Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

DENİZ KUVVETLERİ VE KARADENİZ

Dünyada sınırların güvenliği, enerjinin elde edilmesi ve ile siyasi güç  büyük ölçüde ülkelerin deniz gücü ile doğru orantılıdır.  ABD, RUSYA, ÇİN gibi günümüz güçlü ülkeleri deniz güçlerine çok önem vermekte ve bu açıdan adeta birbirlerine el ense çekmektedirler.  Bugün ABD dünyada söz sahibi ise bu deniz kuvvetlerindeki gücü sayesindedir. Bu ülkelerin uçak gemileri, adeta bir silahlı kuvvetler gücü gibi, topyekun savaş kabiliyeti olan ve okyanus aşırı sahada egemenlik kurmada çok büyük bir güç unsurudur.

     Türk Deniz Kuvvetleri’nin son dönemdeki açılımları ve yatırımlarıyla güçlü ülkelerin kendisine rakip gördüğü bir konuma geldiğini söylemek mümkün. Türkiye kendi savaş gemilerini yapıyor ve dünyada denizaltı yapım kabiliyeti olan altı ülkeden bir tanesi konumunda. Kısa adı MİLGEM olan  ve toplam 8 askeri gemiden oluşan proje kapsamında 5. Milli gemimiz olan TCG İSTANBUL’un da ilk kaynağı İstanbul’daki Tuzla tersanesinde yapıldı. Milli Gemi projesi kapsamında 2008 yılından beri TCG HEYBELİADA, TCG BÜYÜKADA, TCG BURGAZADA korvetleri Deniz Kuvvetlerimizin envanterine katıldı. TCG KINALIADA korveti de denize indirildi ve halen teknik donanımları ikmal edilmekte. Sırada helikopter ve amfibi hücum gemisi projeleri var.

     Türk Deniz Kuvvetlerimiz için hava savunma harbi görevini yerine getirmek maksadıyla yürütülen TF-2000 gemisinin tasarım çalışmaları ise devam etmekte. Bu proje yeni hava savunma harbi konsepti olarak Türkiye’nin bölgesel güç olmasına büyük katkı sağlayacak ve TF-2000 bugün dünyada söz sahibi olan fırkateynlerın arasına girmiş olacak.  Ayrıca sahip olacağı yeni hava savunma sistemleri ile NATO’ya da katkısı olacak. Tabi NATO ile barışık hareket edebilirsek.

       Türk Deniz Kuvvetlerinin stratejik öngörüsü; “Ana Vatanda Güvende Olmak için, Denizde Güçlü Olmak; Dünyada Söz Sahibi Olmak için, Tüm Denizlerde Var Olmak” şeklinde ifade edilmektedir. Bunun için ise hem kendi bölgenizde, hem de uzak diyarlarda deniz gücü olarak var olmanız gerekmektedir . Son dönemde gündeme gelen uçak gemisi tartışmalarına da bu açıdan bakmak gerekli. Ancak burada  ABD gerçeğini gözardı etmemek gerekmekte . Çünkü denizlerde güçlü olan ülkeler daima ABD’nin dikkatini çekmiş ve ABD nerdeyse bu ülkelere hasım ülke gibi davranmıştır.

    Dünya denizler üzerinden paylaşılmaktadır ve bugün büyük ülkelerce dünya denizleri adeta  güç gösterisi arenasına  dönüşmüştür.  ABD pasifikte Japonya ve ÇİN’e karşı güç ve denge kurma peşinde koşarken, NATO ise Karadeniz üzerinde RUSYA ile güç dengesi peşindedir. ABD hem Batı hem de kendisi için Ortadoğu’daki enerji güvenliğini sağlamakla görevlidir. Ortadoğu’da bu maksatla bulunmaktadır.

          Ukrayna krizi şu anda sönmüş gibi durmaktaysa da yakın gelecekte bu bölgenin yani KARADENİZ’in UKRAYNA nedeniyle tekrar ısınması beklenmelidir. Bu nedenle gelecekte KARADENİZ’de Türk Deniz Kuvvetlerini çok önemli görevler beklemektedir. Bu açıdan güçlü olmak zorundadır.

       Son 15 yılda Türk Deniz Kuvvetleri önemli projeler ve atılımlar yapmıştır ancak içerden ve dışardan önemli engellemelerle de karşılaşmıştır. Son dönemlerdeki kumpas davalarıyla öncelikle neden Deniz Kuvvetlerimizin personelinin hedef alındığı da anlaşılmaktadır. Kendi öz kaynakları ve milli projeleriyle gelişen bir deniz kuvvetlerimiz vardır artık.

     2009’dan beri “görev kuvveti” çapında açık denizlere açılmaya başladık. Böylece gerektiğinde aktif olarak bölgemizde gerektiğinde güç kullanabilecek bir duruma geldik.  Karadeniz Osmanlı zamanında 300 yıl kendisine bağlı kapalı bir denizdi. İlk defa bu nedenle yapılan ve Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere bu bölgeyi kapatan (BLACKSEAFOR) gibi tatbikatlarla biraz da ABD ve Batı ülkelerine gözdağı verilmesinde Türk Deniz Kuvvetlerinin önemli rolü olmuştur. ABD, Rusya’nın Gürcistan’a müdahalesinde MONTRÖ’yü delerek Karadeniz’e çıkmak istemişse de Türkiye buna müsaade etmemiştir. Türkiye artık bölgesinde güçlüdür ve bu aynı ittifak içerisinde bulunduğumuz ve müttefik olduğumuz Batı’yı ne yazık ki rahatsız etmektedir.

      Türk deniz Kuvvetleri NATO görev kuvveti olarak Somali açıklarındaki ortak görevlere katılmakta ve bazen görev kuvvetinin komutanlığını da burada Türk deniz subayları üstlenmektedir. Yapılan anlaşma ile Deniz Kuvvetlerimiz 2010 yılından beri Arnavutluk limanlarını da kullanmaya başladı ve açık denizlere çıkmak için devamlı çalışma içerisinde oldu.

          Türkiye bölge içerisinde açık deniz güvenliğini sağlama ve gerektiğinde bölge güvenliği için güç nakletme imkânlarına sahip olmayı stratejik bir hedef haline getirmiştir. Deniz Kuvvetlerimiz bu nedenle millileşmektedir.

      Karadeniz’e gelince, buraya giriş ve çıkışın Türkiye’nin kontrolünde olması ayrı bir öneme sahiptir. Osmanlının kapalı bir denizi olan bu bölgeyi koruma Türk deniz Kuvvetlerinin öncelikli hedeflerinden birisidir.   Burada Türkiye’nin politikası ve hedefi, bu bölgeyi yalnızca Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin ekonomik kullanımında, dışardan müdahalelere kapalı ve güvenli bir bölge olarak tutmaktır. Bu ise Türkiye’ye göre ancak Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin işbirliği ile sağlanabilir. Türkiye bu maksatla oluşturduğu deniz görev grubuna öncülük etmiş ve Rusya’nın katılmasıyla sekretaryası Ereğli’de olan koordinasyon merkeziyle bu görev grubunda adeta başrolü üstlenmiştir.

Karadeniz ısınırsa Dünya da ısınır. Türk Deniz Kuvvetleri bu nedenle daima hazır olmak zorundadır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?