeteler. Bir şeyi görmeye nedense ihtiyaç duymadılar “al şu parayı, güle oynaya harca sananlar” yanıldılar. Gelen bir şey yoktu: ABD 500 bin dolarlık bir kredi açmış, bu krediyi ikiye bölmüş, 250 bin dolarını ilk 6 ayda, ikinci altı ayda da kalan 250 bin doları serbest bırakıp, bu dolarlarla bizim sanayi ürünlerimizi alacaksınız demiştir.

***

Son bölüm, yani yazıyı toparlama, başı ile sonunu eskilerin değimiyle “insicam” yani bütünlük içinde verip vermediğimize gelince… 

Fındık tarımıyla uğraşan Bölge’ye,  bir önceki yıla göre 326 milyon dolar az gelmesinin ne büyük kayıp olduğunu ayrıntılarıyla yazmaya gerek var mı?

Mustafa Ekmekçi’nin yaptığını yaptık, satır aralarını okumayı size bıraktık.

ABD, Türkiye’ye 500 bin dolar kredi açtı diye davul/zurna eşliğinde halay çeken bizler, yine dar boğazdayız.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?