Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

GÜNEŞ FATSADAN DOĞACAK...TI…

12 Eylül’e giden yollara döşenen taşların merkezlerinden en önemlisi Fatsa’ydı. Çıkartma yapmaya müsait bir ilçe merkeziydi ve bunun için uygun da bir limanı vardı. Karşısı Rusya. O zamanki adıyla  “Kızıl Komünist Dünya”nın merkezi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği. Fatsa 1970’li yılların Komünist Rusya’sı için laboratuvar bir ilçeydi adeta. O dönemde Türkiye yangın yeri gibi. Sağ ve Sol olarak ülke kabak gibi adeta ortadan  ikiye ayrılmış. Askeri, polisi, öğretmeni, medyası da öyle. Köyler, ilçeler de hakeza öyle. Kimi yerler sağın veya ülkücülerin kontrolünde, kimi yerler solun veya Dev-yol, dev-sol gibi örgütlerin kurtarılmış bölgeleri. Polisler Pol-Der, Pol-Bir olarak ikiye ayrılmış. Öğretmenler de öyle. Ben askerdim o zamanlar. Askeri gemide subaylar ve astsubaylar da ülkücüler/milliyetçiler ve solcular/komünistler olarak iki ayrı gruptuk ve birbirimizle konuşmadan görev yapardık adeta. Maocularda ayrı bir gruptu. Kimimizin elinde Her gün ve Tercüman gazeteleri, kimilerimizin koltuğunun altında da maocu Aydınlık ve Cumhuriyet gazeteleri ile dolaşırdık gemide. Bir keresinde resmi üniformam ile görev yaptığım Gölcük’te öldürülen ülkü ocakları ikinci başkanının cenazesine katılmış ve cenazeyi sloganlarla kaldırmıştık. Aynı şekilde Solcu subay ve astsubaylar da öldürülen solcu militanların cenazelerine resmi üniformaları ile katılıyor ve bunda bir beis de görülmüyordu. Ortam çok gergin ve herkes patlamaya hazır bir bomba gibiydi adeta birliğimizde. Böyle görev yapıyorduk ve bunu da herkes kanıksamıştı sanki. Nereden, ne zaman geleceği belli olmayan bir bomba, bir kurşun ile her an her yerde herkesi ölüm bekliyordu adeta.

Kurtarılmış mahalleler, kurtarılmış ilçeler. Kim, kimden neyi kurtarıyordu ki. Ve bu ortamda Devlet de bir türlü hâkimiyeti sağlayamıyordu ülkede. Bir tarafta Amerika ve CIA, diğer tarafta Rus KGB ajanları cirit atıyordu ortalıkta. Sağ ve sol gençler birbirlerini kıyasıya öldürürken, kahvehaneler taranır, üniversiteler adeta bir terör yuvası halinde gençlerin üzerine kurşunlar yağdırılırken CIA ve KGB de ellerini oğuşturarak dolaşıyordu bu gençlerin arasında. Ama kimse farkında değildi doğrusu bu durumun. Bir tarafta ülkeye komünizmi getirmeye çalışanlar ve Sovyetler birliğinin veya Maocu Çin’in yolunda giderek kendilerince sömürüye ve emperyalizme son vereceklerine inanarak ellerine silah alıp ortaya çıkanlar ve diğer tarafta ülkeyi komünizmden kurtarmak ve Sovyetlerin güdümüne girmesine engel olmak için onlarla mücadele eden ülkücü/milliyetçi gençlik.

CIA ve KGB’nin kışkırtmalarıyla sözüm ona Fatsa’da örnek komün idare sistemi kurulacak ve sonrasında oradan Türkiye,  Marksist komünist Sovyetler Birliği tarafından işgal edilecek. Böylece Kurtarılmış bölge Fatsa’dan doğacak kızıl güneş tüm Türkiye’yi aydınlatacaktı. Bu gençlerimizin inanışına göre. Buna samimiyetle inanıyordu tabi ki bu gençlerimiz. İnandırılmışlardı. Nitekim Fatsa’da 1979 ara seçimlerinde belediye başkanlığını alan Dev-Yol ve Dev-Sol’un adayı komünist Terzi Fikri lakaplı Fikri Sönmez’in ilk icraatı Sovyetlerdeki gibi ilçede 11 tane halk komitesi kurarak belediyeyi idare etmeyi denemek oldu. Bu belediyenin Fatsa’da düzenlediği bir kültür gecesinde sahnede çocuk korosunun söylediği bir  şarkının son dizeleri şöyle bitiyordu.. “Çarşıya vardım halkı aradım / Direnişte dediler, sevindim kaldım…” Sonrası, elde mavzer, “şiş göbek” avına çıkmak: “Soyguncular kaçıyor, ben kovaladım / Gidelim gidelim nerelere gidelim / Bu yol iktidar yolu hep beraber gidelim…” .  O iktidar yolunun Sovyetlerin kontrolündeki Komünist Türkiye olduğunu ve bunun da Fatsa’nın Sovyetler tarafından işgaliyle başlayacağına inanmak ve inandırılmak.

Kızıl güneş Fatsa’dan doğamadı ama Amerika’nın “bizim çocuklar”ının yaptığı 12 Eylül darbesinin en büyük gerekçelerinden birisi oldu Fatsa’da yaşananlar..  Sonrasında da uğruna yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bir ideolojinin 10 yıl sonra balon gibi bir gecede sönmesi ve kurtarıcı olacağına inanılan “ Komunist-marksist ideolojinin”  Sovyetler tarafından kalkınmada engel bir sistem olarak görülerek terkedilmesi ve bu nedenle de Sovyetlerin dağılmasıyla hayalleri suya düşen bir gençlik.

Türkiye siyasi tarihinin hiçbir döneminde bu dönemdeki kadar “dış güçlerin etkisinde kalarak” içerden parçalanma, bölünme ve dağılma tehlikesi yaşamamıştır. Amerika’nın CIA’sı ve Sovyetlerin KGB’si.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?