Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

İŞTE TÜRKİYE'DE EĞİTİMİN HALİ (1)

Ekmekten sonra eğitim bir milletin en büyük 'gıdasıdır'. Türkiye'de temel sorunların başında defalarca neşter vurulan, sonra geçti sanılıp sarılan eğitim 'yarası' gelmektedir. Dünya eğitim liginde Türkiye'nin sıralamadaki yerine baktığımızda, nitelik ve nicelik kavramlarının ne kadar önemli olduğu gün yüzüne çıkıyor. Ekonomik İşbirliği Kalkınma Teşkilatı (OECD) her üç yılda bir yapılan, ülkelerin eğitim politikalarını değerlendirmesini sağlayan, PISA testinde, Türkiye yine son sıralarda yer aldı. Memleketimizdeki eğitim sistemini tartışırken, çoğu ülke dönüp birinci sıradaki Finlandiya’ya bakıyor. Peki, Finlandiya, bu başarıya nasıl ulaştı? Göz atmakta fayda var. Türkiye’de çocuklar birkaç sokak ötedeki okullarına bile servisle giderken, Finlandiya’da birinci sınıftan itibaren okula yürüyerek veya bisikletle gidiyorlar. Bizde müfredat ve ders kitapları eğitimin baş aktörleri iken orada pek değişmeyen çok basit bir müfredat var. Hemen kendimden misal vereyim. Sene 2004. Anadolu Üniversitesi AÖF Dış Ticaret bölümü öğrencisiyiz. Müfredattaki sekiz dersten çoğu ıskarta! Sınavdaki felsefe sorularından biri kedinin davranışları hakkında, matematik baştan aşağı geometri soruları, iktisat dersen grafik oğlu grafik! İthalat/İhracatla alakasız ne kadar konu ve soru(n) varsa ders kitaplarında. Ecnebi eğitim sisteminde sınav maratonu, mukayese; dershane, özel hoca yok. Finli öğrenciler on altı yaşına kadar imtihana sokulmuyor. Ev ortamı konforunda tasarlanan sınıflarda yaşayarak öğrenme modeline uygun alanlar üretmişler. Burada okullarda ders saati sekiz. Ama okul çıkışında etütler, hafta sonu kursları    ve özel derslerle bu sayı günde on iki-on dört bandını yakalıyor. Birleşmiş Milletlerin mutluluk endeksinde en mutlu halklardan biri olan Finlilerin günlük eğitim saati sadece dört ve bütün öğrenciler eşit düzeyde başarılı. Çünkü, güçlü devlet okulları var, hiç özel okul yok. Türkiye’de kendilerini mesleğin zirvesinde gören çoğu öğretmen kötü sınav sonuçlarında genelde öğrenme güçlüğünden bahseder. Oysa öğretme zorluğu çeken öğretmenlerin durumu hiç irdelenmez. Orada, çocuklardan biri yeterince gelişmiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark eder ve öğrenme programını çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre yeniden düzenler. Finli öğretmenler haftada iki saat hizmet içi eğitime katılmak zorunda. Ülkemizde mevcut eğitim sisteminin yapısı okulların ihtiyaçlarına cevap vermediği gibi, öğrencilerin kabiliyet ve becerilerini artırmayı destekler konumda da değil. 

*

Devam edecek...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?