Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

   PKK’NIN KARADENİZ SEYRİ

PKK’yla ilk tanışmam 1993 yıllarına kadar gider. Terörün adeta merkezi konumundaki Şırnak’ta; Cudi, Gabar, Namaz Dağı ve Bestler Dereler gibi PKK’lıların en yoğun bulunduğu bölgede görevdeydim.  O yıllar, terörün Güneydoğu’da yoğun olarak yaşandığı yıllar…  Halk bezgin, köyler kentler devamlı terörün tacizinde. Asker, polis,  korucu, tüm emniyet birimleri de topyekün PKK’ya göz açtırmıyor.  Yakalanan militanların ifadelerinden ve telsiz konuşmalarından anladığımız, tam bir etnik silahlı mücadele peşinde olan, Güneydoğu’da ve Kürtlerin yaşadığı bölgelerde bağımsız bir Kürdistan kurma hayalindeki yıkanmış beyinler hepsi.

      

Örgüt ilk defa 1984 yılında Güneydoğu’daki askeri karakollarımıza yaptığı baskınlarla  adını duyurmaya başlamıştı.  Amaçlarını da “Bağımsız bir Kürdistan kurmak amacıyla Kürt sorununu halletmek ve bu maksatla Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarına dağılmış Kürtleri silahlı mücadele ile birleştirmek” olarak belirtiyorlardı. Bu maksatla yaptıkları mücadele alanları da Kürt nüfusun olduğu bölgelerdi. Halktan da bir karşılık bulabiliyorlar ve eylemci devşirme bakımından zorluk çekmiyorlardı.

      

Ancak burada anlaşılmayan ve asıl üzerinde durmak istediğim husus,  kayda değer bir Kürt nüfusu yaşamadığı halde PKK neden Karadeniz Bölgesini eylem alanlarına kattı ve bu bölgede görülmeye başladı. Uzmanlar farklı görüşler ileri sürseler de sonuçta PKK  Karadeniz’de hep başarısız oldu  ve her defasında büyük bir tokat yiyerek bölgeden uzaklaştı. Son olarak, gerek bölge halkında gerekse Türkiye kamuoyunda büyük infiale yol açan olay  11 Ağustos 2017’de Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşandı. Bir hırsızlık ihbarını değerlendirmek üzere bölgeye giden jandarmaya ateş açılması sonucu, Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile onlara yol gösteren 15 yaşındaki Eren Bülbül şehit oldu. “ARAM” kod adlı  terörist ise daha sonra güvenlik güçlerinin operasyonuyla yakalandı.

      

PKK neden Karadeniz Bölgesinde? Başarısızlıklarını onlar da görüyorlar, bölge halkından büyük tepki alıyorlar, ama az olsa bölgede neden devamlı bir silahlı grup bulundurma peşindeler? Kimileri bunu Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin mücadele eden kuvvetlerini zayıflatmaya ve bölmeye yönelik bir amaç için yaptıklarını belirtiyorlar. Bilindiği gibi Erzincan’da bulunan 3. Ordu Komutanlığı kuvvetleriyle,  terörle mücadelenin ana omurgasını teşkil eden Malatya’da bulunan 2.Ordu’yu desteklemekte. Bu görüş sahipleri, PKK’nın Karadeniz’e geçmesinin nedeninin,  3. Ordu’nun bir miktar kuvvetini kuzeye Doğu Karadeniz’e kaydırmasını sağlayarak Türkiye’nin güney sınırındaki mücadelesini zayıflatmaya yönelik olduğunu söylemekteler. Bu bana göre çok gerçekçi bir neden olamaz. Zira Kuzeye iki tabur askeri sevk etmekle mi Türk Ordusu güneyde zafiyete uğrayacak?  Üstelik son dönemde özellikle İHA ve SİHA gibi son model istihbarat sistemlerine de sahipken ve FETÖ unsurlarını da büyük miktarda bünyesinden temizlemişken…

      

Kimileri de PKK’nın Kuzeye gelmesinde çok büyük askeri ve Bölgesel stratejiler aramakta. Ancak koskoca Karadeniz Bölgesinde, hem de milli duyguları çok fazla olan böyle bir yörede 10-15 bilemediniz 20-30 kişilik militanlarla böyle bölgesel büyük stratejiler gerçekleştirmek mümkün olabilir mi? Üstelik bölgeye gönderdikleri teröristlerin, en acemi ve tecrübesiz olanlardan seçilmiş olduklarını kendi medya organlarında kendileri belir tmekte.Biraz tarihsel sürece bakarsak, PKK ilk Karadeniz’e uzanma kararını 1993’lerde aldı. 1994’te yöreyi tanımak ve keşif maksadıyla ilk öncü unsurlarını Tunceli üzerinden bölgeye gönderdi. 1995 yılında ise ilk defa Ordu, Giresun, Trabzon, Artvin ve Tokat gibi illerin kırsal bölgelerinde görülmeye başlandı. Karadeniz Bölgesinde ilk eylem yapma kararını ise 1995’te Haftanin’de yaptığı 5. Kongrede aldı. Burada aldığı kararı kendilerine ait bir yayın organında şöyle belirtiyorlardı:  “TC’nin Karadeniz’in etnik zenginliğinin üzerine döktüğü betonu kırarak altındaki etnik zenginliği ortaya çıkaracağız.” Ama karşılarında milliyetçi ve vatansever bir Karadeniz vatandaşı bulunmaktaydı, bu hesapları da tutmadı. Sol örgütlerin tabanından ve 80 sonrası etkinliğini sürdüren DHKP/C-TİKKO gibi yasadışı örgütlerin varlığından da yararlanmaya çalışan PKK’nın planı, 12 Eylül darbesinden sonra bölgeden silinen sol örgütlerin bıraktığı boşluğu doldurmak ve bu sol gruplarla birlikte bu bölgede askeri bir ağırlık oluşturup Türkiye’nin askeri ve ekonomik hedeflerine darbe vurmaktı...

          

PKK hiç bir zaman Karadeniz’de tutunamadı. Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, 11 Aralık 2009’da yaptığı basın açıklamasında PKK’nın Karadeniz yapılanması ile ilgili şunları söyler:                                                         

           “Terör örgütü 1995 tarihinde Tunceli bölgesini Karadeniz’e açılımda üs olarak kullanma kararı almıştır. Bu kapsamda terör örgütü Sivas üzerinden Tokat’a, Erzincan-Gümüşhane üzerinden Giresun’a açılım yaparak eylemlerine başlamıştır. Bölgedeki aşırı sol örgütlerin tabanından istifade etmek isteyen PKK/Kongra-Gel örgütü, 1996 tarihinde DHKP-C ve TİKKO örgütüyle müşterek eylem ve işbirliği kararı almıştır. Bu işbirliği çerçevesinde 14 Ekim 1997 tarihinde bölgede gerçekleştirdiği eylem ile 4 güvenlik görevlisini şehit etmiş ve 1 personeli de yaralamıştır. Bölgede 1999 yılı sonuna kadar eylemlerine devam eden PKK/Kongra-Gel terör örgütü, bu süre içinde 2 vatandaşımızı katletmiş, 5 güvenlik görevlisini de yaralamıştır. Güvenlik güçlerince 1995-2003 yılları arasında alınan tedbirler ve icra edilen operasyonlar sonucu terörist unsurlar bölgeden temizlenmiştir. 2003 yılından söz konusu olayın gerçekleştirildiği tarihe kadar PKK/Kongra-Gel terör örgütü bölgeye yeniden açılmaya ve eylemde bulunmaya bir kaç kez teşebbüs etmiş ancak bu teşebbüsler bölge halkının, güvenlik güçlerine verdiği destek ve güvenlik güçlerinde alınan tedbirler neticesinde sonuçsuz kalmıştır.”

    Hükümetin Kürt sorununu çözmeye yönelik adımların atıldığı dönemde Doğu Karadeniz’de PKK’nın faaliyetlerine rastlanmadı. Ancak Suriye ve Irak’la birlikte Güney bölgemizde başlayan hareketlenme ve PKK/PYD unsurlarıyla yapılan mücadele ile birlikte Karadeniz’de terör, çatışma ve şehit haberlerini tekrar duymaya başladık. PKK’nın 15 Temmuz’dan sonraki hareketleri de hep başarısız kaldı. Arzuladıkları bölgedeki kırılmayı sağlayamadılar.  Yapılan operasyonlarda PKK’lılar bölgedeki sığınaklarını kaybettiler. Kış mevsiminin yaklaşmasıyla barınma sorunu yaşamak istemeyen teröristlerden 6’sı Tunceli’ye dönme hazırlıkları sırasında Mesudiye kırsalında halkın da yardımlarıyla öldürüldü.

       2016 Mayısında PKK 9 Türk sol örgütüyle birlikte “Halkların Birleşik Devrim Hareketi”ni ilan etti ve Mayısta Erzincan-Trabzon karayolunda 2 askerimizi,  Trabzon’un Maçka ilçesinde de 3 polisimizi şehit etti. 25 Temmuz’da ise Artvin’in Şavşat ilçesinden Ardanuç ilçesine gitmekte olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konvoyunu koruyan askeri araca yönelik saldırıda da 1 askerimizi şehit ettiler. Askerimizi şehit eden teröristler daha sonraki operasyonlarda vurularak etkisiz hale getirildiler. 

         Medyaya yansıyan bilgilere göre Karadeniz’de geçen 25 yıl içerisinde bölgeye gönderilen 60’a yakın teröristin 45’i öldürüldü,  5’i yakalandı. Bu dönemde   25 güvenlik görevlisi, 9 da sivil vatandaşımız şehit oldu.  

      PKK aslında Türkiye’deki etnik farklılıkları kaşıyıp bu farklılıklar üzerinden terör hareketini tüm Türkiye sathına yayıp mümkün olduğu kadar ülkede iç karışıklık çıkarmak, yerli etnik yapıyı Kürt vatandaşlarımıza karşı kışkırtıp toplumsal eylemlere zemin hazırlamak peşinde olan bir örgüt. Toplumsal kırılma da diyebiliriz buna. Sözde “Halkların Birleşimi Hareketini” gerçekleştirmek ama bunu toplumsal kırılma ile sağlamaya çalışmak. Örgütü kuran üst aklın temel amacı bu idi ama bu Karadeniz’de tutmadı.

        Toplumsal kaosla halkların birleşimiymiş! Geçin bir kalem! Sonuçta 25 yıllık süreçte Doğu Karadeniz’de PKK eylemleri bölge halkı üzerindeki milli hassasiyetleri artırmış ve hiçbir zaman amaçlarına ulaşamamışlar ve her defasında büyük kayıplar vererek geri dönmek zorunda kalmışlardır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.