Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

KAPOTAJ VE  DENİZCİ ÜLKE OLMAK

1 Temmuz gününü tüm yurtta Kapotaj ve Denizcilik Bayramı Bayramı olarak kutladık.
Türk Siyasal tarihi açısından önemli bir aşama olan Kapotaj Kanunu 91 yıl önce 1 Temmuz 1926 tarihinde  yürürlüğe girdi.  Bu kanun ile kendi limanlarımızda ve bu limanlarımız arasında her türlü deniz ticareti ile uğraşma ve deniz taşımacılığı yapma hakkı Türk vatandaşlarının ve Türk bayraklı gemilerin tekeline verildi.
Osmanlı Devleti her birisi denizlerde birer tarih yazmış olan Çakabey, Piri Reis, Turgut Reis, Barbaros Hayrettin Paşa, Cezayirli Gazi Hasan Paşa gibi nice kahraman leventleriyle doğuya ve batıya açılan tüm denizlerde ticaret yollarını kendi denetimi altında tutmuş ve bunun neticesinde de Akdeniz, Ege ve Karadeniz'de hem askeri hem de ticari sahada hakimiyetini uzun yıllar devam ettirmiştir.
Osmanlı'nın hükümranlık sahasında 17. ve 18. yüzyıllarda günde en az 40 gemi inşa etmek ve denizlere salmak padişah buruğu idi. Yalnızca İstanbul'da bulunan 3 tersane aynı anda 130 gemi inşa edebilecek kapasitedeydi. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz kıyıları adeta tersane ve gemi inşa kızakları ile örülü idi. Hatta Fırat Nehri gibi seyrü sefer yapılan nehirlerimizde dahi tersanelerimiz vardı. Yalnızca Karadeniz'in Rumeli kıyısında 19, Marmara'da 7 ve İstanbul'da 3 adet tersane ve gemi yapım kızağı mevcut idi. Ege ve Akdeniz kıyılarındaki sayısız tersanelerle deniz ticaret filomuz muhteşem bir güce sahipti. Güneydeki Birecik tersanesi Fırat Nehri ve Basra için gemi inşa ederken, Süveyş tersanesinde inşa edilen gemilerle de Kızıldeniz, Umman ve Hint Okyanusu'nda deniz filosu gezdiriyorduk. Kuzeydeki Rusçuk Tersanesi Tuna Nehri üzerindeki ticaret filosuna gemiler katarken bu bölgede bir kaptanlık kurulmuş ve Tuna Nehri Karadeniz ve Marmara üzerinden dünya denizlerine bağlanmıştı. Denizcilik dünyasında Osmanlı Devleti'nin gücünü gösteren bu örnekler bizim nereden geldiğimizi ve nerede olduğumuzu gözönüne serdiği gibi denizcilik sektöründe nereleri hedeflememiz gerektiğini de bizlere hatırlatması açısından önemlidir.
Gelişmiş sömürgeci ülkeler imparatorluk döneminin sonlarına doğru Kapitülasyonlarla birlikte her alanda olduğu gibi denizcilik alanında da denizlerimizin nimetlerini ve zenginliğini kendi çıkarlarına uygun olarak sömürmeye başlamışlar, bunun neticesinde de deniz taşımacılığı ve ticaretinde Osmanlı'nın hakimiyeti giderek azalmıştır. LOZAN'da kapitülasyonların kaldırılması kararlaştırılmış, ancak Türkiye karasularında taşımacılık yapan İtalyan, Fransız ve İngiliz şirketlerine bir süre verilmiştir. Bu sürenin bitim tarihi olan 1 Temmuz 1926'da KAPOTAJ KANUNU yürürlüğe girmiştir. Bu tarih aynı zamanda KAPOTAJ VE DENİZCİLİK BAYRAMI olarak kutlanmaktadır
Osmanlı'nın denizcilik alanındaki ihtişamını hatırladıktan sonra bugünkü durumu daha sağlıklı olarak değerlendirebiliriz. Deniz taşımacılığı ve gemi inşası gibi denizcilik sahasında çok daha ilerilere gitmek için dünle ilgili olarak yalnızca gemi inşası alanında yukarda sunduğumuz tabloya gurur ve gıpta, biraz da üzüntü ile bakmak zorundayız. Kapotaj Kanunu ile denizcilik alanında önemli bir hükümranlık elde edilmiştir. Ancak 1926'dan beri geçen 91  yıllık süre içerisinde denizcilik ve deniz taşımacılığı alanında geldiğimiz noktadan memnun olmak mümkün müdür? Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde sırtımız hala denizlere dönüktür.
Osmanlı'nın son dönemlerinde Kapitülasyonlardan kaynaklanan çoğu ekonomik kayıplarımız, Cumhuriyet dönemindeki dışa bağımlı ekonomi politikalarla karşımıza başka bir şekilde çıkmış ve neticesinde de denizcilik ve deniz taşımacılığı alanında da ileri gitmemiz önlenmiştir. Özellikle Amerika gibi ürettikleri otomobillerine yeni pazarlar arayan ülkeler, Türkiye'de karayolu taşımacılığını özendirerek demiryolu ve denizyolu taşımacılığı ihmal ettirmişlerdir. Türkiye, gerek kendi sularında gerekse dünya denizlerindeki her türlü ticaret, menfaat ve navlun kaynaklarının paylaşımında gerçek hakkını hiçbir zaman alamamıştır. Dünyadaki acımasız navlun savaşına ve rekabetine denizcilerimizin ve limanlarımızın tam olarak hazır olduğunu söyleyemeyiz. Bu noktada deniz sektörü için devletimizin himayeci politikalar izlemesinin gerekli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.