Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı

İnsanoğluna iki yuvarlak organ verildi, biri oturmak diğeri düşünmek için. Başarınız, hangisini daha fazla kullanacağınıza bağlı. Herkesin her şeyin uzmanı olduğu memleketimizde 'Bilmiyorum' ifadesi, çoğu kez bizi küçülteceğini, itibarımızı baltalayacağını, gelişmemizi engelleyeceğini düşündüğümüz 'ayıplı' bir kelime gibidir. Oysa bu itiraf bizi hür kılar, güçlendirir, korkularımızdan kurtarabilir. İnsanlar her şeyi bilemez, herkes sayısız konuda bilgisiz yaşar ve ölür. Yanlış numarayı arasak bile 'görüşürüz' diyerek kapatan enteresan bir milletiz. Herkesin her konuya söyleyecekleri var. Deprem olur, bi bakarsın ortalık depremciden geçilmez. Her dört Türk'ten beşinin futbol uzmanı olduğu Türkiye'de, spor programlarında gökteki yıldızların adedince 'uzman' olması şaşırtmasın sizi. Otur berber koltuğuna adam sana Orduspor’un Şampiyonlar Liginde nasıl final oynayacağını sakal tıraşın bitmeden anlatsın. Adam ömründe yan şehirden öte geçmemiştir ama, dünyanın kurtuluşunu ayaküstü sana brifing verir. Mesela altmışlı yaşlarda eklemleri ağrıyan her teyze meteoroloji mühendisidir. Uzmanlaşma, o kadar genişlemiş, her yana yayılmış ki; artık her şeyin kendine has bir "uzmanı" var. Televizyon ekranları, pantolon cebinde unutulup sonradan bulunuveren banknot gibi fışkıran "uzman" kaynıyor. Uzmanlığın bu kadar prim yaptığı başka bir ülke yoktur herhalde. Seçimle beraber anketçilerin mevsimi de sinsice yaklaşır. Arada sel baskını, artçı deprem konuları gündeme gelirse onlarla alakalı da yedekler mevcut. Yazın “güneş çarpmasına” karşı alınacak tedbirleri sıralayan biri, kışın şeker hastalarına tavsiyeler sunan “Sağlıkçı” olarak karşımıza çıkabiliyor. Manav biliyorum, suda eriyen bir aspirinin erime süresinde dış politikadan analize girip, askeri konulardan çıkıp gider. Kadın sunucu, programına çağırdığı uzmandan daha fazla yorum yapar. Çok da yadırgamıyorum bu durumu aslında, her şeyi en iyi bilen değil, yaptığı işi en iyi bilenlerin bir araya gelmediği ülke burası. Aslında yanılıyoruz, ilmin en büyük düşmanı bilgisizlik değil, bildiğini zannetmektir. Bilenle tartışabilirsin ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır. Çünkü, bazı kafalardaki boşluk uzayda yok! İlk defa duyduğumuz bir adres sorulsa bile ister itibar kaybı, ister mahcubiyet deyin biz biliriz! Aslında çok şey bilmene gerek yok. Haddini bil yeter! Oysa karışıklığı önleyen ''Bilmiyorum'' ifadesi çok kıymetlidir. 23 Nisan'da mahsusçuktan makam koltuğuna oturtulan çocuğun bile ağzından çıkmayacak basitlikleri ortaya atıp giden cahille girme münakaşaya, ya sinirini zıplatır tavana, yahut yazık olur adabına!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.