TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

HAYVANLARIN GÖZYAŞLARI

Hayvanlara yönelik şiddet, küresel bir gerçeklik. Üstelik bu sistematik zulüm bazı ülkelerde resmî otoriteler tarafından yasal hâle getirilmiş. İspanya'daki festivallerde boynuzları yakılan boğalar halk arasına salınıyor ve daha sonra şişlenerek işkenceyle öldürülüyor. Bulgaristan'da halen sürdürülen bir gelenekle köpekler asılıyor. Tepkilere rağmen Japonya ve Danimarka'da balinalar sivri uçlu demirlerle katlediliyor. Kanada'da kürkleri yüzünden binlerce fok balığı kafalarına sopalarla vurularak linç ediyor. Çin'de plastik balonlara hapsedilmiş kaplumbağa, balık, kurbağa anahtarlık olarak satılıyor. Asya'da zenginlik ve mevki göstergesi sayılan yüzgeç çorbası yüzünden on binlerce köpek balığı katlediliyor. Meksika'da böcekler canlı olarak mücevherle kaplanıyor ve broş olarak satılıyor. Nepal'de beş yılda bir geleneksel olarak düzenlenen Gadhimai Festivali'nde iki yüz bin hayvan balta ve satırlarla doğrandı. EURO 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesinde Ukrayna sokaklarında 900 derecelik mobil fırınlarda hayvanları diri diri yaktılar. Avustralya’da su kaynaklarını tükettikleri gerekçesiyle yüz binlerce deve vuruldu. Say say bitmez... Sadece zehirleme değil, katliamlar, istismar, işkence... Zulüm, soykırım görüntüleri televizyon, gazete ve sosyal medyada yayınlanıyor.

Batı, hiç bir zaman medeni olmamıştır. Avrupa’da, 19. asırda kadar kilisenin de etkisiyle hayvan koruma dernekleri açılamadı. Veteriner okullarının açılması bile 18. yüzyılda sığır vebasının Avrupa’yı kasıp kavurması ve ekonominin çökmesiyle gündeme gelebildi. 'Yaşlı Kıtada' hayvan haklarıyla alakalı ilk kanuni düzenleme ancak 1950 yılında Danimarka’da oldu.

Tek tek yer ve tarih belirtmeye gerek yok. Gün geçmiyor ki, ülkemizde de yazılı ve görsel medyada hayvan hakları ihlallerine şahit olmayalım. Bu ihlallerin geneli zehirleme ve ateşli silahlarla vurma vakalarıdır. Tüyleriniz ürperdi, değil mi? Onlar candı, eşya değil! Biraz da korona bunun için var efendim! Bütün memeli hayvanlar aynen insanlar gibi bir göze ve gözyaşı mekanizmasına sahipler. Ademoğlu, hayvanlara kötü davrandı. Onlara merhamet etmedi. Korona biraz da bunun için geldi efendim! İnsanlar yaşattığı bu eziyet sebebiyle hayvanlarla yüzleşmeli. O masumlar konuşamadıkları için dertlerini anlatamazdı ama gözleri çok şey anlatırdı. Hayvanların gözyaşları sahipsiz değildi! Unuttuğumu zannetmeyin, tek sebep bu değil elbet. İnsanın insana yaptı barbarlık başka bir yazının konusu.

"Anlayanlar, anlamayanlara anlatsın" demeyeceğim; anlamak için evvela düşünmek gerekir.  ''Başımıza gelen korona salgını, imtihan mıdır, yoksa ceza mı?'' diye sorarsanız cevabım şu olur; eğer bizi doğru işlere yaklaştırıyorsa imtihandır, uzaklaştırıyorsa cezadır...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.