Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

Karadeniz- Kafkas stratejik havzası

Rusya-Türkiye ilişkileri son dönemde tarihsel geçmişine göre yakınlaşma ve birlikte hareket bağlamında bir evrilme içerisinde. Türkiye’nin önemli iki coğrafi bölgesi olan  Boğazlar ve Kafkasya’nın  tarihte hep Rusya’nın iştahını çeken bölgeler olduğunu sağır sultan bile biliyor. Komünist Sovyetlerle birlikte bu iştah daha da belirginleştikçe, Türkiye de bir güvence olarak soğuk savaş döneminin bir sonucu olarak kendini Rusya’ya karşı NATO şemsiyesinde sağlama alma yolunu seçti. Ancak son dönemde konjöktür, Türkiye’nin yönünü Rusya’ya doğru çevirince, üstelik NATO, Batı ve ABD ile son dönemde yaşanan krizsel ortam da buna müsait olunca bölgedeki stratejik ortaklıklar ve coğrafyadaki kartlar yeniden dağıtılmaya başlandı. Dünyanın jeopolitik kodları ve bilinen denklemleri de yok artık.

Tarih dinamiktir. Devamlı olarak ülkeler arasında monoton ve tekdüze ilişkiler tarihte ilânihaye devam etmemiştir. Roller, menfaatler, birliktelikler ve çıkarlar hepten değişmekte.  Bölgemizde de öyle olduğunu son dönem siyasi ilişkileri bize gösteriyor. Çin de önemli bir ekonomik ve askeri bir güç olarak bölgeye modern ipek yolu projesiyle balıklamasına dalınca mevcut Doğu – Batı ilişkileri bağlamında her şey allak bullak oldu diyebiliriz.  Bu altüst oluşta Karadeniz-Kafkas bölgesi de jeostratejik olarak başat bir bölge halinde gelmiş durumda. Küresel güçler olan ABD, AB, RUSYA, ÇİN, İRAN gibi bölgesel güçlerin ilgisi bu bölgede.

Deniziyle Karadeniz, karasal bölgesiyle Karadeniz Bölgesi ve Kafkasya, içinde Türkiye’mizin de olması nedeniyle gelecekte dünyanın merkezi olmaya aday bir bölge durumunda şu anda. Çin-Hindistan ve Güney Asya’nın zengin bölgesi ile Batı’yı ta İngiltere’ye kadar bağlayacak olan Modern İpek yolunun bu bölgeden geçmesi zaten çok önemli bir merkez durumundaki Türkiye’yi katıksız bir şekilde ön plana çıkardı. Yani zenginlik artık bu yol güzergâhında. Bunu bilen Batı ise, değişmez müttefiki Türkiye ile sorunlar yaşayınca “bir dargın bir barışık” müttefikini kaybetmemek için siyasi gelgitler içerisinde hareket halinde. Şimdi kozlar tamamıyla Türkiye’nin elinde artık. Rusya’da bunu bildiği için kadim müttefiki diyebileceğimiz Çin ve İran ile birlikte Türkiye’ye göz kırpınca işler karıştı.

Her halükarda bizi ilgilendiren husus, Karadeniz havzası ve Kafkasya Bölgesi’nin stratejik öneminin artmış olması. Zaten bu bölge tarih boyunca jeostratejik ve ekonomik olarak hep var oldu. Tarihteki, ticaret, haberleşme ve ulaşımın bölgedeki zor yapısı ve kendine has koşulları günümüzde artık aşılmış durumda.  Türkiye’nin batıya olan bir entegrasyonunun olması aslında büyük bir avantaj. Türkiye şu an her ne kadar bazı sorunlar yaşıyor olsa bile batı ve ABD ile olan bağlarını akıllıca kullanarak bir orta yol unsuru olarak dünyadaki yeni ortaklıkların oluşumunda yerini kendi menfaatine olacak bir şekilde alabilir.

Rusya federasyonundan sonra bölgenin en büyük gücü Türkiye. Ermenistan dışında Kafkas Ülkeleri ile iyi ilişkileri var. Boğazlara hakim. Hazar havzası-Kuzey –Güney –batı Yönüne boru hatları ve akım projeleri ile entegre bir noktada. Üçü deniz, ikisi deniz olmak üzere Çin- Londra –Roma hattı yani modern ipek yolunun güzergahları Türkiye’den geçiyor. Her ne kadar atıl bir görüntü sergilese de KEİ (Karadeniz Ekonomik işbirliği Teşkilatı)’nin öncü ve kurucu ülkesi olarak Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerle de sorunu yok. Halihazırda işleyen enerji nakil hatlarının geçiş yollarının bölgedeki güvenliği ile  her şeyin  Türkiye’nin lehine diyebileceğimiz  potansiyel bir kilit noktadayız .

Batının enerji ihtiyacının büyük bir bölümü Hazar Bölgesinden karşılanmakta.  AB ve NATO bu yöne doğru genişleme arzusunda. AB de Rusya Federasyonu’na enerji bağımlılığı içerisinde. Yani Karadeniz-Kafkasya havzasına artan kaçınılmaz ve bir ilgi var.  Rusya-Çin-İran – Türkiye dostluğu son dönemde boşuna değil. Her ne kadar sorunları varsa da Batı Türkiye müttefikini kaybetmek istememekte. Türkiye, öbür taraftan ÇİN ve Rusya’nın desteğiyle ŞİÖ ( Şangay İşbirliğiÖrgütü)’ne diyalog ortağı olarak da kabul edilmiş durumda.

Hülasa, içinde bulunduğumuz Karadeniz-Kafkas bölgesi, karasıyla deniziyle stratejik olarak sıcak bir bölge konumuna gelmiş durumda. Coğrafyanın dinamikleri burada çok hızlı işlemekte.

Hedefimiz bu dinamikleri lehimize çevirmek olmalı. 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?