Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

İRLANDA (1)

18 Ekim 2001, Galway... Rüzgarın bir masaldan kopmuş gibi uğuldadığı, yağmurun olanca hızıyla boşaldığı bir sonbahar günbatımında okyanusun kenarındaki yıkık iskeleye oturduğu şehir... Başkentten, ülkenin diğer ucuna çekilen düz çizginin sonunda, farklı bir İrlanda. Trenle gelirken göz alabildiğine yuvarlanan zümrüt yeşili toprakların, başını alıp giden yolların arasında nefes alan usul ağaçları dinlersiniz. Burası, 800 yıl İngiliz sömürüsünde kaldığı halde çürümeye yüz tutmasın diye günlük yaşamda kullanılan İrlanda dilinin sarsılmaz kalesi. Ennis kasabasındaki iş ortağımız, birbiri ardına dizili, 214 metre yükseklik noktasındaki Moher kayalıklarına götürüyor. Otobüslerle Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen ziyaretçiler gibi biz de bol bol resim çekiyoruz. Bir ara gittiğimiz yerdeki kafenin aslında bir zamanlar ayıların inleri olduğunu öğrenince şaşkınlığımız artıyor. Orada olduğunuzu hatırlatan hediyelik eşya mağazası ve mağarayı gelir kapısına dönüşmesi turizmi öğrenmek isteyen acemilere ders niteliğindedir. Evler, birbirinden alçak duvarlarla ayrılmış arazilerin bir motif oluşturduğu tablodan farksızdır. Gün boyu melodi sızan Quay caddesi boyunca keman seslerini takip ederek keyfili alışveriş yapabilir, tel tel etrafa dağılan daracık yollardan, deniz kıyısında olmaya dair vahşi bir çağrı aldığınız ve buna karşı koyamadığınız sahile ulaşabilirsiniz. Görmeden dönülmeyecek ve benzerine az rastlanabilecek Dunguaire ve Clifden kaleleri tarih düşkünlerinin kaçırmaması gereken yerlerdir. Dublin Heuston tren istasyonundan 2.5 saatlik tabiatla baş başa bir yolculuğun ardından ulaşabileceğiniz Galway, farklı ölçekte dil okulları, 170 senelik üniversitesi ile kelimenin tam anlamıyla öğrenci şehridir. Her şey birbirine yakın mesafede olduğundan insanlar toplu taşıma araçlarından çok yürümeyi veya bisiklete binmeyi tercih ediyor. Yıl boyunca ama özellikle yazın oldukça fazla sayıda festivale ev sahipliği yapan, fakirin de defalarca ziyarete doyamadığı kentte gece ya da günün her diliminde güvenliği tehdit edecek bir unsura rastlamadım. En temel yanılgılardan biri de İrlandalıların İngilizler ile ayni karakteristik özellikleri hakkındadır. Hayır. İrlandalılar, sıcakkanlı, yardımsever ve cömerttir. İngilizler ise ikiyüzlü, güvensiz ve düzenbazdır. İngiltere kraliçesi zilli Viktorya 1902’de ölünce,  istilası altındaki memleketlerde kapıların siyaha boyanarak yası tutulması emredilir. Ama İrlandalılar inadına kapılarını rengarenk boyayarak isyan ederler. Sarhoş olma eşiği, Avrupalı komşularından çok daha yukarıda bulunan İrlandalıların içki tüketimi sudan daha fazladır. Mesela yaşlı bir İrlandalı’ya sormuşlar: ''Ahir ömründe hangi hastalığı tercih edersin? Parkinson mu, Alzheimer mi?” Cevap vermiş: “Kesinlikle Parkinson. Viski şişesini nereye koyduğunu unutmaktansa yarısını dökmek daha iyidir.” İngilizce dil eğitimi almayı planlayan Türk öğrencilerine kesinlikle tavsiye ettiğim, tatil tercihlerinizde mutlaka bulunması gereken İrlanda, birer kaşık mavi ve yeşildir.

*

Her yol kitap ayıracı gibi durur hayatımızda, 'Nerde kalmıştık' der devam ederiz.

Haftaya gözlerinize söz geçiremediğiniz enfes bir şehirde yalnız bırakmayın beni.

Bu seyahatteki boşluğu bir masal doldurmaz...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?