Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

HARMAN YEL İLE DÜĞÜN EL İLE

Hem Türk Milleti olarak, hem yöresel olarak güzel geleneklerimiz var. Bazen bu geleneklerimizin şekli veya bizzat kendisi yeni nesillerce sorgulansa bile, bir değişmez husus vardır ki o da geleneklerin sorgulanmaması gerektiğidir. Geleneklerin İnsan tabiatına ve sosyal olgulara bir tersliği varsa da, zamanla değişir, evrilir ve yeni gelenekler oluşur zaten.

Çağımızın teknoloji ve bilgisayar çağı olması ister istemez günlük yaşantılarımızı, yaşam tarzımızı ve geleneklerimizi de etkilemiştir. Düğünlerimizin şekli de yöremizin önemli geleneklerindendir ve günlük yaşam tarzımızı önemli ölçüde etkilemiştir.

    Günlük dilimize ve atasözlerimize de yansımıştır düğünlerimiz.  Çok sevinmek anlamına günlük dilimizde “düğün bayram etmek” deriz.  Kendi işimizdir, en büyük gayreti yine kendimiz göstermeliyiz anlamına “düğün bizim, oyna kızım” deriz. Birisi bize hiç gereği yokken abartılı bir şekilde bir yakınlık gösterse “düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü” deriz. Bütün yapılan işler hep birbirine benziyorsa “düğün dernek, hep bir örnek” diye misal veririz. “Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez” sözünü hiçbir şeyden hoşnut olmayan, her şeyde bir kusur bulmaya çalışan insanlar için kullanırız. 

        Düğünlerimizde konu komşu hep düğün sahibine yardımcı olur ve birazda komşuların yardımıyla yapılır yöremizde düğünlerimiz. Düğün sahibi zaten heyecanlı ve maddi manevi zor bir yükün altındadır. Nasıl ki harmanı yel ile savurur ve kurutursak, düğünü de konu komşuyla yapmak anlamına “harman yel ile düğün el ile” diyerek anlatırız bu yardımlaşma işini.  Bazense bir zor işimizde bize yardımcı olmaya çalışan ancak bunu biraz da gösteriş için yapan eş dost için “ düğününde kalbur ile su taşımak” sözünü kullanırız.

“Düğün aşıyla dost ağırlanmaz” ,  “düğün olur iki kişiye, tasası düşer deli komşuya” , “düğünde Fatmacığı kim bilir”, “abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz”, “deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş”, “dilenciye borçlu olma,  ya düğünde ister ya bayramda”, “eşeği düğüne çağırmışlar, ya odun eksik ya su demiş”, “ gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven kurmaya kalkar”  gibi daha birçok,  tam da bizlerin geleneksel yaşam tarzlarımız ifade eden çok güzel atasözlerimiz ve deyimlerimiz vardır.

   Bu geçtiğimiz Temmuz ayı yöremizde düğün ayı olarak geçti desek yeridir. Hep düğünden düğüne koştuk bu ayda. Ağustosun fındık ayı olması, öncesinin de Ramazan ayı olması nedeniyle düğünler Temmuz ayına sıkıştı yöremizde. Kimimiz salonlarda, kimimiz köylerde kır düğünleriyle, kimimiz her ikisini de kullanarak yaptı düğünlerini. “Fındıktan sonra” diyerek Eylül ve Ekim aylarında da biraz yoğunlaşır düğünler.

    Yöremizin düğün geleneğinde davul zurnalı, yemekli, keşkekli, yahnili köy düğünlerimizin önemli bir yeri var. Bu güzel geleneğimiz yaşatılmalı ve yeni nesillere aktarmaya çalışılmalı. Silah atmak da bu geleneğimizin içinde var. Bazen istenmeyen olaylara da sebep olabiliyor bu geleneğimiz. Aslında silah atmak geleneği Türk’ün geçmişinde ve geleneğinde olan bir ağırlama tarzı.  Atalarımız devlet büyüklerini ve anlı şanlı insanları karşılar ve uğurlarken onu şereflendirmek adına silah atışı yapmışlardır. Devlet büyüklerini, Ordu’da büyük komutanları, silahendezlerle karşılamak, uğurlamak onlara verilen değeri göstermek içindir. Ramazanda bile top atışı ile duyurulur iftar. Önemli günlerde 7 pare, 10 pare silah atmak o günün anısına yapılan önemli bir harekettir.  Düğünlerimizde de davul zurna ile karşılanan davetli havaya silahla ateş ederek aslında düğün sahibinin düğününü şereflendirmekte ve ona verdiği değeri göstermektedir. Yani Türkün geleneğindeki silah atışlı düğünlerimize de yansımıştır. İstesek de istemesek de bu vardır ve hep olacaktır düğünlerimizde.

      Geçtiğimiz günlerde ben de oğlumu evlendirdim ve geleneksel köy düğünü ile bunu yapmaya çalıştım. Ancak tehlikeli olabileceğini düşünerek davetiye verirken silah atışı yapılmamasını rica ettiğimde,  arkadaşım ; “ ne yani, şimdi sen beni davulla zurna ile karşılayacaksın da ben buna bir şarjör mermi ile cevap veremeyecek miyim şimdi” dediğinde aklıma Türk Milletinin bu farklı geleneği geldi.

   Bir güzel yöresel geleneğimiz daha var ki, o da düğün sahibine verilen bahşişler ile gelinle damada takılan takılar. Hani derler ya “düğün bereketlidir, kendi kendini yaptırır” diye. Hakikaten bu güzel geleneğimiz sosyal yardımlaşma ve dayanışma adına geçmişten günümüze yansıyan çok güzel bir davranış şekli olup, bizlere düşen de bu geleneği gelecek kuşaklara da aktarmak olmalıdır.

NOT: Geçtiğimiz ay yaptığımız oğlumun düğünü nedeniyle düğünümüze katılarak, çelenk ve çiçek göndererek bizleri onurlandıran, telefon ve sosyal medya üzerinden iyi dilek ve mutluluk dileklerinde bulunan tüm eş, dost ve akrabalarımıza şükranlarımızı sunuyorum.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.