Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

Bu başlıkla yayımlanan bir önceki yazıyı şöyle noktalamıştık:

“Bir gün, beki yarın... Türkiye Siyasi Tarihini yazacak olanlar; CHP’nin “bürokratik devlet partisinden”, adı gibi “Halkın Partisi”ne nasıl dönüştüğünü yazacaklardır.

***

 Yukarıda “tırnakladığım paragrafta bile” Dedim ya tekrara düşüyorum. “Yazacak olanlar, yazacaktır.”

Kimler bunlar?

- “Türkiye Siyasi Tarihini yazacak olanlar; yani tarihçiler!

CHP  hep devleti savundu. Devlet “biziz” dedi. Kurucu partiyiz dedi. 1950 yılı seçimleri yıkılmaz sanılan bürokratik devleti yıktı. “serbest piyasa ekonomisi” diyen Demokratlar iktidar oldu. Serbest piyasa ekonomisi dediklerinin ne olduğu da çok geçmeden anlaşıldı. Toprak reformu kanunu rafa kaldırıldı. Her mahallede bir milyoner yaratma “devri” başlatıldı.

***

CHP’nin (Halk Partisi) iktidarı kaybetmesi, “devrim” sayıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa serbest seçimlerle iktidar el değiştiriyordu. Batı, “müttefik devletler” için (kimlerse onlar), Türk demokrasisinin güçlenmesi için büyük bir adım atılmıştır diyordu.

Ayrıntısına girmeyeyim: Artık müttefik devletlerle bağışık, Kore’yi “komünizm” tehlikesinden kurtarmak için asker gönderebiliriz.

***

O yıllar, pek “politize” olmamış biz gençler; ne Kore’ye asker gönderilmesine karşı çıkan, çıktıkları için de mahkeme kapılarını aşındıran “aydınları” anlayabiliyorduk, ne de “40 bin kazıkla CHP’nin yerin yedi kat dibine gönderildiğini...

***

Demokratlar üç seçim geçirdi iktidarda. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi olmasaydı Tek dereceli dördüncü serbest seçimde başarılı olur muydu?

Bugün ne söylersek yanlış.

Ucu tartışmaya açık bir şey var: Ekonominin kötü yönetilmesi. Her mahallede bir zengin yaratacağız diye başlayan süreç; devlet kasasının tam takır kalması sonucunu doğurdu.

 

Hevesliler için, o günü daha iyi anlamak isteyenler için, bugüne, 2012 yılından başlayarak son dört yılı okumak lazım. 2002’de iktidara gelen AK Parti, ilk yedi yılda ekonomiyi büyüttü. Kişi başına yurtiçi hasıladan 3 bin dolar düşerken, bunu 10 bin 500 dolara çıkardı. “Ben Türkiye gelir ortalamasının alt mı; yoksa üst sınırında mıyım diyen yeni bir “orta sınıf” yaratıldı. TÜSİAD’ın dışında, iş ve sanayici kuruluşları (Anadolu Kaplanları)  yeni örgütlenmelere gidildi. İktidara yakın olanlar, iktidar nimetlerinden yararlananlar oldu.

 2002 krizi, Kemal Derviş reçeteleri, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı bir yere kadar. Son dört yıldır ekonomi kırılgan... Yukarı doğru çıkış durdu. Cepteki para küçüldü. Nerede siyasi istikrar yok. Nerede siyasi kavga çok... Sermaye ürkektir. Yatırımcı kaçtı!

İyi hesaplandı mı bilmiyorum; Kimi ekonomistler Yurtiçi hasıladan kişi başına payımızı 9.400 dolara kadar indirdi. Bunun art arda iki genel seçim yapmamız sonucunda, yani 2016 sonunda 8 bin 500 dolarlara kadar ineceğini söylüyor.

***

Benim yorumum: Askeri müdahaleler olmayan, demokratik parlamenter sistemi işleyen bir Türkiye bu badireden, pardon bu kötü gidişten kurtulabilir.

Ak Parti neden inişe geçti diye merak edenler,  ekonomideki küçülmeye bakmalı. Her şey orada yazılı. Seçmenin tercihini de bunların etkilediğini söylemeliyim.

Hiçbir birey, kazanımlarının bu kadar kolay kaybolmasına rıza göstermez.

Çalış çalış, elde ne kaldı?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.