Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

''BYE BYE TÜRKÇE''

Havalar ısındığında boş vaktiniz varsa, İsmetpaşa Caddesinden yürüyüşe başlayın, Sırrıpaşa'dan geçerek nihayet Fidangör'de tamamlayın. Dünyada en çok konuşulan beşinci dil olan, ana sütü kadar duru, temiz dilimiz Türkçenin zenginliğinin Ordu'da tabela ve markalara yansımadığını, yeni yabancı dilimizin Türkçe (!) olduğunu, içiniz kıyılarak gözlemleyeceksiniz. 

Lokantadan konfeksiyoncuya, berberinden manava kadar neredeyse yarısı                   yabancı isim istilasına uğramış. Her gün hırpalanan Türkçemizin yabancı isim                   takma çılgınlığına kurban edilmesini içimize sindiremiyoruz. “Burası Ordu mu birader?!” diye insan sormadan edemiyor. Nedir bu batı hayranlığı? Ticari kaygı mı, özenti mi? Ya da Türkçe kelimeler parlaklığını mı yitirdi? 

Bir iletişim aracı olarak dil ulusların ses bayrağıdır. Aziz Türk Milletini asırlardır tasfiye etmeye uğraşan haçlılar bu çirkin emeline ulaşamayınca, bu sefer dilimize karma kelimeler sokup kirletme hareketine girişmiştir. Lisan, geçmiş ile gelecek arası sağlam bir köprü olmanın, kendi köklerine güvenmenin gereğidir. Bu yüzden millî birlik ve beraberliğimizin en temel unsurlarından Türkçenin korunmasına ilişkin bir kanun çıkarılması temenniden öteye giden tedbir şart.

Türkçe isimlerin yeterince ‘havalı’ olmadığı görüşü yaygınken, yabancı marka kullanımının sonu nereye varacak diye merak etmeyi bırakıp, tabela seçimlerinde yabancı adlar konulmasının önüne geçilmesi hususunda yerel yönetimler ciddi adımlar atmalıdır. Çare ne? Akla ilk gelen; belediyelerin işyerlerine misli oranda ağır vergi tahakkuk ettirmesi, ismin tescilini engellemesi uyduruk kelime salgınına etkin bir çözüm olabilir. Bu işi kendine dert edinen başkanlar, yabancı dil travması daha fazla katmerleşmeden levha vergilerini tespit ve takdir yetkisini uygulamaya koymalıdır. 

Güzelim Türkçemize  yabancı sözcükler katmak, sömürge bir ülke izlenimi vermek değil de nedir? Türkçe, ağzımızda annemizin sütüdür, bu nedenle toplumsal bir çabayla, her türlü siyasi kaygıların üzerinde milli bir dil politikası geliştirilmelidir. Türkçemiz parmak izimizdir. Ordu'da yabancı tabela istemiyoruz. En sağlam direniş: Batı dillerinin hücumuna karşı Türkçeyi temiz tutmaktır. El diliyle yar-yurt sevilmez. Türkçe sevilir... Türkçemizi koruyalım efendim! 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.