Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Seçim Dönemi

Seçim dönemi kavramı, batı demokrasilerinin olmazsa olmazı…  Diyelim ki, dört yılda bir seçim yapıyorlar; seçimlere üç ay kalana kadar herkes işinde gücünde… Son 15 gün etkili bir propaganda ile seçim kampanyaları tamamlanıyor.

Nedense Türkiye’de, propaganda süresi sınırsız!. Her gün seçim varmış gibi hazırlıklı olmamız isteniyor. İşi gücü bırakıp seçilmişler olmadı atanmışlar ne diyor bilmemiz isteniyor. Örneğin; bir yere belediye hizmeti mi götürülecek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin atanmış Başkanı söyledi. İki şık sundu. Bir hizmet mi istiyorsunuz. Tamam hizmet gelecek. İki, öncelikle bizim partiye en çok oy veren ilçeler, bundan yararlanacak…

***

Batılı bir reklam ustası Türkiye’ye geldiğinde, Milliyet Gazetesi’ne röportaj vermişti. Bir malı tanımak istiyorsanız, bir yıl öncesinden reklâmına başlamalısınız. İnsanlar üç ay görür, altıncı ay tanır,  bir yıl sonra da alır! Bizdeki seçim işleri de böyle…

Tüm çalışmalar, küskünleri, kırgınları hiçbir parti ile organik bağı olmayanları, boykot çağrılarına kulak vermeyenleri mutlaka sandığa götürmek için yapılır bunlar… Seçimlerde yüzde 70’in üzerinde bir katılım sağlandı mı, ülke kurtulmuş, demokratik parlamenter sisteminiz güvenoyunu almış sayılır.

***

Bugünlere gelene kadar çok badireler atlatmış, bir demokrasi kültürümüz var. İlk deneme değilse bile 1946 seçimleri, Türkiye’yi kör/topal  batı ittifakına zorlamıştır..   Kuvvetler ayrılığı, laik demokratik parlamenter sistem her on yılda bir askeri darbelerle “zapt u rapt” altına alınmak istemişse de “demokrasi dışı sistem” mayası tutmamıştır. Devamında çok partili, laik, demokratik parlamenter sistem yıkılmamış, şu an ayaktadır.

 Daha iyisi olur muydu? Nasıl olurdu?

Umut etmek yetmiyor tabii… Kararlı bir duruş sergilemek; en zor günde dahi Cumhuriyetin kazanımlarına (reklam arası diyenlere de inat) sahip çıkmakla mümkündür.

Bu çabamız, ülkemizin batı ittifakı içinde kalmasını sağlayacaksa; önce insan haklarına saygıyı öğrenmeliyiz. Demokratik olmayan ülkeler kategorisi içinde bir Türkiye düşünmemeliyiz.

***

Her dönemde yeniliklere açık olmayı zül sayan, elindeki kazanımları kaybedeceğinden korkanlar olur. Siz onları adlandırırken ister ‘muhafazakâr’ deyin, ister ‘gelenek/göreneklerimize ters düşüyor’ diyenlerden sayın. Her dönemde yenilik karşıtı, ileriye değil de geriye çekmek isteyenler olur.

Unutmayın… Biz zaten oradaydık! 275 yıl sonra (Tanzimat’la, ilk parlamento deneyimimiz sırasında)  matbaayı imparatorluk sınırları içine sokabildik. Cumhuriyetle birlikte “emek saiki ile geçinen” halkımız, söz ve karar sahibi oldu.

İmdi, 1454/2018 arasında 564 yıl… Dile kolay, bir çağ bitiyor, yeni bir çağ başlıyor. “Muktedirlerin iktidarı” imparatorluklar yıkılıyor. Son iki yüz yılda 70 ulus devlet daha milletler camiasına katılıyor. Matbaanın icadı, yazılı basın, iletişim kanallarının artması, daha fazla demokrasi demektir.

***

Nerden geldik buraya derseniz, onun da cevabı var..!

Şunun şurasında seçim /meçim yok…   Yarın seçim olacakmış gibi, bizleri diri olmaya, bir olmaya çağırıyorlar.

***

Bir dakika arkadaşlar… Hanım telefonda!

-Hayırdır, cancağızım?

- Ekmeği unutma!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.