Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

BÜYÜK KÖY!

Eğer, araçların park etme hürriyeti, insanların kaldırımda yürüme hürriyetinin önüne geçiyorsa; Eğer, insanlar doğup büyüdüğü çevreyi hiçe sayıyor, zehirli dumanların,  kirli suların ömrü kısaltmasını umursamıyorsa; Eğer, motorlu taşıt sürücüleri, demir kapının paslı sesi gibi, trafikte lüzumsuz yere çaldığı kornalarla kenti 'lunaparka' çevirmişse; Eğer, sokak araları, tam gaz düğün şenlik kutlamalarıyla 'türkü bara' dönmüş, cinnetten bir köşe gibi duruyorsa;  Eğer, kuş seslerinden bir yastık arayan bebeklerin rüyalarını, asker uğurlama konvoylarının çığlıkları bölüyorsa; Eğer, idareciler gürültü kirliliğinin, işitme yeteneğine, sinir sistemine neden olduğu zararlara sert tedbirler almıyorsa; Eğer, yoksullar öksüz bir martı gibi hıçkıran kentin gri rengi içinde gökkuşağını arıyorsa, eğer, vatandaşlar araç aralarında zıplayan, ilkel toplu ulaşım araçlarıyla seyahat ediyorsa,                                                                                

Eğer, kent ekonomisi uçurum kenarında gözü bağlı yürüyorsa; Eğer, zavallı kostümle dilenen merhamet avcıları ve dar kaldırımlara taht kuran işportacılar kentin her noktasında cirit atıyorsa; Eğer, yaşadığınız yer ülkenin depresyon listesinde en üst sıralara yerleşmişse, Eğer, şiirler tam değilse, denizin dokunuşu olmaksızın ve limansız deniz bir kedinin yere yuvarlanışı gibi hırıltıyla bekliyorsa; Eğer, özgürlüğü kanatlarıyla gökyüzüne çizen martılar bile sesini bırakmadan şehri terk etmişse; Eğer, yüzüne 'sonbahar' düşmüş işsiz gençlerin hayalleri, gözleri bağlı şekilde idam mangasının karşısında vurulmayı bekler gibi duruyorsa! Eğer, hayattayken bir otopsi yapılsa aslında yaşamadığı ortaya çıkacak pek çok insanla beraber yaşıyorsak; Eğer, emekliler başı yukarı doğru kaldırarak yağmurun damlalarından birini yakalayabilmek için dudakları aralık tutar gibi duruyorsa; Eğer, bir yer neyin nereye konulduğu belirsiz bir tavan arası gibi karışıksa, Eğer, şehre yolu düşenlerin adımları kentin hafızası bir müze salonuna gitmiyorsa, güneşin sahipsiz portakal gibi nehre düştüğü saatlerde gözlerinin önünden zümrüt bir ırmak geçmiyorsa,  

Birbirine yaslanan metruk binalar arasında, yılankavi caddelerde, araç konvoyu parklarıyla bir Afrika kasabasında yürüyor hissine kapılıyorsa insanlar, yere dökülmüş  kahve birikintisine düşüp boğulmak gibidir orası. O yer; hayali Paris, hayatı Bangladeş'tir. Orada 'büyük' şehir Dede Korkut masalıdır.                         

Uzun sözü, meramını anlatamayan söyler, kısa olsun meramımız anlaşılsın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.