Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

VİRA BİSMİLLAH

Yeni balık sezonu açıldı.  Av yasağının kalkmasıyla birlikte balıkçılarımız “VİRA BİSMİLLAH” dediler ve denize açılmaya başladılar.  Balıkçılık özellikle sahil kesimlerinde önemli bir gelir kaynağı.  Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin 4 ayrı denize kıyısı var. 8333 kilometre kıyı şeridi ile dünyanın sayılı deniz ülkelerinden birisiyiz.  Bu alanda büyük bir potansiyele sahibiz. Ancak ne yazık ki denizci bir ülke olamadığımızı söylesek yeridir.  Denizden korkan ve Allah vergisi deniz kaynaklarını yeterince kullanamayan bir ülke olarak balıkçılık alanında da dünyada söz sahibi ülkeler arasında yer alamıyoruz maalesef. 

     Balıkçılık özellikle sahil kesimlerimizde önemli bir geçim ve gıda temin kaynağı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının verilerine göre Türkiye’nin toplam su ürünleri üretimi 2011 yılından itibaren azalma seyri göstermiş ve 2011 yılında 703 bin ton olan toplam su ürünleri üretimimiz 2015 yılında 672 bin tona ve 2016 yılında da yüzde 12 oranında azalarak 588 bin tona düşmüştür. Bu azalış trendi ne yazık ki balıkçılık ve su ürünleri üretimimiz açısından hiç hayra alamet değildir. Burada elbette ki çok değişik sebepler vardır ve bunların en önemlisi de geçim kaynağı balıkçılık olan balıkçılarımızın kurallara aykırı avlanmalarıdır. Ne yazık ki balıkçılarımız Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının koyduğu av yasaklarına yeterince uymamaktadırlar. Avlanacak balık boyları ile ilgili standartlara uyulmamaktadır. Sektörün sürdürülebilir geleceği büyük miktarda bu kurallara uyulmasına bağlıdır. Bakanlık 10 metre üzerinde boyu olan teknelerini kendi isteği ile balıkçılıktan çıkaranları bu amaçla desteklemekte.  10 metre ile 46 metre arasındaki gemileri balıkçılıktan çeken balıkçılarımıza 10 bin lira ile 45 bin lira arasında destek de bulunmaktadır.

    Toplam su ürünleri üretimimizin yaklaşık olarak yarısını denizden avlanan deniz ürünleri oluşturmakta. Toplam üretimin yüzde6 civarı tatlı sulardan, yüzde 43 civarı da su ürünleri yetiştiriciliği ve çiftlik üretimlerinden elde edilmekte. Bölge bazında bakıldığında da yüzde40’lık payı Doğu Karadeniz Bölgemiz alırken, yüzde 33 civarı Batı Karadeniz,  yüzde11 Ege, yüzde10 Marmara ve yüzde4 lük payı da Akdeniz almaktadır. Görüldüğü gibi Karadeniz bu alanda yüzde70’in üzerinde bir payla en önemli bir balıkçılık bölgemizdir.

     Denizde avlanma daha ziyade kıyı bölgelerimizde yapılmakta, açık denizde yapılan balıkçılık üretimimiz ise daha zayıftır ve toplam üretimin artırılması açısından açık deniz balıkçılığının teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Denize sahili olan özellikle Rusya ve Yunanistan gibi ülkelerin bu alandaki üretimleri çok daha fazladır.

      Türkiye’nin su ürünleri üretiminden elde edilen üretim değerleri incelendiğinde ise doğrudan denizden elde edilen ürünlerin değeri 1 milyar lira civarında iken, yetiştiricilikten elde edilen üretimin toplam değeri ise hemen hemen denizden elde edilenin 3 katı olup 3 milyar lira değerini aşmaktadır. Yani su ürünleri toplam hâsılamızın büyük bir kısmı balık çiftliklerimizde üretilen balıklardan elde edilmekte. Burada tartışılan önemli bir konu bu çiftliklerin denizleri kirlettiği şeklindedir.  Bu konu çok defa bazı çevreler tarafından yıllarca istismar edilmiştir.  Ancak denizin kirletilmesine neden olan sahil yapıları, uygunsuz deşarj sistemleri, oteller, kirli nehirler gibi diğer etkenlerin yanında çiftliklerin esamesi bile okunmamaktadır. Denizlerimizin kirletilmesine neden olan petrol unsurları, turizm, şehircilik, askeri tatbikatlar, deniz taşımacılığı ve diğer etkenlerin yanında balık çiftlikleri denizleri kirletenler sıralamasında 11. sırada yer almaktadır.  Üstelik uygun yem kullanıldığı takdirde bu çiftliklerin neden olduğu kirlilik çok daha az seviyelere düşmektedir. Denizden avlanma ile elde edilen balıklar azaldıkça ister istemez turizm,  balık çiftliklerinden elde edilen balıklara yönelmektedir. Norveç gibi kuzey bölgesi ülkelerinde balık çiftlikleri ile oteller adeta yan yanadırlar ve böylece turiste hem taze ve hem de ucuz balık yedirmek imkânı elde edilmektedir.

    Ülkemizde kişi başına tüketilen balık miktarı da dünya ortalamasının altındadır. Üç tarafımız denizlerle çevrili, bol miktarda nehir ve derelere sahibiz. Barajlarımız var. Göllerimiz var. Yani adeta su içerisinde yüzüyoruz dense yeridir, ancak buna rağmen balık tüketen bir toplum da değiliz maalesef. Üstelik sayısız faydalarına rağmen. Halbuki gıda üretim ve ihracat açısından,  balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik konserve, tuzlama v.b. paketleme ve işleme sistemi iyi kullanıldığı takdirde,  bu sektörün ekonomik olarak da önemli bir gelir kaynağı olacağı aşikardır. Bu alanda da zayıfız maalesef.

Yeni sezonda balıkçılarımıza bol kazançlar, sakin denizler diliyoruz.

 Tabi ki kurallara uymaları şartıyla…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.