TOP 5 HABER
Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Sezai  KESKİN

Sezai KESKİN

KANADA (2)

17 Eylül 2005, Niagara... Ormanlık tepelerin arasında kıvrılan ve ufka doğru                            yolu kucaklarcasına ilerleyen bir otobüs, kuşlara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Sessizliğin koynundan fırlamış gibi duran ılık bir sabahta. Kızılderili dilinde "Suların Şimşeği" manasındaki üç büyük şelalenin ortak adı Niagara, elli altı kilometre uzunluğundaki nehir üzerinde doyumsuz bir doğa harikasıdır. İhtişam abidesi şelalenin seyrine dalmak, sevdiğiniz şarkıyı tekrar dinlemek, etkilendiğiniz kitabı yeniden okumak gibi tatlı hisler yaşamaktır. Amerika ile Kanada arasında adeta sudan bir sınır oluşturan bu muhteşem şelaleye, suyun kuvveti  ve on metrelerce yüksekten dökülürken ortaya çıkardığı gök gürlemesi benzeri ses eşlik eder. Nehir üzerinde güvenli seferler düzenleyen özel teknelerin turlara başladığı Maid of the Mist (Sislerin Kızı) iskelesinden şelalenin döküldüğü noktaya kadar yaklaşabilirsiniz. Kuzey Amerika'nın iki komşu ülkesini birbirinden ayıran Rainbow Bridge (Gökkuşağı köprüsü) aynı zamanda sınır kapısı vazifesi görmektedir. Kanada tarafında, dev suları metrelerce yükseklikten aşağıya boşalan büyüleyici Atnalı Şelalesi'nin (Horseshoe Fall), muhteşem 'dansını' seyredebileceğiniz gözlem kulesinin seyir terasına çıkmayı ve insanda karşı konulmaz                  bir yürüme isteği uyandıran park içinde asırlık çam ağaçlarına yaslanmayı mutlaka tatilinize dahil ediniz. Buraya kadar gelmişken kesinlikle, şelaleden akan suların oluşturduğu 'perde'nin ardında bulunan Cave of the Winds'e (Rüzgarlı Mağaralar) inmelisiniz. Şelale temalı sayısız marka ve hediyelik eşyaların satıldığı birçok mağazada fiyatların hiç de 'masum' olmadığını hatırlatalım. Yine, konaklama alternatifleri fazla olmadığından, çoğu beş yıldızlı otel fiyatları gerçekten çok 'uçuk'.                   Bu nedenle çoğu ziyaretçi geceyi yol kenarında araba veya karavanda geçirmektedir. Pastel renkli odaları, yoğunlukla sarı çiçek bahçeli, çatlak sıvalı bir motelde konaklamıştık, lodosun yıprattığı camlarda yağmur izi... İnsan ruhunu yukarılara çeken güneşli bir havaya denk gelebilmek ince bir hesap. O nedenle sarı 'boyası' dökük güneşin kırıntısında, çimenlerin üstünde, sırtüstü uzanan şen, gamsız kızların rüzgâr göğsünü öperdi ve açar yaprak yaprak, rüzgarda ağır ağır savrulurdu kelebekler... Misafirlerine eşsiz alternatifler sunan, tam bir doğal park görünümündeki kasabada                   irili ufaklı barlar ve kumarhaneler farklı eğlenceler vaat ediyor. Görmeden inanmak, yaşamadan hissetmek zor. Niagara, tatil alışkanlıklarının dışına çıkıp, değişik çehreler arayanlar için, seyahat haritasında daire içine alıp yola revan olunacak müstesna                      bir belde. Zümrüt yeşili yumuşak çimenlerin üzerinde otururken, parlak kahve tüylü sincapların koşuşturması, ağaç kümeleri arasından havalanan kuşların 'gitar' cıvıltıları yüreğinizi ve gözlerinizi 'esir' alacak. Tüm yolculukların ortak noktası hepsinin bitmesidir. Önemli olan nasıl bittiği değildir, kendisidir seyahatin. Konuşacak bir şey yoktu, gözlerimi bıraktım Niagara'da; Ay, kar tanelerinin çiçeklere toz serper gibi savurduğu 'gümüş' kılıcı yüzüme değdiğinde...     

*

Uzakları yakına getiren bu köşeden bu haftalık da bu kadar. Uzaklar, yalan sözlerin bahanesidir. Gittiğin yer güzel olursa, yol insanı yormaz. Her satırı yaşandıktan sonra yazılmış, kalbinizde bıraktığı ışık, yüzünüzde bıraktığından daha derin bir şehrin                  keşfine çıkarken siz de orda olacak mısınız? Haftaya!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.