Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Özcan GÜRSOY

Özcan GÜRSOY

YAYLA YOLLARINDA BİRGÜN (2)

  Geçen haftaki yazımda, bir grup arkadaşla Çambaşı- Yeşilce – Mesudiye üzerinden yaptığımız bir hafta sonu yayla turu vesilesiyle izlenimlerimi sizlerle paylaşmıştım biliyorsunuz. Turumuzda uğradığımız Keyfalan ve Ulugöl yaylaları ile ilgili olan izlenimlerimi sizlerle paylaşmayı ise bu haftaya bıraktım.

      Mesudiye’den ayrıldıktan sonra Sivas yoluna dönerek ilerliyoruz. Mesudiye’den sonra Keyfalan Yaylasına 20 km yolumuz var. Yol boyunca etrafta bol miktarda çam ağacından oluşan ormanlık alanlar görüyoruz. Bu ormanlık alanların içerisinde bazı yerlerde kesilmiş bol miktarda ağaçlar ve açılmış alanlar var. Ağaçlar kesilmiş, ormanlar tahrip edilmiş, ancak yerlerine de yeni ağaçlar dikilmemiş. Hani çoğu yerlerde gördüğümüz şu hatıra ormanı olarak dikilen ağaçlar var ya,  onlardan buralara da gayet güzel yapılabilir. Arkadaşlar iniyoruz araçtan ve bir süre etrafa dağılıyoruz. Bazılarımız temiz hava, bol oksijen ve yeşil alan görünce başlıyor koşmaya çocuklar gibi. İnsanların buralarda piknik yaptıklarını etrafta gördüğümüz bir sürü çöp, kola ve bira şişesi ile yakılan ateş yerlerinden anlıyoruz. İnsanlar nasıl bu kadar sorumsuz olabilir, anlamak mümkün değil. Doğrusu buralar kontrol altına alınarak insanlar tarafından kirletilmeden, yine spor, piknik ve gezinti maksadıyla kullanılabilir. Büyükşehir mi yoksa Mesudiye İlçe Belediyesi sorumluluğunda mıdır bilmiyorum ama bu güzel ormanlık alanlarımızın bu kadar hoyratça kullanılmasının önlenmesi ve kontrol altına alınması gerektiğini söylemek gerekiyor.

      Keyfalan yolu üzerinde bulunan Ulugöl yaylasından geçiyoruz. Burası doğal bir gölün etrafında kurulmuş ahşap evlerden oluşan bir yayla. Bir yayladan ziyade güzel bir Anadolu köyü görünümünde. Bu haliyle bir yayla denebilir mi bilmiyorum ama şirin bir yer. Bazı evler yıkılmış, sanki savaş görmüş gibi. Belli ki epeydir köyüne, evine uğramayan çok insan var burada. Bazı evler iki katlı ahşap. Bir arkadaş bu evlerin alt katlarının ahır olduğunu, hayvanların verdiği sıcaklıkla üst katta oturan insanların ısınma ihtiyacının da karşılandığını söylüyor. Zaten bu sistem Anadolu’nun çoğu köylerinde de mevcut. Ancak etrafta beton yapılaşmalar da var ki bu görüntü maalesef Ulugöl’ün o tipik yayla görüntüsünü bozmuş ne yazık ki. Her yerde gördüğümüz  gibi bu gidişle burasının da yıllar sonra o doğal güzellikleriyle anılan bir yayla olmaktan çıkacağını söylemek şimdiden mümkün.

     Keyfalan’a girişte çok geniş bir alan görüyoruz öncelikle. Hemen bir ön bilgi bilgi sahibi olmak için internete giriyorum ve burasının Kara Tepe denilen bir tepenin eteğinde çam ormanları içerisinde kurulmuş, geniş çimlerle kaplı otlakların bulunduğu birkaç obadan oluşan bir yayla olduğunu, yüksekliğinin 1200 metre olduğunu,  büyük bir bölümünün Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından av koruma ve üretme sahası olarak koruma altına alındığını, havasının ve suyunun çok temiz olmasından dolayı verem, iştahsızlık ve baş ağrısı gibi hastalıklara iyi geldiğini, 1995 yılında da Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edildiğini öğreniyorum.

     Düz ve geniş yeşil alanlarıyla doğa yürüyüşü, spor ve  piknik yapmaya  müsait bir ortam. İş adamlarımıza tavsiyemiz buralara sporcular için güzel tesisler yapmaları. Girişten biraz ilerde birde oteli mevcut.  Zaman zaman sporcuların buralarda kamp yaptıklarını biliyoruz ama Keyfalan tesis olarak bu haliyle yetersiz.  İyi bir tanıtımla bu bölge gerek yurt içi gerekse yurt dışı sporcular için kamp yeri olarak daha geniş anlamda kullanılabilir.

     Bir tepenin eteğindeki evler birbirlerine çok yakın konumda. Evleri ahşap ve saçtan çatılı. Bazı evlerde saçları evlerin duvarlarına da çekmişler. Evler adeta bitişik nizamda yapılmış. Çoğu yaylalarda evler birbirlerinden dağınık olduğu halde burada bitişik yapılması burayı bir kasaba hüviyetine sokmuş.  Etraf alabildiğince geniş ve hayvancılık için müsait otlaklarla dolu. Evlerde hayvansal ve doğal ürünlerin de satıldığını öğreniyoruz

          Ayrılmadan önce tertemiz ,pırıl pırıl ve soğuk suyu olan bir çeşmenin başında kavun molası veriyoruz arkadaşlarla..Minibüse binip ayrıldığımızda  Çambaşı, Yeşilce, Ulugöl’den sonra Keyfalan’dan da büyük bir keyif almış olarak dönerken buraya neden “Keyfalan” dediklerini de anlıyoruz böylece.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.