Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

Ders saatleri düşürülsün

 

Okulların işgünü sayısı oldukça önemli bir konu. Dünya ülkelerinde 1 ders süresi ortalama 30 dakika iken günlük 8 dersin bir güne sığdırıldığı Türkiye'de ise 40-45 dakika. Yerli yersiz sınav sistemini değiştiren MEB, etkin öğretim ve öğrencinin derse motivasyon kaybı nedeniyle ders sürelerini 25 dakikaya kısaltmalıdır. Derslik sayısının makul seviyede tutulması kadar ders süresinin de dengeli biçimde olması kaliteli eğitimin unsurlarındandır.

Dünya eğitim liginde Türkiye'nin sıralamadaki yeri, nitelik ve nicelik olarak son sıralarda yer almaktadır. Üniversite giriş sınavları eğitim sisteminin aynasıdır. Türkiye’de 720 saat ders veriliyor olması kendi başına fazla bir anlam içermiyor. Önemli olan o saatlerin ne ölçüde verimli geçtiğidir. Ders saatlerinin fazlalığı ile eğitimin niteliği arasında doğrusal bir ilişki kurmak mümkün değil. Türkiye’de çeşitli nedenlerle ders saatleri ziyan oluyor. Birincisi, öğrenci ve öğretmen devamsızlığıdır. İkincisi ise, öğretmenlerimizin ders saatinin önemli bir bölümünü sınıf düzeni sağlamakla geçirmesi. Mesleki ve hizmet içi eğitimle öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri geliştirilse bu sorun tamamen ortadan kalkacaktır.

Neden gelişmiş ülkeler ile bizim eğitim sistemi arasında bu kadar fark var? Niçin bilim insanları hep onlardan çıkıyor? Her şeyin cevabı sistemsizlikte! 'En başarılı öğretmen en çok ödev verendir' anlayışının hala hüküm sürdüğü yurdumuzda rekabetçi ve ezberciliğe dayalı bir eğitim uygulanırken, gelişmiş ülkelerde düşünmeye dayalı eğitim verilir. Öğrenmenin yeri okul görüldüğünden öğrenciye asla ödev verilmez. Bu yüzden oralarda akşamları çocuğunun proje ödevinde kartona boncuk dizen veli yok. Amaç dersi derste öğrenmek olduğundan ders kitapları bile nadiren kullanılır. Örnek; düşük maliyetler, kısa okul saatleri, yüksek akademik başarılarla ünlenen, eğlenerek öğrenmeyi birleştiren Fin eğitim sistemi hala eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyor. Finlandiya ülkesinde öğretmenlerin öğrenciler üzerinde baskısı yok. Türkiye'de ise durum tam tersi. Gene Finlandiya'da günlük 4 saat ders görülüyorken, Türkiye'de ise aldı başını gidiyor! Orada sınav yok. Türkiye'de 'sınav stresi' denilen hastalık ismi bile var. Orada lavabo her sınıfta var. Bu sayede lavabolar tertemiz. Türkiye'dekilerin perişan halini zaten hepimiz biliyoruz. Uzatmaya hiç gerek yok. Bu ülkelerdeki öğretim programları ve ders kitaplarının hazırlanma, geliştirme ve uygulanmasına yönelik inceleme ve araştırması niçin yapılmıyor? Mesela günlük hayatta hiç bir işe yaramayan, öğrencilerin kabiliyet ve becerilerini artırmayı desteklemeyen lüzumsuz dersler kaldırılsın. Ders konu ve bilgileri kökten yenilensin. Sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant gibi üçgende trigonometrik fonksiyonları anlatan abartılı matematik problemlerinin hayatta hangi soruna çözüm getirdiğini söyleyecek var mı? Kaldır at!

Bu ülkenin çocuklarının yarısının psikolojisi ailesinden, diğer yarısının eğitim sisteminden dolayı bozuk. Çocuklara yazmayı öğrettiler, okumayı da ama, neyi okuyacaklarını öğretmediler. Her genç 'meşalenin' Türkiye'yi aydınlatması rekabetle değil, işbirliği ve eşitliğe önem verilmesiyle mümkün. Milli Eğitim´in, yeniden yapılanması konusundaki birikmiş arzular, bir başka bahara ertelenmeden, bu kadim ülkenin geleceğine dahil edilmeli.

*

Yara mı, çare mi bilmiyorum, ama eğitim sistemi değişmeli…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?