sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
O.Rüştü  BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Taşbaşılı olmak

Önce şu tespiti yapalım: Taşbaşılı olmak bir ayrıcalık değil!

Ordu Olay, Yalçın Şimşek’in kaleminden etkinlik haberini verirken bir de niyet belirtilmiş:

Taşbaş’nın coşkusu daim olsun!

Dilerim “daim” olur. Yediden 77’ye bir araya gelir, çocukluk anılarımızı anlatma fırsatı buluruz.

***

Kendi adıma konuşacak olursam, Öğretmen Evi’ndeki etkinliğe hazırlıklı gittim. Hadi, bir anını anlat deselerdi, elime de mikrofonu uzatsalardı şunları anlatırdım.

Siyah gömlekli, beyaz yakalı öğrencilik kıyafetini giyince, ailemiz; “koca adamlar olduğumuza karar vermiş olmalı ki, popumuza bir de şapıldak yapıştırdıktan sonra: “Hadi okula” dediler. Okulumuz Zaferi Milli Mahallesi’nde…

Adını sonrada Sıtkı Çebi üstadımız ben denizden öğrenince sevinmişti : “Demek ki o derenin adı “Kuyumcu Deresi!”

Evet, Kuyumcu deresinin üzerinde tek bir köprü var, o da “Rum Ortadoks Kilisesi’nin hemen üzerindeki Trabzon-Samsun Karayolu üzerindedir. İsmet Paşa ve Cumhuriyet İlkokullarında okuyan Taşbaşılı ve Keçiköylü çocuklar, dereyi atlayarak geçerdi. Ahşap Köprü çok sonraları yapıldı, korkuluklarında yürüyebilmek, büyük maharet isterdi, yine de denerdik. Tabii 6/7 metre yükseklikten aşağıdaki, yıkandığımız değil, çimdiğimiz küçük göllere düşmemek başarı idi.

Okullararası, her türlü savaş meşru idi. Bunlar ok, taş, kartopu savaşlarıydı. Fahri Bey başöğretmenimiz, Kirazlimanı  (O yılların Mezbahanesinin bulunduğu, şimdilerin Belde Evleri yapım alanı olan) alandaki Yeşilyurt (ahırdan bozma) İlkokuldan gelmişti. Öğrencilerin en korkulu öğretmeni Rasim Akyol’du!  Son sınıflarda sakalı çıkmış öğrencilerin olduğunu da söylemeliyim.

***

Bizim evimiz Zeytinlik sokakta büyük bir portakal bahçesinin içindeydi. İneğimiz, mandamız, eşeğimiz, danamızı yazları şehir içinden sürer Akyazı’ya, Giresun şosesinin sağında ve solundaki hendeklerde otlatırdık. Akyazı’da bahçemiz vardı. Fındık ocaklarının arasında mısır tarımı yapılırdı. Soya fasulyesi mısır arası ürünüydü.

Harutyun Artun, İstanbul Kurtuluş Mahallesi’nde İbrahim Dizman’ın kaleminden “Adı başka, Acı Başka”  kitabının tanıtımında, benim de ilk defa duyduğum şu bilgiyi verdi: “Bizim bahçemizde de portakal/mandalina vardı. Çocukluk işte. Ali Ağa’nın Bahçesi’ndeki mandalina/portakallar daha mı tatlıydı; çalardık!”

Taşbaşı evlerinin bahçelerinde, her cins meyve olurdu. Yine de komşunun bahçesindeki daha tatlıydı. Çok yüksek duvarları aşarak, meyve çalmak sıradan olaydı bizim için… Çocukluk anılarımızda çokça yer tuttuğunu da söylemeliyim.

***

Şunu da söylerdim. Çocukluğumuz çok kültürlü bir mahallede geçti. Bizim evde Türkçe konuşulurdu. Rıza Amcaların evinde Gürcüce, Şahinlerin evinde Ermenice, Niyazilerin evinde Kürtçe konuşulurdu. Okul sıralarını da aynı arkadaşlarımızla paylaştığımızı söyleyerek bitiriyorum.

Sabrınızı test ettiğimi de biliyorum. Bunları burada anlatmasam, benimle beraber öte tarafa gideceklerdi, iyi ki böyle bir etkinlikle bizleri bir araya getirdiniz, Teşekkürler!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.