OLAY 26 SOL
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

KADIN BEDENİ KUTSALDIR, SÖMÜRÜLEMEZ

Bu yazı keşke yazılmasaydı. Yazı, fuhuş kölesi kadınların sesleri çıkmadığı için yazıldı. Ama sesleri çıksın diye de yazıldı... Türkiye'nin içten kanayan yarası, artık sanayileşen, tutması imkânsız bir kartopuna dönen fuhuş sektörü ahlaki erozyona paralel katlanarak artıyor. 

Fuhuş canavarının baş hızlandırıcısı televizyon dizileri en sarsılmaz aile kalesine  her gece özendirici mahiyetteki müstehcenliği sokarak, aynanın kenarındaki fotoğraflar misali hayat parçacıkları savruk ailelerin çocuklarına 'kıyısız' bir hayat sunmaktadır. 'Canlı kadın eti pazarı' genelevlerde kayıtlı binlerce hayat kadını çalışıyor, binlercesi vesika beklerken, binlercesi de gizlice fuhuş yapıyor. 

Akşamın siyah ağı, günün ipliklerinde dokunurken, şehvetini yemleyen insan! Nefsin; üzüm hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça,                                  ruhunun üzüm salkımını görebilir misin? Başkalarının namusunu çalan, kendi namusunu kaybeder. Üzerine titrediğimiz toplumsal yapımızın 'çimentosu'                 aile kurumunun temel taşı, ayaklarının altından Cennet'e baktığımız kadın kutsaldır. 

Cinsel eziyet, işkence, aşağılama, horlama gibi insanlık onuruna yakışmayan                  bu fuhuş köleliğine kim dur diyecek? İnsanı kaybetmekten daha kötü bir şey vardır: İnsanlığın anlamını kaybetmek. Türkiye; erkek cinselliğinin sınırsız özgürlüğünü savunup da, kadınlara ahlak kriteri koyan çarpık fikir yapısının bir ürünü genelevlerle  ne zaman yüzleşecek? 

Dünyadaki en sağır edici ses, yüreği yıldızlara, hasreti gönül direğine asık, acı çeken kadının suskunluğudur. Aslında güzel görünmek için değil,                   acılarını gizlemek için makyaj yapan, bedenlerinin vurulduğu soğuk yerde bir kapının aralığına biriken bakışların arasında kendi gözlerine yer arayan  kadınların gözleri 'idam sehpasıdır' ve bu yüzden derindir göz çukurları. Bilekleri izlerle doludur. Ama kadın kollarını saklamaz. Çünkü saklanacak yarası kalbindedir.

Kayalık yarıklarında yuvalarını kurmayı bekleyen deniz kuşları gibi, biraz çaresizlik, biraz itilmişlikten yüzlerine iş-aş kapıları kapalı tutulduğundan ötürü bataklığa düşmüş, düşürülmüş 'avlar' için devletin kurtarma projeleri nelerdir? Yaşadıkları, yaşamadıklarını yaşamasına engel gamlı kadınların kanayan yaraları sarılıp topluma kazandırılamaz mı? 

Onların kırık hayalleri, hıçkırıkları, çığlıkları çok yerde karşımızda. Yalnızca Türkiye'nin bilmem ne kentinin umumhanesinde değil, bu yazının satırları arasında da...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.