Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

GÜNEY AFRİKA

17 Mart 2009, Cape Town... Türkiye ile aynı saat diliminde bulunmasına karşın ters iklimleri yaşayan  ülkeye on saatlik uçuşla varıp, havaalanından şehir merkezine giderken, ağaçların tozlu yapraklarını, kayalar üzerinde durup soluyan kertenkeleleri, kirli su birikintilerinde cam kırıklarını, eski pabuç naaşlarını seyrederken ruha bıkkınlık veren fakirliği tecrübe ediyoruz. Uçmaması için çatısında kamyon lastiği duran perişan teneke evlerde 'sürüngen' hayat süren kenar mahallelerden geçip kapıları sıkı sıkıya kilitli, görevlinin bile resepsiyonda kafes arkasında tedirgin durduğu bir otele geliyoruz.

Bir an korku filmi setinde hissine kapılıyoruz. Dışarıya adım atar atmaz, kaldırımda öbek öbek oturan zencilerin içeriden çıkanları çitanın ceylanı gözlerinin 'bıçağıyla' kestiği bir 'orman'dayız. Ellerinde eski tip tüfeklerle yollarda nöbet tutan onlu yaşlardaki 'güvenlikçilere' dikilen gözlerimizin gördüğü en tehlikeli şehir. Türkiye'nin fakiri çöpü karıştırarak karnını doyurabilir ama, Afrika'da çöpte bile yemek yok! Nüfusun çoğunluğunu oluşturan siyahlarla beyazlar birbirlerini mümkünse görmeden yaşarlar. Hayatları ayrı, ülkeleri aynidir. Barbar Batı'nın, yerli geleneklerini, yaşam tarzlarını, inançlarını bozmasına binlerce defa şahit olabileceğiniz zıtlar ülkesi Afrika’da elektrikli tellerle çevrili inanılmaz güvenlik tedbirleriyle donatılmış malikanelerde sefa süren kibirli beyazlara her yerde rastlayabilirsiniz. Koloni döneminden kalma binaların çoğunun dış yüzeyinde 'Davetsiz misafirler silahla karşılanır!' gibi uygunsuz yazılar gözümüze ilişiyor. İşgalci Hollanda'ya ait Doğu Hindistan kolonisinden getirilen 6.000 köleye barınak amacıyla 1679'de inşa ettiği, 1810'da İngilizlerin köle ticaretinde hükümet binası kullandığı ihtişamlı yapı günümüzde ülkenin tarihine ışık tutan bir müzedir. 1086 metre yüksekliğindeki tepesi dümdüz Masa Dağına 360 derece dönebilen, kabinleri altmış beş kişi kapasiteli teleferikle çıktık. Üç kilometrelik düzlük tavşan, keklik, sincap, geyik, maymun, kirpilerin barındığı bir milli parktır. Bulutların, dik yamaçlar boyunca süzülüp, üstünüzden geçtiği dağın diğer yanında Şeytan Zirvesi, Aslan Başı noktaları ve Mandela’nın 27 sene hapis yattığı Roben Adası, geçmişin simgesi ve geleceğin umut feneri gibi dimdik durmaktadır. Okyanusun ayaklar altında serilen kilim gibi uzandığı şehirde para da tamamen renge göre ayrılmış vaziyette. Waterfront, batılı giyim tarzıyla, farklı deniz ürünlerinin tadına bakabileceğiniz pahalı lokantalar, dünyaca ünlü markaların ürünlerinin satıldığı ultra lüks alışveriş merkezi, dev akvaryum ve eğlence adına arayabileceğiniz bir çok şeyi bir arada bulabileceğiniz bir liman bölgesi. Sokak çalgıcıları eşliğinde yemek yerken, geç saatlere kadar komik kostümlerle dans eden yerlileri izleyebilirsiniz. Sıralı villalarla dolu Clifton sahil şeridindeki plajda gününü su sporları yaparak geçiren, kahkahaları martı çığlıklarına karışan şımarık İngilizler'in 17. yüzyılda Malezya'dan topladığı köleleri yerleştirdiği, Bo-Kaap bölgesi Müslüman nüfusun en yoğun yaşadığı yer. Ucuz fiyata yarı değerli taşların satıldığı Simon’s Town kasabasından geçerek yol güzergahındaki, kumsalda güneşlenen, yuvarlanan penguen ülkesi! Boulders kıyısına ulaşıyoruz. Şirin hayvanlara dokunmak kesinlikle yasak ama, karış mesafesinde yaklaşıp görüntü alabilir, ahşap yürüme parkuru boyunca turlayabilirsiniz. Penguenleri bırakıp, hızla denizden çıkıp, kayalıklara tırmanmaya çalışırken suya düşen False Körfezi'ndeki fok adasına gidiyoruz. Kıtanın en ucuna kadar inmişken, Ümit Burnu'nu görmeden dönmek olmaz değil mi? 1488'de keşfedilen Ümit Burnu'ndaki Ulusal Park'a ufak bir trenle çıkıyorsunuz. Doğa sevdalıları, dokuz bin bitki çeşidi bulunan 528 hektarlık Kirstenbosch Botanik Bahçesi’ni görmeniz gerekecek. Sınırları içinde Lesoto ve Swaziland krallıklarını barındıran Güney Afrika, banknotlarında ülkenin önde gelen şahsiyetleri yerine hayvan resimleri olan tek ülkedir. Dünyanın başka neresinde aslanların kükreme sesleriyle uykuya dalabilir, veya bir soda gölünden havalanan binlerce flamingoyu izleyebilirsiniz? Manzaraları aklınızı başınızdan alan Güney Afrika, dünyadaki en yüksek AIDS vakalarının yaşandığı ülkelerden birisidir. Irkçılığın hissedilir gerginliği, hava karardıktan sonra can güvenliğinin sıfırın altına düşmesine sebep olsa da birçok gezgine 'seyahat virüsü' bulaştırarak defalarca geri gelmelerine neden olabilecek ülkede bir gün malikane sahibi bir siyahinin kapısında beyaz bir hizmetçi görürsek o zaman ırkçılığın bittiğine inanırız, gerisi laf-ü güzaf.

Gezegeni yakından görmek, kimlerle beraber yaşıyoruz bilmek istiyorsanız bizden ayrılmayın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.