Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

MAYIS YEDİSİ VE SÜRMENE FACİASI

MAYIS YEDİSİ VE SÜRMENE FACİASI
 
Mayıs Yedisi, Rumi takvimde Mayıs’ın 7’sine denk gelen ve Miladi takvime göre Mayısın 20’sinde  Karadeniz Bölgesinde, özellikle  Ordu, Giresun ve Trabzon yörelerinde şenliklerle kutlanan bir gün. Bölge halkı bir bakıma o günde yaza merhaba demekte ve yazın gelişini şenliklerle kutlamakta.
 
         Mayıs yedisi çok eski bir kültürel geçmişe sahiptir ve daha fazla da Türklerin 24 Oğuz boyundan birisi olan Çepni’lerin bulunduğu yörelerde kutlandığı görülmektedir. Bu geleneğin Karadeniz yöresinde daha fazla kutlanması bir yerde bu yörenin ÇEPNİ geçmişi ile izah edilebilir. Tarihi bilgiler, bulgular ve mitolojik çıkarımlar bu geleneğin Karadeniz Bölgesine Kıpçak Türkleri ile geldiğini ve Oğuzlarla da günümüze kadar devam ettiğini göstermektedir.
 
     Yüzyıllardır yöremizde devam eden bir gelenektir mayıs yedisi şenlikleri.  Gerçi kutlamalar eski zamanlardaki  şekliyle bugün pek kutlanmamakta, ancak yine de deniz kenarlarında, nehirlerde ve denize inen dere ağızlarında toplanan halk  bir araya gelerek  eylenmekte ve bu geleneği yaşatmaya çalışmaktadır. 
 
    Şenlikler bazı yörelerde  birkaç güne yayılmakta. İlk  günlerde yöresel ürünlerin ve kültürel eserlerin yer aldığı sergiler açılmakta, devam eden günde uçurtma, halk oyunu gösterileri ve spor müsabakaları yapılmakta, Mayıs’ın 20’sinde ise geleneksel etkinlikler yapılmaktadır. Bu günde  derelere inen vatandaşlar
ineklerini yıkamakta, inekleri yıkama işleri şehirlere yakın yerlerde ise akarsu ile denizin karıştığı yerlerde  yapılmakta. İneklerin yıkanması aynı zamanda onları yaylalara hazırlamak içindir. Bazı yörelerde de sabah seher vaktinde dere ağızlarından  su alınarak bu suyla yıkanılır ve böylece kötülüklerden arındığına inanılır.
 
   Geleneğe göre inekler deniz suyunda ve  derelerde yıkanarak  yaylalara çıkmadan önce sağlık, zindelik ve enerji  kazanmakta ve aynı zamanda kötülüklerden de arınmaktadır. Bir yerde bu şenliklerle yaylalara çıkan vatandaşlar bir şekilde denize de veda etmektedir. 
 
  Bazı yörelerde ise denize 7 çift 1 tek taş atılmakta. Bunun da bir anlamı vardır. 7 çift taş ile  dertlerin, problemlerin ve belaların  denize atıldığına inanılmaktadır.  Tek taş ise isteklerin yerine gelmesi için denize atılır.  Burada 7 sayısı önemli.
Çünkü Türk’ün geleneğinde 7 sayısı kutsaldır. Mesela Giresun’da ise  7 kez Giresun Adası  etrafında dönülerek dileklerin yerine geleceğine inanılır.                          
 
        Bazı yerlerde ise uğur getirmesi, çocuğu olmayanların çocuk sahibi olması, hastalıklardan kurtulma ve dileklerin yerine gelmesi için sacayakların içinden geçilmektedir. Sacayak   eski Türk geleneklerine göre bereket ve soyun devam etmesi anlamına gelmekte olup Eski  Türk destanlarında  da bu gelenek görülmektedir.
 
     Mayıs yedisinin en önemli ritüeli ise denize girmek ve 7 dalga üzerinden atlamaktır. Böylece yıl boyu o kişinin evinin hep bereket ve bolluk içinde olacağına inanılır.  Kayıklarla denize açılmak, denizde gezinti yapmak şenliklerin en önemli kısmıdır. 7 sayısını denizde teknelerle dolaşırken de  görmekteyiz. Karadeniz’de denize dökülen dere çok olduğu için bazı yörelerde teknelerle  7 dere ağzından geçilir ve böylece 7 geleneği yerine getirilmiş olur. Hastalar bu şekilde bütün sıkıntılarını denizde bıraktıklarına inanırlar. Çünkü deniz berekettir, bolluktur, şifadır ve kötü ruhlarda arındırır.
 
                 Her ne kadar deniz,  bereket, bolluk ve şifa olarak görülüyor olsa bile yine bir geleneksel denizci sözüne göre  “ Denizle şaka olmaz ve deniz ihmalleri affetmez”  . 2000 yılındaki mayıs yedisi şenlikleri de maalesef bunu bize çok acı bir şekilde göstermiştir.  Sürmene açıklarında denize açılma geleneğini yaşatmak isteyen 38 vatandaşımız maalesef bindikleri  2 teknenin alabora olması sonucu denizde boğularak ölmüşler ve bu olay  tarihe acı bir “MAYI YEDİSİ FACİASI”  olarak geçmiştir.
 
      Balıkçı tekneleri veya  sandallar yolcu taşıma deniz vasıtaları değildir. Yasalara  ve denizde emniyet kurallarına göre, hangi  deniz vasıtalarına, hangi şartlarla kaç kişinin,  nasıl ve hangi tedbirler
 alınarak binileceği veya binilmeyeceği bellidir. Bu facia ne yazık ki bir ihmaller ve denetimsizlikler  zinciri faciasıdır. Suçlular,  yasaları uygulamayan veya gerekli emniyet tedbirlerini o gün denizde almayan, denizde emniyet tedbirlerinden sorumlu kişi ve kuruluşlardır ve bunlar da bellidir. Ne yazık ki o dönemlerde bu kuralların uygulanması ve  gerekli denizde emniyet tedbirlerinin alınması ihmal edilmekteydi. Bugün  bu husustaki yasal boşlukların doldurularak,  devletin gerekli kontrol ve denetim tedbirlerini  liman başkanlıkları ve  sahil güvenlik birimlerimizle aldığını ve  uyguladığını görmekteyiz. 
 
      Ancak şu husus kesin olarak unutulmamalıdır…
DENİZLE ASLA ŞAKA OLMAZ VE DENİZ İHMALLERİ KESİNLİKLE KABUL ETMEZ”.  


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?