Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

YAYLA YOLLARINDA BİR GÜN

Geçen pazar sabahı Akpınar Kadıllı Mahallemizden yedi 60’lık delikanlı bir minibüsle çıktık yola. Hedef yaylalar. Güzergâh Çambaşı, Yeşilce, Mesudiye, Topçam üzerinden bir yay çizip Gölköy, Gürgentepe, Ulubey yoluyla geri dönüş.

          Bakmayın siz 60’lık dememe. Hepsinin ruhu genç, adeta 18 yaş heyecanında hepsi de. Gezimizin fikir babası Cengiz  (Gürsoy)  abimizin öncülüğünde çıkıldı yola. Amaç hepsinin de çocukluklarının geçtiği yaylalarda, obalarda bir gün geçirmek, top oynadıkları, hayvan otlattıkları, ot balyaları yapıp soğuk sularından içtikleri, ormanlarında derelerinde odun yapıp çam sakızı topladıkları yerleri yine hep birlikte görmek, çocukluklarından bir gün yaşamak, tam bir nostalji yaşamak yani.

      Akpınar’dan, kestirmeden meşhur Dereyolu projesinin bir parçasının geçtiği Aydınlar’a çıktık tabiri caizse “bir hamlada.”  Bu yoldan ayrılıp  eskiden yaylaya yürüyerek gidilen yolların da bulunduğu köylerden geçip yine kestirmeden Yokuşdibi’ne vardık. Hep birlikte şen şakrak bazen de şarkılar türküler söyleyerek gidince “ne çabuk Yokuşdibi’ne geldik” dediğimi hatırlıyorum.

       Sonra yol kenarında Arşuluk’da sabah çayı molası. Nerdeyse yaylaya geleceğiz ama hala fındık bahçeleri ve zamana göre söylersek hala fındık toplayan vatandaşlar. Gündem fındık olunca zaman zaman konuşmalar da fındığa geliyor tabi ki:

 -  Bunlar iyi işler yapıyorlar ama kardeşim fındık konusunda sınıfta kaldılar maalesef,  diyor bir arkadaş. Diğeri cevap veriyor:

-  Kardeşim Çin’de bile Fındık var. Birkaç sene sonra tek başlarına 250 bin ton fındık üretecekler.

Zaten şu anda 350 bin tonu buldu Türkiye dışında üretilen fındığın miktarı dünyada. Gürcistan’da da her taraf fındık bahçesi oldu. Türkiye ile birlikte nerdeyse bir milyon tonu geçmeye başladı dünyada üretilen fındığın miktarı. Talep 5-600 bin ton. Ne olacak bu durumda, alıcı aptal mı?  Dünya fındık dolu iken niye 15 lira versin senin fındığına. Kabahat bundan 20-30 yıl önce Ordu ve Giresun dışında fındığa dikim izni verenlerde.

      Neyse yola devam ediyoruz. Turnalık’a varınca herkesin yüzünde güller açıyor adeta. Karşıda Güzlek Obası görülünce hepsinin gözü çocukluklarının geçtiği yerlere dalıyor ister istemez. Sanki içlerinde bir çocuk var, dürtüyor hepsini “hadi çıkalım şu tepelere, koşalım oynayalım , top oynayalım Gambak tepesinde yine”  diyor sanki o ses . Fransa’da yaşayan ve yaz için köye gelen Nizam ( Gürsoy) kardeş de “aklımdaydı, keşke gelirken bir top getirseydim” diyor.  Atıf (Aksu) kardeş durur mu?  “Yahu Nizam, bırak şu inşaat işlerini de, gel şuralara biraz gez dolaş” diye takılmadan edemiyor.  Hepsi çocukluk arkadaşı olan bizler zaman zaman böyle şakalaşmalarla yolumuza devam ediyoruz.

           Biraz ilerde yol kenarında Çeşme Yanı denilen yerde güzel bir mekânda çay molası veriyoruz. Yaylalarda çocukluğu, gençliği geçmemiş, sonradan yayları görmüş, günleri daha ziyade şehirde kafelerde geçerek yazılar yazmaya çalışan ama buraları tanımayan birileri “Eşek Meydanı” adını vermiş buraya.   Ömrü buralarda geçenler bilir ki buranın gerçek ismi “Çeşme Yanı”dır. Gerçekte “Eşek Meydanı” ise daha geride Gölardı Obası’nın alt taraflarına verilen isimdir. Düzeltilmesi dileğiyle yola devam ediyoruz.

       Ve obamız olan Güzlek’teyiz biraz sonra. Herkes adeta çocuklar gibi dağılıyor etrafa, çocukluğunun geçtiği yerlere. Kırlarda, yaylalardan dönme zamanının geldiğini belirten “Döngit” çiçekleri açmış. Hiçbir zaman obasından ayrılmayan Dursun Ali ( aksu) abiyi gördük hayvanlarıyla meşgul olurken. Memnun oldu bizi görünce. Ama diğer harabe halindeki taş yığını eski evler bir sürü hatırayı üzerinde taşıyarak ve ağlayarak bakıyor adeta hepimize, neredesiniz, bizi bırakmayın dercesine. Güzlek’ten Turnalık’a doğru bakıyoruz ve diyorum ki acaba buralar eski haliyle kalsaydı, hiç inşaatlar, beton ve asfalt yollar yapılmasaydı da eski halinde mi kalsaydı buralar.

      Devam ediyoruz obamız Güzlek’ten dönüp Çambaşı’na .

      Yokuşdibi – Çambaşı arası yol yapım çalışmaları yöreyi adeta allak bullak etmiş diyebilirim. Devam eden HES inşaatı ile yol çalışması nedeniyle her taraf şantiyeye dönmüş. 3-4 yıldır devam eden yol çalışmaları hala devam ediyor. Özellikle yol kenarlarına yapılan bu kadar kalın istinat duvarlarına gerek var mıydı? Doğa ancak bu kadar hoyrat bozulabilir gerçekten. Burayı yıllardır bilenlerin söylediği ise, buralarda hiçbir zaman zemin kayması olmadığı şeklinde. “O zaman bu kadar istinat duvarlarına para yatırmaya gerek var mıydı” diyor arkadaşlar söz birliği etmişçesine. Hatta arkası kayalık olan yerlere bile 5 metre yüksekliğinde taş istinat duvarları yapılmış.

     Kayak merkezi projesi elbette güzel bir turizm yatırımı. Ancak yakında bulunan göletin etrafı taş duvarlarla çevrilince çevrenin doğal güzelliği de büyük oranda bozulmuş. Çambaşı’na çıkan yolun etrafındaki yüksek beton duvarlar da, ne söyleyeyim,  hiç yakışmamış zamanında piknikler yaptığımız çevreye maalesef.

    Ve Çambaşı’na varış. Günün Pazar olması ve havaların çok güzel olması nedeniyle bir canlılık var etrafta. Çarşıda birkaç saat gezinti, yemek ve peynir, pestil v.s alışverişten sonra Yeşilce istikametine devam. Bir Canikli olarak Melet diyarlarını ziyaret var şimdi de planda.

      Çambaşı- Yeşilce- Mesudiye yolu nisbeten daha güzel. Etrafta harika manzaralar ve obalar var. Ancak buralar da boşalmış.  Bura obalarında oturanlar da çok az. Terk edilmiş durumda.  Yeşilce kendisine has yapıları ve temiz görüntüsüyle farklı bir yerleşim yeri. Ordu kültüründe özel bir yeri var. Kahvede oturan yaşlı ve emekli yöre halkı bizi misafirperverlikle karşıladı. Çay ısmarladılar. Fırında GOLİT yapan yöre kadınlarının işlettiği fırından ekmek, kesme makarna aldık. Tertemiz yüzleri ve içten davranışlarıyla Yeşilce halkı gerçekten övgüye değer insanlar. Evleri sivil mimarin özel bir örneği.

Ancak kapanan yüksek okul ve öğrenci yurdu kendilerini biraz üzmüş. Nüfus da epey azalmış göç nedeniyle ister istemez.

     Mesudiye’ye devam ediyoruz. Yol boyu eski yerleşim yerlerini ve kaya mezarlarını görüyoruz uzaktan. Mesudiye de epey göç vermiş son 30-40 yılda. 60’lı yıllarda 40 bin olan nüfusu bugünlerde 15 binlere inmiş. Ancak “Melet”liler memleketlerine düşkün insanlar. Uzaktan da olsa memleketlerine sahip çıkıyorlar ve özellikle dernekleşerek kendi kültür ve geleneklerini yaşatmaya devam ediyorlar.  Kendi coğrafyalarından kopmadan memleketleriyle bağlarını devam ettirmeye gayret ediyorlar her zaman. Mesudiye Pazar olması nedeniyle adeta terk edilmiş bir kasaba hüviyetindeydi.

     Vakit epey ilerlediğinden köyümüze Gölköy-Gürgentepe-Ulubey güzergâhından dönüşe karar verdik. Bu nedenle inşaatı devam eden Dereyolunu ve tünelleri göremedik. Ancak uzaktan da olsa barajı ve devam eden yol çalışmalarının bir kısmını gördük. Allah oralarda çalışanlara kolaylık versin. Gerçekten zor şartlarda ve zorlu doğa ve coğrafi koşullarda görev yapıyorlar. Tüm yol güzergahında 30’a yakın tünel, viyadük ve köprü var. Proje bittiğinde 120 Km.lik Mesudiye yolu 90 kilometreye, 3 saatlik yol 1saat 15 dakikaya düşecek. 10 yıldan fazladır bekliyoruz projenin bitmesini. Yetkililer 2018 yılında üçüncü etabın da biterek Karadeniz’i Akdeniz’i bağlayacak olan bu asırlık projenin hayata geçeceğini söylüyorlar, biz de inşallah diyoruz.

       Dönüş güzergahında Gölköy yolunu takiben Melet Vadisi boyunca ormanlık alanda gördüğümüz sis ve dumanın nedenini bir türlü anlayamadık.  Vadide çöp mü yakılıyordu, orman yangını mı vardı? Yoksa başka bir şey mi?  Bir bilen varsa söylesin ama doğrusunu söylemek gerekirse, o güzelim tabiatın görüntüsü ve havası ancak bu kadar hoyratça kirletilebilirdi.

        Son olarak Sayacabaşı’nda çay molası verdiğimizde artık hava kararmıştı. Ulubey üzerinden Akpınar’ımıza geldiğimize hepimizin üzerinde tatlı bir yorgunluk vardı ama doğrusu yaptığımız gezi hem nostaljik olarak bizleri mutlu etmiş, hem de çocukluğu birlikte geçmiş arkadaşlar olarak bir araya gelmek bizi ayrıca sevindirmişti. Tekrar daha kalabalık olarak başka bir gezide buluşmak üzere vedalaşıp Kadıllı’daki evlerimize dağıldığımızda mahallemizin tam ortasından geçen eski yayla yoluna bakarak biraz hüzünlenmedik de değil hani.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.