• dolar dolar 3.8149
  • euro euro 4.0656
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE KOLTUK

Arkeolojik kazılar sayesinde, Mısır ve Çin kültüründe karşımıza çıkan ilk koltuklar günümüzdeki gibi oturmak için tasarlanmamıştı. Koltuğun yaygın olarak kullanıma girmesi 16. asra denk gelir. Yeryüzündeki her türlü savaşın sebebi olan koltuk, siyasete girdiğinden beri örümceğin tel tel ördüğü ağ gibi sardı dünyayı,  mıknatısla çekilen bozuk para gibi düşürdü insanları kucağına. Yerküredeki kötülüklerin 'anası' oldu. Kalpler toza bulanmış karanlığa döndü, biraz 'ertesi gün' gibi kaldı insanlar, eksik, hırçın, asabi...

Koltuk girdabına kapılan Ademoğlunun hali bala düşen sineğe benziyor.Dolmuştaki dörtlü koltuklara bile beş kişi oturmaya çalışan matematiği kıtlar var. Bu 'koltuk aşkı' da nedir böyle?  Anne karnına sığarken, dünyaya neden sığamadığını ve sonunda iki metrekarecik yere sığacağını düşünmeli insan. Bazı insanlar, bazen insanlardır. Öyle ki; ceketin bile astarı varken ceket kadar yüzü olmayan bazılarının taht dediği şey, aslında tahtadan yapılma tuzaktır. Konduğu yeri başköşe sanır ama kapıda kalakalmıştır. Çünkü kişiliğini makamından alanlar, makamdan sonra kişiliksiz kalırlar.

Yere düşmeye hazırlanan yağmur damlası, dilinin ucuna gelmiş ilanı aşk  yahut gerçekleşmek için bekleyen son dilek gibi evvela hak edeceksin.Bir fotoğrafa yaklaşınca görüntü kalitesi bozulur ya, işte bazı insanları tanıyıp yaklaşınca da öyle oluyor. Kendini ulaşılmaz dağlarda kar sanan, bir gün mutlaka çamurlu su olarak ayaklar altına sızar. Isırgan otundan yapılmış bir elbisedir koltuk; her yerine batar, canını yakar.  

Mesele oturacak yeri değil, kalacak yeri olmalı insanın, bir kalbin ve duanın içinde. Yoksa bir koltuk için ruhu ve bedeni hırpalamaya değmez. Ne koltuk kalıcı, ne de ömür. Aklınızda bulunsun, her cümle mutlaka noktayla sonuçlanacak ve ne kadar yüksekte durursan dur, ölümsüzlükle ödüllendirilmedi kimse.                    

Perdenin aralığından gözlediğim, bir şenlik ateşinin çukuru gibi içi timsah  dolu bir bataklıktır dünya, hayat da nihayetinde timsaha yem olacak kuzguni bir gelincikten başkası değil. Gözü midesinden büyükler ey!  Koltuğu sırtından indirince daha hızlı koşarsın, bak kuşlara...

*

Gökten üç elma düştü; Birisi bu yazıyı dizip koşanın başına. Birisi okuyana,  öbürü de paylaşıp çoğaltana...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.