Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

BOSNA HERSEK

Saraybosna... Bir silah sesiyle başı yavaşça yere düştü genç adamın. Kahve çekirdeği gözleri yarı açık. Gözleri gülümsüyor muydu ne? Aklın yetmeyeceği ne dramlara şahitti bu koyu gözler. Miljacka Nehri'ne benziyordu gözleri. Miljacka gibi kahve, Bosna kadar yalnız. Oysa neler gömüştü bu gözler. Babasının tabutuydu ilk gördüğü şey. Barbar Batı, beden ve ruhları dilimlerken, Dünya sağır, kör ve dilsizdi Bosna'da...  Yakın gibi uzaklar, uzak gibi yakınlar var. Mesafesiz yollar, yolsuz mesafeler var. Sessizlik gibi sözler, söz gibi sessizlikler ülkesindeyiz. 1992-95 yıllarında, eski Yugoslavya'nın dağılma sürecinde, insanlığın yüzünü kızartacak dehşetli   acıların yaşandığı topraklardayız. Türkiye’den düzenlenen Balkan turlarının önemli bir gezi durağı; Saraybosna (Boşnakça Sarajevo), Dinar Alpleri ile çevrili vadi içerisinde Miljacka Nehri'nin çevresinde kurulmuştur. Yaklaşık beş yüz bin nüfuslu başkentin en gözde merkezi 'Stari Grad' yani Eski Şehir'dir. Kirli savaşta, Sırp yoğun saldırı ateşine maruz kalmasına rağmen hala dimdik ayakta kalabilen tarihi Başçarşı şehrin kalbinin attığı nezih mekan. Güvercinlerin mekan seçtiği, Sebil Çeşmesi ile başlayan, daracık renkli sokaklarla devam eden çarşıda dolaşırken sıradan bir    Anadolu kasabasında yürüdüğünüz hissine kapılacaksınız. Batı ve doğu arasındaki seyahatlerde yolcuların barınma ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılayan elli civarında han bulunmaktaydı. Günümüze kadar ulaşan tek han olan Morica Han aynı zamanda Türklerin de en çok takıldığı yer. Uzunluğu yaklaşık 250, genişliği on adım ve orta yeri iki eşit teras biçiminde genişleyen Drina köprüsünün sol kıyısında genellikle Hıristiyanlar sağ tarafında Müslümanlar yaşarlar. 1992'deki soykırıma kadar, uzun bir dönem üç semavi dinin bir arada yaşadığı, din, dil ve ırk zenginliği de bulanan şirin bir şehirdi. Dağların, ormanların ve geçmişin izlerini sunan yapıların anlatacakları daha bitmemiş. Türklerin yoğun ilgiyle karşılandığı, boynu bükük Saraybosna'da, savaşın tüm yaralarını bünyesinde barındıran, 30 ay boyunca, binlerce kişinin hayatta kalmasını sağlayan Umut Tüneli gönüllülerce kazılmış; ilaç, yaralı, gıda malzemesi taşınmasına hizmet etmiş. 19. yüzyıl Endülüs mimarisi eseri ihtişamlı kütüphane binası eski el yazması önemli eserlerin de bulunduğu yaklaşık 6 milyon kitap ve arşiv belgeleriyle “ülkenin hafızası” konumunda. Şehrin iki ucu var: Başçarşı ve Ilıca. İki ucu birleştiren iki de ana cadde. Araçlar ve tramvay tek yön ilerliyor. Yakından tanımak bakımından her köşesi farklı tat, doku ve kültür yumağı kenti yürüyerek keşfetmelisiniz. Üzüntü, yağmurdan önceki ve sonraki zamana benzer Bosna'da. Yağmurdan sonra çiçekler ve meyveler, güller ve narlar açar. Güneş, 'papatya'   saçlı hüzünlü kadınların gülüşünde saklanmıştı, Vrelo Bosna parkında. Çiçek desenli terliklerinin deliklerinden su dolan kadınların... Masumiyet: Küçük bir çocuğunun katliamdan önce annesine sorduğu soruda saklıydı. ''Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?''

*

Siz hiç yıldızlara atlamak istediniz mi? Görülecek kadar yakın, dokunulacak kadar uzaktır gökyüzü, kuzeyde. Arkası haftaya!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.