Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

Avrupa'da ırkçılık hortladı

Ülkelerinde milyonlarca yabancı barındıran Avrupa'da aşırı sağcı partilerin seçimlerde aldığı oy oranı ve meclislerdeki temsil yetkisi, yabancı karşıtı görüşleri giderek güçlendirerek endişe verici boyutlara ulaştırdı. Kimi zaman pasif kimi zaman da aktif bir kimliğe bürünen 'ırkçılık' son dönemde çok revaçta. Minare yasağını savunandan, yabancı göçmen yasağına kadar birçok konuda politik kazanç sağlamayı güden siyasi partiler Avrupa Birliği’nin bütünlüğüne ''dinamik koyuyor''. Bugün kıta dışından farklı din, dil ve ırktan milyonlarca insanın çeşitli gerekçelerle göç ettiği Avrupa'da, bu göç dalgaları yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamaz. Bu zorlu süreci tetikleyen savaşlar da, zemin hazırlayıcı bir rol üstlenmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın korkunç izlerinin silinmek istenmesi aşırı sağ partileri bir süre için geri plana itmişti, ancak 1960’da göçmenlerin iş aramak maksadıyla Avrupa’ya gelmeye başlamaları, aşırı sağ partilerin dünya sisteminde yeniden etkin bir rol almasına sebep olmuştur. Gelinen nokta da, sinir krizindeki Avrupa’da baş gösteren ekonomik sorunların kaynağı olarak görülen göçmenler, aşırı sağ partiler için artık gerekli bir bahanedir.

Siyasal ve toplumsal düzeyde başlayan dışlayıcı ve ayrımcı yasaklar, şiddete dönük eylemleri de ortaya çıkarmıştır. Örneğin; Almanya’da 2015 yılında Müslümanlara yönelik 155 saldırının gerçekleşmesi özü itibarıyla nefrete dayanan dışlayıcı uygulamadır.  Korku, ihmal ve gerek görmeme gibi farklı sebeplerle bildirilmeyen, haberleştirilmeyen birçok ırkçı saldırı yaşandığı tahmin ediliyor. Göçmen ve mülteci azınlıklara yönelik katlanarak devam eden popülist siyaset, derinde endişe uyandırıyor. Bu tehlikeli eğilimi durdurmak ve kapsayıcı toplumlar oluşturmak, henüz tam olarak ırk ayrımcılığına karşı denetim kanunlarını işletemeyen Batı'lı politikacıların elinde.

Gittikçe artan kundaklama ve şiddet olayları Almanya ve Birlik üyesi ülkelerdeki toplumsal barış için önemli bir risk oluşturuyor. Yabancılarla sosyal ilişkilerde yaşanmış geçmiş temelli kötü tecrübeler ve kültürel farklılığı yorumlamadaki tutumlar yabancı ayrımcılığında ön plana çıkıyor. Neo-Nazizm yükselişi, yabancı düşmanlığının tavan yapması, değişik dinden insanlara karşı hoşgörüsüzlük AB'nin lokomotif ülkesinde toplumsal barışı tehdit eden ve demokratik değerleri ayaklar altına alan en önemli sorunlar. Berlin hükümeti, kafasını kuma gömmeyi bırakıp bu sorunların üzerine eğilmez ve şiddet yanlısı gruplara, terör örgütlerine kucak açmaktan vazgeçmezse, yakın gelecekte devasa sorunlara dönüşebilir. Düşündürücü olan da zaten budur. Bu kavga daha da büyüyecek. Anlaşılıyor.

Kuşkusuz Avrupa'dan bahsederken herkesin ırkçı olduğu anlamı çıkarılmamalıdır. Meselenin farkında olan küçümsenmeyecek bir kitle mevcuttur. Fakat onlar şimdilik bu olumsuz gidişatı engelleyebilecek güçte değiller. Burada önemli olan, bu insanlık ayıbı ve akımına karşı birlikte mücadele etmeleridir.

*

Az ağlıyoruz. Dünya bu yüzden çok kirli...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?